Latife Tekin Edebiyatında Protez İmge Olarak Yoksulluk

Tekin başlangıçtan beri hep orada olan, ama asla tamamlanamayan bir yoksulluk kavramını ele alarak farklılaşır. Yoksulluk her yerdedir ona göre ve aslında çoktan oradadır. Mekâna ilk gelen konuktur.

Edebiyat, evreni dil ilişkisinde tutmayı önceler. Nesne ve mekân bu sayede süreklilik edinir. Fakat bu niteliğiyle mevcut ve sıradan bir durumu inceler aslında. Hep orada olanın hikayesini tekrar tekrar görmemizi sağlar. Latife Tekin’in yoksulluk temasını mesele edinmesi gibi. Yazar, başlangıçtan beri hep orada olan, ama asla tamamlanamayan bir yoksulluk kavramını ele alarak farklılaşır. Yoksulluk her yerdedir ona göre ve aslında çoktan oradadır. Mekâna ilk gelen konuktur. Zengin yemek masasında, geniş gardıropta, tutkulu sevişmede…

Yapıtlarının gerçekleştiği süreç yazarın bizatihi ruhsal çalışma zamanıdır. Çalışırken teknik zihin işleyişinin oldukça uzağındadır. Bu niteliği metinlerinin dilinde akıcılık kaybı, olay örgüsünde kopukluk gibi algılansa da yazarı ve metinlerini özgün kılar. Bilindik, sıradan yoksulluk hikayeleri kişiselleşir. Çalışma sırasında taşınır; ruhsal olarak mevcut yoksulluğa nüfuz eder. Yazar, yoksulluğu adeta kendini kaybedercesine giyinir. Metni bu sayede erotik niteliğe ulaşır.

Yoksulluk, karakterleri tutkulu hale getirir. Çolak, kekeme, şaşı karakterler yoksul oldukları için hep oradadır aslında. Yoksulluk dile geldiği zamanlar karakterler birer kahramana dönüşür. Zedelenmişler birdenbire konuşmaya dahil olur ve okur metnin bu durumunu yadırgamaz. Çünkü yoksulluk, her defasında nesnel olarak algılanan bir durumdan yazar tarafından öznel olarak kurulan yeni bir niteliğe bürünür. Okur-metin ilişkisi büyülü bir hisle çevrelenir. Bu durum, aç olduğu anda mevcut memeyle karşılaşmasını bir keşif gibi yaşayan bebeğin aynı zamanda bir yaratıcılık deneyimi kazanması gibi düşünülebilir. Becerisini; “O kadar güçlü acıkıyorum ki memeyle karşılaşabiliyorum” şeklinde hisseder. Sanrısal bu duygudurum yüzünden okur, yoksulluğu bedeninin ve ruhunun bir devamı gibi algılar.

Latife Tekin edebiyatındaki yoksulluk teması şu sıra üzerine çalıştığım ‘protez imge’ kavramıyla ele alınabilir. Özne çekildiğinde, kendiliğin (self) ayna imgesi de çatışmasız bir şekilde mekânı terk eder çoğunlukla. Fakat farklı imgeleme halleri de mümkün. Yoksulluk, fizik eksiklik, arzu kaybı gibi benzeri birçok durum öznenin ideal ayna imgesini zedeleyebilir. Hasarlanmış imgeler özne çekilse bile aynayı terk etmez. Özne, kısıtlılık içeren hasarlı ayna imgesinin diğerinin cinsel ihtiyacı için gerekli olduğuna kanaat getirir. Bu protez imgedir. Kusurlu imgeye ikna olur, çünkü bir çıkar elde etmiştir: Diğerinin (babanın/erk) arzu nesnesidir artık. Protez imge, somutluğuyla yer değiştirir ki sosyal medyadaki görünüm bir örnek olarak düşünülebilir. Kısıtlılık yaratan özellikler içeren protez imgeyi, bir beceri sonucunda kendisinin isteyerek yarattığını varsaymaya başlar. Özne, somut varlığına ihtiyaç duymaz ve bir bakıma ölümü ister duruma gelir. Çünkü protez imgenin yaşama devam etmesi, onun haz alabildiği tek yaşama tercihi haline gelmiştir. Aynaya hapsolma…

Latife Tekin metinlerinde intihar eden, işten atılan, adam öldüren, sakatlanan, evine zengin kapısı taktıran karakterler birer protez imgedir. Sevdiği kadın ya da erkeğe yakınlaşabilmek için işbirliğine açık arkadaşlarının öneri ve telkin içerikli konuşmaları protez imgenin öznelleşttiği anlara ilişkin örneklerdir. Metinlerinde başkasının cinsel ihtiyacı için öznel olarak inşa edilmişlerdir. Aracılık edinerek cinsel edimini (strap-on) gerçekleştiren karakterin bu durumu bir anlamda kendini yeniden sahnelemesi olarak yorumlanabilir. Mevcut varlığından daha anlamlı hale gelmiş olur böylece. Onun için sakatlanır, onun aşkı için kendini öldürür her biri. Başkasının duygusal ihtiyacı için cesurdur ya da akıl hastasıdır. Diğeri uğruna entrikanın, istismar alanının bir motifi haline gelir.

Protez imge erk baskısı sonucunda, babanın cinsel talebine bir yanıt olarak edinilir. Bebeğin memeyle dolaysız (babanın cinsel talebinin olamayacağı) bir ilişki içinde olduğu neredeyse bir aç aylık o mitik evre (oral simbiyotik dönem) fallik imgeyle bozguna uğrar. Protez imge kavramı babanın, meme bebek ilişkisi de dahil her evrede orada etkin bir biçimde hep mevcut olduğu hipotezine dayanır. Latife Tekin metinleri erk baskısının haksız cinsel talepten kaynaklandığını bütün berraklık ve edebi inceliğiyle dile getirir.