Latife Tekin Romanlarını Okutmak: Ulus-Ötesi Açılımlar, Yeni Pedagojiler

‘Sevgili Arsız Ölüm’ metin olarak sürekli genişleyen, diğer metinlerle yan yana gelmeyi arzulayan ve Avrupa merkezli bir yorumu yeniden üretmeyen edebiyat ağının bir parçası, nihai olmayan bir bileşeni olarak düşünülebilir.

Giriş

Goethe’nin on dokuzuncu yüzyılda Weltliteratur’ü tartışmaya açmasıyla birlikte dünya edebiyatı kuramsal açıdan günümüze değin daima yeniden tanımlanmış, bu kavram artık neredeyse amorf diyebileceğimiz bir evren yaratmıştır kendisine. Dünya edebiyatı kavramını erken on dokuzuncu yüzyılda Goethe şöyle kullanır: “Artık ulusal edebiyat kavramı anlamsızlaşıyor; dünya edebiyatı çağına girdik ve herkes bu çağa ayak uydurmak için üstüne düşeni yapmalı. Yabancı ülkelerin edebiyatlarına karşı duyduğumuz böylesi bir saygı, yalnızca bir yapıta bağlanıp kalmamızı ve onu biricik ve örnek yapıt olarak görmemizi gerektirmez. Örneğin Çin, Sırp, Calderon ya da Nibelungen. İşte başyapıt budur diye nihai bir karara varmamalıyız. Kadim bir misal, bir başyapıt gereksinimi duyduğumuz her zaman, insanlığın güzelliğini anlatan Antikçağ Yunan eserlerine dönüp bakmalıyız. Bunların dışındakileri de tarihsel açıdan incelemeliyiz ve iyi yapıtlardan olabildiğince çok şey öğrenmeliyiz” (1827).

Goethe bu sözleri söylerken, 1820’lerin başında Çin, Sırp, İtalyan (Tasso), İran (Hafız-ı Şirazi), İspanyol şiiri ve İngiliz romanıyla (Samuel Richardson) ilgileniyordu. 1819’da Hafız-ı Şirazi etkisiyle yazdığı Doğu-Batı Divanı eserini yayımlamıştı ve Balzac hayranıydı. Bir ulusun sınırları içinde yazılan edebiyattan ziyade, farklı kültürlerin birbirleriyle etkileşim halinde olduğu, farklı zamanlardan farklı yazarların birbiriyle temas ettikleri bir döneme girildiğini ve ulusal edebiyatın bir anlamda bitişini işaret ediyordu. Bu noktada kaçınılmaz çeviri meselesini tartışmaya açıyordu Goethe. Ne var ki Goethe’nin kavramsallaştırması dönemi bağlamında epeyce önemli olduğu halde Avrupa merkezciliğinden kurtulamamıştır. Kimi eleştirmenler Goethe’nin kuramsallaştırmasını coşkuyla kabul edip bu kavramın Avrupa merkezli kanona meydan okuyabilecek biçimde kullanılmasını savunurken, kimi yazar ve eleştirmenler ise dünya kavramının bir meta haline geldiğini ileri sürer. Benzer anlayışla, Simon During ve Emily Apter gibi akademisyen ve eleştirmenler Dünya edebiyatının ancak çok sınırlı metinler ve yazarlar ile çevrelendiğini, uluslararası pazarın tek tipleştiğini ve Dünya edebiyatının ancak çok kolay tüketilen metinler üzerinde yoğunlaştığını ileri sürerler.

