Troya’da Aşk, Rojava’da Ölüm

Rojava için bir şiir.

Troya’da Aşk, Rojava’da Ölüm
Leyla’nın arka bahçesi atıl bir göçük kurgusu olsa da
Nerede ıssızlık duygusu yok ki
burada da su serpilsin soyluluğa?
Durağanlığımı içime hapsolan göletlere borçluyum.
Susuyorum yokluğa.

Doğruyu sekizinden kovdular,
dokuzuncu kavmin azgınlığı yolda.
Devler cücesi bir su terazisi elinde
Taşın dibine gel
Berdiga Dağlarında Herdem Güzeli toplayalım arefe zamanı
Dut ağaçlarının cephe yapraklarını hızarla budayalım
Güvercinlere haram et parçaları atalım,
Abdestini bozalım kanatlıların.

Bizim sokaktan ne çok yabancı geçiyor bu ara bir bilsen
Kartala başparmak uzatıyorlar, iz sürüyorum
Bazı otostopçuların aurası ter kokuyor
Sen anlamazsın,
nasıl güzel uydurduğumu daha bilmiyorsun
Seni Şaman olarak gördüm Troya’da
Kırmızı biberle gözlerini ovuşturuyordun
Bazı inisiyelerimin gölgesi benden uzun
Ben değil, iyi cinlerim söyletiyor bunu bana
Merkür’ün gözlerine bakamıyorum
Üzgünüm

Benim en güzel yansımalarımdan birini öldürdün.
Öbürüm Rojava’da Boğazkesen’le çatışıyor.
Hilale beddualar savuruyorum.