Susan Sontag’ın Bir Günü

Susan Sontag, yazma rutini hakkında 1977 yılında günlüğüne şunları yazmış:

“Bugün olmazsa yarın başla:

Her sabah saat 8 civarında uyanacağım. (Haftada bir gün bu kurala uymayabilirim.)

Her gün not defterime yazacağım.

Çevremdekilere sabah beni aramamalarını söyleyeceğim ya da çalan telefona cevap vermeyeceğim.

Okumalarımı sadece geceleri yapmaya çalışacağım, çünkü yazmaktan kaçmak için çok fazla okuyorum.

Haftada bir mektuplara cevap yazacağım. (Cuma? Bir şekilde hastaneye gitmeliyim.)

Sontag, yaklaşık 20 yıl sonra bir Paris Review söyleşisinde, rutinini detaylandırıyor ve şunları söylüyor:

“Keçeli kalemle ya da bazen tükenmez kalemle Amerikalı yazarların saplantısı olan beyaz ya da sarı bloknotların üzerine yazardım.

Elle yazmanın yavaşlığını seviyorum. Ardından yazdıklarımı daktiloya geçiyordum, sonra karalamalarımı yapıyordum. Ve yeniden daktiloya çekiyordum, daha iyi olmayacağına karar verene kadar her seferinde elde ya da yazı makinesinde düzeltmeler yapıyordum.

5 yıl önceye kadar durum böyleydi. Yani bilgisayar hayatıma girene kadar böyleydi. Artık ikinci ya da üçüncü taslaktan sonra yazdıklarımı bilgisayara aktarıyorum, böylece bütün el yazmalarımı daha fazla daktiloya çekmek zorunda kalmıyorum, fakat bilgisayar çıktısı üzerinde de elle düzeltme yapmaya devam ediyorum.

[…]

Bir anda yazıyorum. Yazmam gerektiğine dair içimde bir baskı oluştuğunda ve zihnimde bazı şeylerin olgunlaştığını yeteri kadar hissettiğimde yazmaya başlayabilirim. Fakat bir kere zihnimde bazı şeyler yoluna girmiş olmalı, başka bir şey yapmak istememeliyim. Yazarken dışarı çıkmam, çoğu zaman yemek yemeyi unuturum, çok az uyurum. Bu disiplinsiz bir çalışma şekli ve bana verim sağlamıyor. Fakat birçok başka şeyle de ilgileniyorum.”

Kaynak: edebiyathaber.