Termodinamiğin Birinci Yasası: Lucretius, Montaigne’de yeniden mi doğmuştu?

“Atomların hareketleri bu kadar çeşitlilik gösterdiğine göre bu şekilde bir araya gelen parçacıkların ileride tekrar aynı şekilde bir araya gelip başka bir Montaigne’i var etmeleri ihtimal dışı değildir.”

“Bitimi yoktur evrenin”

Lucretius, Evrenin Yapısı

Yazıya başlar başlamaz termodinamikten bahsederek kimseyi korkutmak niyetinde değilim. En nihayetinde her seferinde “birinci yasa neydi?” diye ben de soruyorum. Ancak burada termodinamiğin birinci yasası sayesinde Lucretius’un iki bin yıl önce yazdığı bir şiiri daha iyi anlayabileceğimizi iddia etme cüretinde bulunuyorum. Termodinamiğin birinci yasası, enerjinin korunumu ilkesini ifade eder yani bir etkileşim sırasında enerjinin bir biçimden başka bir biçime dönüşebileceğini, fakat toplam miktarının sabit kalacağını belirtir. Başka bir deyişle, enerji yaratılamaz veya yok edilemez; sürekli başka bir şeye dönüşür.

Buraya kadar yazıyı okumayı bırakmadıysanız Lucretius’un şiirini okumak sizi biraz şaşırtabilir:

Hiçten, hiçbir şey yaratılamaz tanrısal güçle.

Ölümlülerin bunca korkuya kapılmaları,

Yerde ve gökte tanık oldukları olaylara

Gözle görülür bir neden bulamamalarından.

Kolaydır tanrının istenciyle açıklamak bunları.

Hiçten, bir şey yaratılamayacağını kavrayınca

Daha açık seçik göreceğiz önümüzdeki yolu;

Tanrının eli olmadan varlıkların

Nasıl oluştuğunu ve varolduğunu.

….

Kurucu atomlarına ayırır bileşikleri

Doğa ve hiçbir şeyi indirgemez hiçliğe.

….

Yani hiçbir varlık hiçliğe dönüşmez,

Kendini oluşturan öğelere [atomlara] ayrışır yalnızca.

(Evrenin Yapısı – I, 150-250)

Lucretius bu dizelerinde kendinden iki bin yıl sonrası için okkalı bir selam çakmış anlaşılan. Ancak ben burada 1563 yılında Paris’te basılan ve1989’da sahibinin kim olduğu keşfedilen bir De Rerum Natura kitabı üstünde duracağım. Eton College’da kütüphaneci olan Paul Quarrie bir açık artırmada 250 pounda 1563 tarihli bir De Rerum Natura satın alır. Eserin katalog kaydında iç kapak ve sayfa kenarlarında birçok Latince ve Fransızca not bulunduğu ancak eser sahibinin kimliğinin bilinmediği belirtilmektedir. Paul Quarrie, M.A. Screech ile beraber kitabı incelediklerinde kitabın baş sayfasında “d’Espagnet” imzasını okurlar.

Jean d’Espagnet 1600-1611 yılları arasında Bordeaux parlamentosuna başkanlık etmiş bir müsteşardır. d’Espagnet bunun dışında Montaigne’in kitaplığındaki birkaç kitabın sahibi olmasıyla da bilinir. Bu sebeple Quarrie ve Screech, “d’Espagnet” imzasının altında güçlükle okunabilen bir imza olduğunu fark ettiklerinde burada “Montaigne” yazdığını okumakta zorlanmazlar.

Böylece kitabın önceden Montaigne’in olduğu ve içerisindeki notların çoğunun da Montaigne’e ait olduğu tespit edilir.

Montaigne 1563 yılında aldığı kitabı 16 Ekim 1564’te yani 31 yaşında bitirmiştir. Orta öğretimde çoğu öğrencinin edindiği ama pek azının okuduğu Denemeler‘de dikkat edilecek olursa Lucretius’tan birçok alıntı vardır; daha da ötesi Montaigne’in dünya algısı Lucretius’la çok fazla benzerlik gösterir. İşte bu yakınlık Montaigne’i De Rerum Natura‘ya şu notu düşmekten alıkoyamamıştır:

Vt sunt diuersi atomorum motus non incredibile est sic conuenisse olim atomos aut conuenturas ut alius nascatur montanus.

(Atomların hareketleri bu kadar çeşitlilik gösterdiğine göre bu şekilde bir araya gelen parçacıkların ileride tekrar aynı şekilde bir araya gelip başka bir Montaigne’i var etmeleri ihtimal dışı değildir.)

Belki de Lucretius da benzer bir şeyi dilemiş ve atomların ufak bir “sapma”sıyla Montaigne olarak tekrar gelmiştir dünyaya. Peki, Montaigne kim olarak geldi/geliyor/gelecek?

***

Hamiş: Shakespeare’in Hamlet’inde buna paralel harikulade bir kısım vardır:

Hamlet

Yiyecek işlerinde tek imparatordur kurt. Tüm yaratıkları bizi semirtsinler diye semirtiriz; kendimizi de kurtlar için semirtiriz. Şişman kralla sıska dilenci iki ayrı kap yemektir, o kadar; ikisi de aynı sofraya gider. İşte size son.

Kral

Yazık! Yazık!

Hamlet

İnsan pekâlâ, kral eti yemiş bir kurdu yem takıp balık avlayabileceği gibi, o kurtla beslenmiş balığı da yiyebilir.

Kral

Ne demek istiyorsun bununla?

Hamlet

Hiç. Size yalnızca nasıl, kralların dilenci bağırsağında geziye çıkabileceğini göstermek istedim.

(Hamlet, IV. Perde III. Sahne)

Hamiş 2: Yukarıda Montaigne’le ilgili anekdot daha detaylı bir şekilde Stephen Greenblatt’ın muhteşem kitabı Sapma‘da anlatılıyor. Dileyen açıp okuyabilir. Bu arada geçerken belirteyim: Umarım Türkiye’de Klasik Osmanlı Edebiyatı üzerine çalışanlar da Sapma‘ya yakın bir kitap yayımlayabilirler.

Kaynaklar

Çengel, Yunus ve Michael A. Boles. Mühendislik Yaklaşımıyla Termodinamik. İstanbul: Literatür  Yayıncılık, 1996.

Greenblatt, Stephen. Sapma. Çev. Suat Ertüzün. İstanbul: Can Yayınları, 2013.

Lucretius. Evrenin Yapısı. Çev. Turgut Uyar ve Tomris Uyar. İstanbul: Norgunk Yayıncılık, 2011.

Online Kaynak: University of Cambridge – Digital Library. “Titi Lucretii Cari De rerum natura libri sex (Montaigne.1.4.4)”

http://cudl.lib.cam.ac.uk/view/PR-MONTAIGNE-00001-00004-00004/2

Shakespeare, William. Hamlet. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Yayınevi, 2005.