‘Bazen Bahar’

Melisa Kesmez’in ‘Bazen Bahar’ında kaybediş ve buluş öyküleri var. Ağır ağır iyileşen yaraların iyileşme evreleri ve kalan izlerin insanın aklını olmadık zamanlarda olmadık yerlere götürüşleri var.

“Ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım
Da çiçekler açsın ruhunuz.
Hadi alkışlayın!
Biliyorum hala biraz safım.”
Didem Madak

Bazı kadın yazarların bazı kadınlar üzerinde bıraktıkları nevi şahsına münhasır etkiler var. Tanıdığım pek çok kadını etkilediği gibi beni de en çok etkileyen “çiçekli şiirlerin” şairi kadın Didem Madak’tır. Ve yine bazı kadınları okurken içimden geçirir dururum nedense; bana okurken onu hatırlatan onun okusa çok seveceği kadınlar yazmaya ve yayınlamaya başladılar. Biraz çiçekli, biraz hüzünlü, bazen baharlı.

melissa_kesmez_4

Melisa Kesmez’in Sel Yayıncılık tarafından yayınlanan ikinci öykü kitabı Bazen Bahar, bir rutubetli duvar bütün hüznü ve yaşanmışlığıyla üzerimize yıkılırken ardından çiçekli bahçeler gösteriyor. Boğazınıza oturan dizeler gibi, içinize oturan öykülerle her öykünün bir kıyısına bir damla gözyaşı döktürüyor. Ah’lar ağacının dallarına birkaç mendilde siz bağlayıp öylece seyredalıyorsunuz sararıp dökülen yaprakların çöp değil anı olduğu bahçeyi.

İlk kitabının üzerinden henüz bir yıl geçmesine rağmen yolun yarısına geldiğinin temsili olan 35 yaşının olgunluğu gelip oturmuş öykülerinin diline. Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’i yazan o kendine has ufak tefek kız kayboluvermiş Bazen Bahar’da. Saçlarına aklar düşmüş biraz, biraz yorulmuş, kendi ağırlığının ve geçen zamanın kamburu oturmuş biraz sırtına, göğsünde geçmeyen soğuk algınlıklarından kalan ağrılarla yaşamaya alışmış bir hal sinmiş üzerine. İlk kitabını anneannesine ithaf eden kız çocuğu artık annesinin kızı olduğunu ve büyüdüğünü kanıksayıp ikinci kitabı annesine ithaf etmeyi uygun bulmuş. Deli fişekliğiyle oradan oraya zıplayan öykü kahramanları da sakinleşmiş, sabitlenmişler biraz daha hayata.

Melisa Kesmez’in Bazen Bahar’ında kaybediş ve buluş öyküleri var. Ağır ağır iyileşen yaraların iyileşme evreleri ve kalan izlerin insanın aklını olmadık zamanlarda olmadık yerlere götürüşleri var. Yine sağlam dostlukların, aşkların ve kayıpların peşlerinden size de seslenen bir kadın var.

BazenBahar_KKK

Bazen Bahar, bir vapur seferinde kulak misafiri olunan bir anne kız hikâyesiyle başlıyor. Kıymetli domates tohumlarını avucunuzun orta yerine bırakıyor, aitlik duygunuz depreşiyor. Büyüdüğünüz bahçenizin bir kıyısında kendi büyük annelerinizi anarken buluyorsunuz kendinizi ve düşünüyorsunuz ister istemez o vapur koltuklarında sizin anlattığınız ve başkalarının kulak misafiri olduğu hayat hikâyelerinizi.

Sonra bir telefon kulübesinden bakakalıyorsunuz dünyaya, zamana ve çembere dair yazılmış duvar yazılarının gri boyayla karşı o kocaman inadına… Yarayı kabullenip, hayata daha fazla düşülmediğini anlatmanın derdine düşüyorsunuz. Dönemeyecek sevgililerin anılarına bakakalıyorsunuz. Bir anda ufalıveriyor dünya orman profesörü olmak isteyen kız çocuğunu soğuk çıplak ayaklarıyla ve bir kadının her şeye rağmen başkaldırışını okuyorsunuz baştan sona. Bile bile lades denilen bir öykünün içerisinde buluyorsunuz kendinizi ardından; kalbinizi, kaç kere kırılabilme ihtimali gözünüzün önünde olduğu halde koyduğunuz avuçları anımsıyorsunuz.

Sonsuzluğa karışan arkadaşlarınızı onların sevdikleriyle uğurluyorsunuz. Bir ağırlık hissi gelip çöküyor sırtınıza, o taş oradan kalkmayacak biliyorsunuz. Ardından bir gece bir rakı masasında bir aşka tutuluveriyorsunuz. Sonra büyü bozuluyor. Bozulan büyüleri ararken kendinizle cebelleşiyorsunuz. Deniz adında bir kadın arkadaşınız oluyor aniden kendinizi onunla mektuplaşırken buluyorsunuz. Çekip gidip yeniden ve daha küçük hayat kurma arzunuz sizi kemirip duruyor, gidemiyor ama Deniz’in başarısıyla avunuyorsunuz. Aşkın bir yolda olma halinden bahsederken buluyorsunuz kendinizi mektuplarda.

Ansızın duvarları rutubetli, bahçesi harap bir evin içerisine giriveriyorsunuz yılların sakladığı sırları öğrenmeye. Karşılıklı iki kadeh rakının yanına, büyürken hiç geçmeyen acılarınız giriveriyor. Kardeş gibi büyüyen, büyürken aşka dönüşen hikâyenin hiç bilmediğiniz acısıyla burun buruna geliyorsunuz. Çocukluk arkadaşınıza ormanlardan bahsettiğiniz bir mektup içinizi biraz ferahlatıyor. Ve bazı babaların süper kahraman oluşlarını bir kez daha hatırladığınız bir hikâyeyle son buluyor kitap.

Bütünü, ciğerinize iğne batıran bir hal gibi görünse de Melisa Kesmez, on öyküsünü yayınladığı kitabında her umutsuzluğu bir umuda bağlamayı, her yaraya kendince bir merhem sürmeyi eksik bırakmamış. Bazen Bahar, insanın aklında tutmak isteyeceği süssüz ama gerçek cümlelerle dolu. Kadın hikâyelerinin ağırlıkta olduğu öykülerin arasında bütün bunları anlatan kadının sırtını ister istemez sıvazlamak istiyorsunuz. Gelen kara kış için bir bardak ıhlamurla biraz keder bırakmış Kesmez yeni kitabında ve her şeye rağmen umutsuzluğa kapılmamayı da tembihlemiş Bazen Bahar’la. Ne kadar büyüdüğünü ifade etsek dahi Melisa Kesmez’in öykülerinde o naif saflık halen devam ediyor ve bu insana iyi geliyor.

Bütün bu hüznün bana her daim hatırlattığı kadındır Didem Madak, o yüzden yazının başında onu anmadan geçmek istedim. Bazı kadınlar bazı gamların ortaklıklarıyla büyüyorlar. İnsan olmanın ağırlığının yanında kadın olmanın ağırlığını da sırtlanıyorlar ve bizi, aklımızı korumamızı sağlayan şairlerin mısraları büyütüyor elbette.