Tutuklu akademisyen Muzaffer Kaya’dan mektup var

Sevgili Sendika.Org okurları,

Cumhuriyet tarihinin en köklü siyasi krizine tanık oluyoruz. Saray’ın yurtta ve dünyada savaş politikası, Türk tipi başkanlık rejiminin (faşizm diye okuyabilirsiniz) inşaasıyla iç içe geçmiş durumda. Ülkece mehter marşı eşliğinde uçuruma doğru hızla ilerliyoruz!

Ancak bu çılgın gidişatı durdurmak hala mümkün. Biz Türkiye’nin batısındakiler üstümüzdeki şaşkınlığı atıp, aktif yurttaşlık bilinciyle, barış ve demokrasi için birlikte sesimizi yükselterek bu korkunç savaş ve faşizme sürüklenişi durdrabiliriz. İktidarın illüzyonuna kapılmamış yurttaşlar olarak daha cesur daha dirayetli daha dayanışmacı olmamız gereken günlerden geçiyoruz.

İleride tarih kitaplarının 2016 yılı Türkiyesi için ne yazacağını, bugün bizim yapacaklarımız belirleyecek. Örneğin 22 Nisan’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek bizim ve gazetecilerin duruşmalarını tarihçiler, Türkiye’de faşizmin kurumsallaşmasına giden yolun köşe taşlarından birisi olarak mı yoksa, ülkeyi faşizme sürükleyen savaş ittifakının geriletilmesinde etkili olan anlardan birisi olarak mı yazacaklar? Bunu bizim mücadelemiz belirleyecek. Kritik bir tarihsel anın içinde olduğumuz bilinciyle, demokratik Türkiye mücadelesinin yoldaşları olarak, adeta tek bir partiymişiz gibi birlikte çalışmayı başarabilecek miyiz?

Siyaset kurumunun tıkandığı ve ülkenin bir çıkmaza girdiği anlarda yurttaşların alacağı demokratik inisiyatif hayati öneme sahiptir. Çok değil, daha üç yıl önce Gezi’yi yaratmış ve yaşamış, daha geçen yıl büyük bir seçim başarısına imza atmış yurttaşlar olarak bu ülkeye barışı da özgürlüğü de getirebilecek güce sahibiz. Bu inançla, hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya

Silivri Cezaevi / 28.04.2016”

kaynak: sendika10.org