Pascale Casanova Dünya Edebiyatı Cumhuriyeti (1999 İngilizce; 2010 Türkçe) adlı önemli kitabında ekonomi ve siyasetten görece bağımsız olan ve dillerin, estetik düzenlerin, edebi türlerin egemenlik için mücadele ettiği bir dünya edebiyatı portresi çizer. İlkin Latince ardından Fransızca ve günümüzde İngilizcenin küresel kavramsallaşmasını tartışırken sanatsal anlamda birbiri ile rekabeti ve bu doğrultuda, yaşadığı coğrafi yerleri bir başkentine dönüştürmeyi konu edinir. Bu bağlamda marjinal veya çeperdeki dil ve edebiyatların, merkezdeki dil ve edebiyatların acımasız baskısına maruz kaldığı bir eşitsizlik düzeninden bahseder (s.15-20). Edebiyat ürünlerinin dünyaya nasıl yayıldığını ve değerlendirildiğini anlamamız için sistematik bir model geliştiren Casanova, edebiyatın standartlarını belirleyen, örneğin Paris gibi belli başlı merkezler olduğunu, yapıtların yeniliğiyle modernliğinin bu merkezlerde ölçüldüğünü tartışır. Casanova’nın bu yaklaşımı karşısında edebiyat eleştirmeni Susan Stanford Friedman, Dünya edebiyatının yeteri kadar küresel olmadığını, aksine Batı emperyalizmini yeniden ürettiğini iddialı ve inandırıcı biçimde tartışırken Batı kültürünü her şeyin ölçütü almamamızı önerir (s.2). Bununla birlikte kavrama getirilen en kapsamlı eleştiriler sömürge sonrası kültürel ve edebi çalışmalardan gelir. Bilhassa sömürge sonrası bağlamda edebiyat çalışan eleştirmenler Dünya edebiyatının merkezciliğini ve sömürge söylemini nasıl tekrar tekrar ürettiğini Afrika, Güney Asya ve Orta Doğu metinlerini yakın okuyarak ortaya dökerler. Dünya edebiyatının tek tipleşmiş dünyasını tartışmaya açarlar.

Ben bu yazıda Dünya Edebiyatının kavramsal ve metodolojik yaklaşımlarına ve sınırlarına çok değinmeyeceğim. Böylesi bir çerçeve bu yazının sınırlarını aşacaktır. Aksine, yazıda ilkin kendi akademik tecrübemden yola çıkmak niyetindeyim. Latife Tekin’i Washington Üniversitesi’nde lisans düzeyinde verdiğim “Çağdaş Türkçe Edebiyat: Hatırlama ve Anlatı” ve “Dünya Edebiyatına Giriş” derslerimde öğrencilerle birlikte nasıl algıladığımızdan, uluslararası ve disiplinler ötesi bir sınıf dinamiğinde Latife Tekin edebiyatını “Dünya Edebiyatı” olarak nasıl okuduğumuzdan bahsedeceğim. Bu bağlamda Dünya edebiyatını farklı dünyalar yaratma kapasitesi, Avrupa merkezci olmayan, Batı/Doğu hiyerarşik diline yaslanmayan bir imgelem evreni çatma potansiyeli olarak düşüneceğim ve bu düşünceyi Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm romanı aracılığıyla dile getireceğim.

Dünya edebiyatını elbette çeviri, çeviri politikaları, küresel dolaşım, küresel pazar ve güç ilişkileri meselelerinden ayrı düşünemeyiz ve kavramsallaştıramayız. Ancak tam da bu noktaların getirdikleri çok katmanlı ve karmaşık sistemler bütününü yadsımadan ve bu sistemle bir arada Dünya edebiyatının asıl failliği, başka deyişle kendi kendini örgütleyen açık uçlu anlayışı üzerinde duracağım. Daha önemlisi Tekin’in edebiyatı aracılığıyla Dünya edebiyatının bizzat kendisini failsel olarak tanımlayıp ele almak niyetindeyim. Böylesi bir çağrıya beni çekenin Tekin’in romanlarının Amerikan akademisinde bilhassa Amerikalı öğrenciler tarafından öncelikli olarak karşılaştırmalı ve ilişkisel biçimde okunmasından kaynaklandığını ileri sürüyorum. Bu okumadan muazzam, sürprizli, çok yönlü ve dolaşık, Batı merkezli kuramsallaştırmanın ve yorumlamanın ötesine geçebilen yepyeni edebiyat evrenleri doğar. Dünya edebiyatının dünyalarını yeniden gözden geçirmemizi öneren bu okumanın, Tekin’in eserlerinin küresel dolaşımını bize başka bir gözle yeniden düşündürttüğü kanaatindeyim. Böyle bir okuma Sevgili Arsız Ölüm’ün hem anlatısal hem pedagojik sınırlarını genişletir ve sınırların karmaşık ağ içinde dinamik olarak şekillenmesini mümkün kılar.

