Süreyyya Evren’le ‘Bienal Kitabı’ Üzerine

26 Kasım’a kadar devam edecek olan ‘Tuzlu Su’ başlıklı 14. İstanbul Bienali ile ilgili çok şey yazıldı. Bienal’le birlikte sunulan ‘Tuzlu Su/Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Deneme’ adlı kitabın editörlüğünü Süreyyya Evren yaptı. Biz de bu süreçte Süreyyya Evren’le kitap üzerinden bir söyleşi yapmak istedik.

Bienal kitabının editörü sizdiniz. Kitapta çok sayıda yazardan denemeler yer alıyor. Bize kitabın hazırlık sürecinden bahseder misiniz?

14. İstanbul Bienali’nin kataloğu gerçekten de tipik bir sergi kataloğundan çok bir Bienal Kitabı gibi işledi. Birincisi, kitabın tasarımı katalog estetiğinden çok sıkı okurun külliyat beğenisine sesleniyor. İstanbul Bienalleri’nin 14. edisyonunun tasarımını Francesco Cavalli önderliğindeki İtalyan tasarım ekibi Leftloft üstlendi. İtalyan yayıncı Meridiani’nin kalın, ciltli, kutulu kitapları referans alındı. Türkiye’de de Yapı Kredi Yayınları’nın Delta Serisi’nden okura tanıdık gelebilecek bir dil yakalandı. Bir bienal kataloğu için farklı bir hava ortaya çıktı.

bienal kitap
Nasıl bir Bienal Kitabı var karşımızda?

Malum bienal rehberleri bienal başlamadan hazır edilir ama bienal katalogları sık sık bienalden bir süre sonra yayımlanır. Bunun bir nedeni de sergilerden, mekanlardan görseller kullanmak arzusu, deneyimi aktarmak isteğidir. 14. İstanbul Bienali’nin kataloğunda ise başka bir yaklaşım benimsendi. Serginin kendisi değil, serginin katılımcıları ve genel olarak programı, hatta diyebiliriz ki aurası ana aksı oluşturdu. Kitap daha açılışında, bütün metinlerden önce yer verdiği öndeyişleriyle farklı bir rota izlemeye başlıyor. Bu ön giriş sayfalarında dört kısa alıntı buluyoruz. Biri şair Etel Adnan’dan, diğeri Ibn Arabi’den, gene şair Vita Sackville-West’ten ve Annie Besant’tan birer epigraf. Yalnız en dikkat çekici yanları epigrafların hangi dillerde yer aldığı. Türkçe, Yunanca, Kürtçe, İngilizce, Ermenice ve Arapça alıntılar sayfalarda bir aradalar. Bu tutum, daha baştan okura birşey söylüyor.

Peki siz kitabı kaç bölüme ayırıyorsunuz?

Kitap bu öndeyişlerin, İstanbul Bienalleri’nin direktörü Bige Örer’in ve 14. edisyonun küratörü Carolyn Christov-Bakargiev’in sunularının ardından üç ana bölümle devam ediyor. İlk bölüm denemelerden oluşuyor. Bu kataloglarda görmeye alışkın olduğumuz bir bölüm ve küratörün sergiyi kurarken temel sac ayaklarını açık eden seçimleri yansıtmakta. Özellikle Griselda Pollock’un yazısının sergi adına da konuşan üslubu atlanmaması gerektiğine işaret ediyor. Elvan Zabunyan’ın ‘İçinde Su’ başlıklı denemesi de serginin önemli bir hizasına denk geliyor. Kaçırılmaması gereken bir metin. Ayrıca bu bölümün Emin Özsoy’un Türk boğazlarını anlattığı bilimsel metni ile açılıp romancımız Orhan Pamuk’un deniz hakkında bir denemesiyle kapandığını da belirtelim.

Denemeler bölümüne gelecek olursak…

Esas istisnai bölüm ‘Denemeler’ bölümünden sonra başlıyor: Antoloji. Bu bölüm, adı üstünde, gerçekten de bir antoloji görünümünde. Ama neyin antolojisi? Hangi tür metinlerin veya hangi tür yazarların antolojisi? Fransız yazarlar antolojisi değil, Vietnam şiiri antolojisi değil, nedir bu bölüm? Bu bölümde serginin katılımcıları tarafından seçilmiş metin parçaları yer alıyor. Bu bir seçki ve metinleri seçenler temelde sanatçılar ve kuratör. Bir ‘Bienal’in Katılımcıları Tarafından Seçilmiş Metinler Antolojisi.’ Kısaca: Bir Bienal’in Antolojisi. Kitabın sıra dışı bir sürprizi bu. Neler neler, kimler kimler yok ki bu bölümde. Felsefe, sosyoloji, roman, öykü, şiir, ansiklopedi maddesi, hatta yemek tarifi – her tür metin mevcut! Ben bu metin parçalarını sanatçıların ve kuratörün başka dünyalara linkleri olarak okuyorum. Sanatçılar metin parçası seçimlerini neye göre yaptılar, kuratör neye göre yaptı derseniz ancak tahminde bulunabileceğimizi söylerim. Bu, genel geçer bir deyiş, fakat insan gerçekten de tahminlerde bulunuyor. Bienal konseptiyle paslaşan metin parçaları da var sanatçıların, ulusal kültürlerinden önemli ipuçları verenler de, sanatçıların bu bienalde yer alacak işlerini açmakta kullanılabilecekler olanlar da… Seçilen bazı metinler sanatçının bütün yapıtını temsil kaygısını hissettiriyor, bazıları siyasi aciliyetlerini ifade kaygısını, kimi de edebi beğenisi eşleştirmesini…

‘Antoloji’ bölümünü ‘Çizimler’ adlı bir bölüm izliyor. Burada da sanatçıların sağladığı çizimler ve görseller toplanmış vaziyette. Christov-Bakargiev’in kuratörlüğünde hazırlanan 2008 Sydney Bienali’nin kataloğuyla da bir süreklilik içinde bu bölüm.

Bu kitabın genel olarak diğer Bienal kataloglarından ayrılan yanı yada yanları neler?

Bu yapıdan da anlaşıldığı gibi, sanatçıların 14. İstanbul Bienali’nde ne sergilediklerinden çok genel olarak sanat ve dünya görüşlerini buluşturan, imalar ve göndermelerle bienali resmeden, kendisi de sanatsal tat taşıyan bir kitap.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Rastlayabileceğiniz en okunmaya dönük hazırlanmış Bienal kataloglarından biri elimizdeki – yer yer zorlayan küçük puntolara rağmen hem de!