Sevgili Arsız Ölüm ve Geniş, Geniş Bir Deniz: Kültürler Arası Yakınlıklar, Temaslar

2018-2020 yılları arasında verdiğim derslerde Türkiye’nin coğrafi, kültürel, etnik, siyasal ve dilsel dizgelerine ilkin hiç mi hiç aşina olmayan birinci ve ikinci sınıf üniversite öğrencileri, zaman geçtikçe Sevgili Arsız Ölüm’ün büyülü gerçekçi dünyasına, Alacüvek Köyü’nden şehre göç eden Atiye, Huvat ve çocuklarının yaşantılarına çekildiler. Sevgili Arsız Ölüm’deki hem ölüm-yaşam zıtlığına hem de ölüm-yaşam bir aradalığı içinde yoksulluk, yoksunluk, toplumsal temalara bağlanan içsel yolculuklara tanıklık ettiler. Huvat’ın topladığı antikaları ve aygıtları, Atiye’nin Azrail’ini ve cinlerini, Dirmit’in perilerini ve damdan uçan uzun kuyruklu mektubunu hiç yadırgamadılar. Buradan hem gözleyene hem de gözlenene faillik atfettikleri yepyeni bir okuma ile Atiye’yi ve Dirmit’i dünyadaki başka göç, benlik, aidiyet, hasret ve direniş hikâyelerine kattılar. Sınıfta Latife Tekin edebiyatını okuduğu ilk andan itibaren çok sevdiğini ve Tekin’in dilinden çok etkilendiğini söyleyen Amerikalı bir öğrencimin ödevinin şu başlığı, “Atiye’nin Cinleri, Christophine’in Obeah’sı: Sevgili Arsız Ölüm ve Geniş, Geniş Bir Deniz Analizi” tam da bu dolaşık edebiyat evrenine ve dünya edebiyatının yeniden gözden geçirilmesi gereken “dünyalarına” verilen en güzel cevaptır belki de. Ödevi okuduğumda çok heyecanlandığımı ve etkilendiğimi hatırlıyorum. Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’deki Atiye ve Dirmit karakterine dair böylesine özenli bir yakın okuma, bilhassa Atiye’nin tematik olarak incelenerek mizaç özelliklerinin tespiti ve buradan önerilen kültürler arası bir karşılaştırma, okyanus ötesinde lisans düzeyinde verilen dünya edebiyatı ve Türkçe Edebiyat derslerinde ender bulunur. Zira Sevgili Arsız Ölüm’ün dünyası Batı Hint Adaları’nda doğan Dominikli yazar Jean Rhys’in en önemli roman karakterleri Antoinette ve Christophine’in yersiz yurtsuzluklarına, yaşamdaki direnişlerine ihtimamla sarılır. Rhys’in 1966’da yazdığı ve başyapıtı sayılan Geniş, Geniş Bir Deniz, Charlotte Brontë’nin Jane Eyre’indeki Mr. Rochester’ın akıl hastası olan ilk karısı Antoinette Cosway’in (tavan arasındaki “deli kadın” Bertha Mason) gençlik yıllarını anlatır. Antoinette’nin Kreol kimliğinden doğan yersiz yurtsuzluğunu, yakınları tarafından dışlanmasını ve adım adım nasıl deliliğe doğru itildiğini konu edinir; ataerkinin, kölelik ve ırkçılığın farklı veçhelerini sunar okura. Daha da önemlisi İngiliz İmparatorluğu’nun emperyalist kalbine doğru yöneltilmiş ucu keskin bir ok gibidir Rhys’in anlatısı ve tam da bu nedenle, imparatorluğa çok önemli bir farkla geri geldiği için, son derece çarpıcı ve sarsıcıdır.

Öğrencim ödevinin giriş bölümünde kadınlık, histeri ve delilik temalarını açımladıktan sonra Geniş, Geniş Bir Deniz’deki Antoinette ve Christophine karakterleri ile Sevgili Arsız Ölüm’deki evin küçük kızı Dirmit ve annesi Atiye arasındaki benzerlikleri, temasları, karşılaşmaları nasıl yakın okumaya tabi tutacağını incelikle anlatır. Burada her iki romanın anlatısal düzlemdeki örtüşen temaları, öne çıkan büyülü gerçekçi motif ve sembolleri, birbirlerine üstünlük kurmaksızın ilişkisel bir bütünlükte incelenir. Sevgili Arsız Ölüm’deki İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası inançlar, semboller, ritüeller, destanlar ile Afrikalı kölelerin on sekizinci yüzyıl başlarında Karayip Adaları’na getirilmelerinin ardından kendi kimliklerini sömürgeciye karşı korumak amacıyla tutundukları Obeah (Batı Hint büyüsü) şifa ve adalet uygulamaları arasındaki çarpıcı karşılaşmaları okuruz. İlkin anne Atiye’nin ev halkını bir arada tutma çabasını, çocukları ve özellikle Dirmit ile ilişkisini inceleyen öğrencimin yazısında, köyden şehre göç etmiş olan ailenin tek odalı bir evdeki yaşam koşulları, şehir yaşamına uyumları, uyumsuzlukları; büyü, fal, İslamiyet ve sözlü kültürün temsil imkânlarını odağına alarak okura verilir. Yazıda ataerkil zihniyetin aile bireylerinde nasıl vücut bulduğu ve bu zihniyete karşı geliştirilen alternatif söylem ve başkaldırı Dirmit karakteri ve en çok da Atiye aracılığıyla okura aktarılır. Bu bağlamda Atiye’nin hem Azrail hem de Hızır ile konuşması resmi söyleme ve doğrusal zamana karşı direnen duyumsal ve kişisel bir tarih çatma hikâyesidir. Atiye’nin bu hali eski inanç sisteminin içinde düş ile gerçek arasında fark gözetmeyen bir yaşamı önceler. Atiye büyü, düş ve gerçeğin bir arada var oluşuna inanırken nesne ve özne, akıl ve duygu gibi ikili karşıtlıkları tıpkı Şamanizm’i yaşayanlar gibi reddeder; yaşamı ve hakikati bütünsel olarak algılar. Öğrencimin yazısında Atiye’nin bu algılayışı Obeah uygulamalarının bir tutkunu ve Antoinette’in manevi annesi Christophine’in Avrupa merkezciliği ve Aydınlanma’nın hiyerarşik kategorilerini reddeden dünyasına karışarak genişleyip çoğalır. Christophine tıpkı Atiye gibi cinlerle, ruhlarla konuşur, iksirler hazırlar, patriyarkal sistemde güçlü bir kadın olarak ayakta durmaya çalışır, siyah-melez kültürünün ve yerel bilginin sömürgeci karşısında yok olmaması için kendi ritüellerini, inançlarını daima önceler. En önemlisi Dirmit ve Atiye gibi kültür-doğa, akıl- ruh, insan-hayvan ayrımlarına feminist güçle direnir. Karakterlerin içinden geçtikleri ve tecrübe ettikleri bireysel ve toplumsal sarsıntılara çoğu zaman şifa niteliğindedir bu direniş.

Kurduğu biricik estetik evreni indirgemeksizin Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’ünü karşılaştırmalı ve ilişkisel biçimde okuyup, farklı edebi dünyaların yanına yerleştirerek öğretebilmek sadece bu ödevle sınırlı kalmaz. Postmodernist anlatı tekniklerini, kurmacayı, metinlerarasılığı, kolajı konuştuğumuz derslerin birinde yaratıcı sunumlarla gelir öğrenciler. Sunumlardan birinde Dirmit’in damdan uçan uzun mektubu önce Jamaika’ya, sonra İngiltere’de tavan arasındaki odada yaşayan Bertha Mason’a yani Antoinette’e ulaşıp ona güç verir. Dirmit benim elimden şiirlerim, gitarım, tulumbam alındı diye yazarken Antoinette’e kendi nefesini, kuvvetini üfler. Böylelikle dayanışmanın zamansal ve mekânsal sınırlarını genişleten dolaşık bir performans açılır önümüze. Biri on dokuzuncu diğeri yirminci yüzyılda apayrı coğrafyalarda bulunan, tarihsel dönemeçlerle patriyarkal sisteme ve toplumsal baskıya direnen iki genç kadın böylelikle buluşur. Bu buluşma heyecanlıdır, hülyalıdır ve sürprizlidir.

Sonuç: Sevgili Arsız Ölüm’ün Arzusu

Bu yazıda aktarmaya çalıştığım ilişkisel okumanın, dolaşık öğrenme ve öğretme biçiminin iki açıdan önemli olduğu kanısındayım. Birincisi Türkçe Edebiyatı dünya edebiyatı bağlamında yabancı akademide öğrencilerle birlikte düşünerek, söz üreterek kolektif biçimde incelemek sözde küresel, kendine kapalı bir sentezin dışına çıkar. Türkçe edebiyatı esneyebilen, kendinden farklı metinlerle temas edip çok yönlü bağlantı noktaları kurabilen bir takımyıldızı olarak düşünmemizi imkânlı kılar. Edebiyat eleştirmeni Shu-mei Shih bu okuma biçimine el veren metinlerin dünya tarihi içinde konuşlandığının altını çizerek metinlerin edebi yay veya edebi kavis yarattıklarını tartışır (s.437). Bu kavise şeklini veren ise metinlerin dünya tarihindeki konumsallıkları ve toplumsal iktidar ilişkileri ağları olduğu kadar edebiyatın failliği ve dünya kurma kapasitesidir. Sevgili Arsız Ölüm, ilk baskısını 1983 yılında Türkiye’nin vicdanında ve ruhunda telafisi olmayan bir yarık ve yara açan 12 Eylül 1980 darbesinin ardından yayınlanır. Darbeye, şiddete, bireysel ve toplumsal travmaya tanıklık etmenin biricikliğine ve yüküne muazzam bir çentik atar Tekin. Tanıklığın suskusu ve tanıklığın çığlığı ile dile gelir Sevgili Arsız Ölüm. Rhys’in Geniş, Geniş Bir Deniz’i Batı sömürgeciliğine, ötekileştirmeye, kadını tavan arasına kapatmaya karşı sarsıcı bir cevaptır.

Edebi kavisin verili dünyaları değiştirme, yeniden şekillendirme gücü Dünya edebiyatını salt çeviri dolaşım, küresel pazar, merkez-çeper ilişkisi çerçevesi ötesinde kapalı sisteminin dışında da tahayyül etmekten geçer. Bu çerçevede Dünya edebiyatının kendisi bir faildir; harekette bulunan, şeylere neden olan ve farklı bağlamda estetik sonuçlar ortaya çıkaran bir faildir. İkinci önemli nokta olarak Tekin’in edebiyatına tam da bu faillik aracılığıyla geri gelirsek, romanın İngilizcede küresel dolaşımı ile burada başka bir okuma önerisi vardır. Sevgili Arsız Ölüm metin olarak sürekli genişleyen, diğer metinlerle yan yana gelmeyi arzulayan ve Avrupa merkezli bir yorumu yeniden üretmeyen edebiyat ağının bir parçası, nihai olmayan bir bileşeni olarak düşünülebilir. Bu yanıyla Rhys’in metni ile beraber okunurken hâlâ oluştuğunu, ulus ötesi dayanışma pratikleri ve yeni okumalar önerdiğini söylemek mümkündür. Dünya edebiyatının merkezi sayılmayan Dominik’ten, sömürge sonrası eleştiriden ve özgürleşme hikâyesinden uzanarak Sevgili Arsız Ölüm’e eklenir ve onu çoğaltır (veya burada tam tersi bir ilişkiyi de düşünmek mümkündür). Rosi Braidotti’nin söylediği gibi arzu asla verili değildir. Aksine, geçmişten bize yansıyan uzun bir gölge gibi, hareket ettikçe önümüzde ilerleyen bir ufuktur. Sevgili Arsız Ölüm’ü okyanus aşırı bağlamda okurken ve öğretirken hareketin, enerjinin ve hayallerin çarpıcı etkisiyle metnin arzusuna, normatif görüntüden taşmasına, kendinden farklı dünyaları kudretiyle etkileyip dönüştürmesine ve böylelikle yeni pedagojik yaklaşımlara vâkıf oluruz.

Referanslar

Apter, Emily. Against World Literature: On the Politics of Untranslatability. Verso, 2013.

Braidotti, Rosi. “Görüşmeler”, Yeni Materyalizm: Görüşmeler ve Kartografiler, derleyenler Rick Dolphijn ve Iris van der Tuin. Yort, 2019.

Casanova, Pascale. Dünya Edebiyat Cumhuriyeti. Varlık Yayınları, 2010.

Damrosch, David. What Is World Literature? Princeton University Press, 2003.

During, Simon. Exit Capitalism Literary Culture, Theory and Post-Secular Modernity. Routledge, 2009.

Friedman, Susan Stanford. “World Modernism, World Literature, and Comparaticity”. In: Mark Wollaeger and Matt Eatough (eds.). The Oxford Handbook of Global Modernisms. Oxford University Press, 2013.

Rhys, Jean. Geniş, Geniş Bir Deniz. Can Yayınları, 2000.

Shih, Shu-mei. “Theory in a Relational World.” Comparative Literature Studies, vol. 53, no. 4, 2016, pp. 722–746. JSTOR, www.jstor.org/stable/10.5325/complitstudies.53.4.0722.

Tekin, Latife. Sevgili Arsız Ölüm. İletişim, 2017.

__________. Dear Shameless Death. Translated by Saliha Parker and Mel Kenne. ‎ Marion Boyars Publishers Ltd, 2001.