Step: Ulaşılabilir Sanat?

Eyhan Çelik’in Step İstanbul’a dair haklı sorusunu yayınlıyor ve bu tip çağrıları destekliyoruz.

Ben Marmara GSF’de Fotoğraf bölümü son sınıf öğrencisiyim. Sanat alanı içinde izleyici ve üretici olmaya çalışan, bunu yaparken düşünsel, bedensel, entelektüel emek süreçlerini kendi nezdimde gözetmeye çalışan sıradan biriyim. Sizinle paylaşmak istediğim mesele, sizin de yakın zamanda takip ettiğinizi düşündüğüm Step İstanbul Projesi ile ilgili. Küçük görünse de hepimizin problemi olduğuna inandığım bir sıkıntıyı paylaşmak istiyorum. Tomtom Kırmızı’da düzenlenen Step İstanbul Projesi’nin basına yapılan tanıtım lansmanında, Step İstanbul’un proje ortaklarından Rabia Bakıcı Güreli şöyle diyor: ”Step İstanbul’un özünde sanatın ulaşılabilir bir olgu olduğunu ifade etmek çabası yatıyor. Sanatı herkese açık bir mecra içinde sunmayı hedefliyoruz.” Basına yapılan tanıtım lansmanının tam metni burada: https://www.stepistanbul.com.tr/basin/stepten-haberler/step-istanbul-projesinin-tanitim-lansmani-buyuk-bir-kutlama-ile-gerceklesti/

Açıklamada “öz” kelimesiyle vurgulanan “ulaşılabilirlik” iddiasına rağmen, serginin girişi elli lira olarak belirlenmişti. Ben de burada ciddi bir çelişki olduğunu düşünerek Step İstanbul’a Instagram, Facebook, Twitter ve e-posta adresleri üzerinden bu çelişkinin izah edilmesini talep ettim. Sorumu cevap alana kadar her gün onlara hatırlatmakta ısrar edeceğimi belirttim. Onlara yönelttiğim sorumun postunu ekte sizinle paylaşacağım. Bugüne kadar görmeme ihtimallerinin olmadığını düşünüyorum ve bilinçli bir sessizliği tercih ettiklerine inanıyorum. Çünkü ben onlar için sıradan bir insanım ve onların ”büyük işlerinin” arasındaki ”küçük bir açığı” yakalayarak onların akışlarında kesinti yaratacak kudretim olmamalı. Sesimin söze dönüşemediği bu eşit olmayan sanat alanında sorumu muhatabıma iletip, gerekçeli ve makul bir açıklama istiyorum sadece. Şu koskoca oyun alanı içinde “küçük” bir sorun olsa bile, hatta şu anda giriş ücretlerinin de ötesinde sanat alanının büyük oranda -tüm diğer üretim alanları gibi- bir sömürü alanı olsa bile, bu meselenin görmezden gelinmemesi gerektiğine inanıyorum. Sanatın sermaye ile iktidarla ilişkisini düşündüğümüzde daha büyük, içinden çıkılmaz ilişkiler var elbette. Fakat bu durum, bugün karşılaştığımız problemleri normalleştirmemeli. Bizim bu sorunların varlığına alışmamızı sağlamamalı. Şurada ortaya çıkan düpedüz kapitalist bir tavırla süslü bir demokrat tavrı birleştiren bu çelişkiye parmak basma çabam, sanat alanında üreten, seyreden, temas eden herkes için. Hepimiz için. Bu, ”bakın ben karşı çıkıyorum ve her şeyi değiştireceğim” demek de değil. İçimdeki adalet duygusu buna sessiz kalmamam gerektiğini söylüyor, hepsi bu. Eğer sanatın içindeki ”iktidar sahibi” aktörler, bu işin habitatında ortak bir etik alan üzerinde var olacaklarsa, bu ilk önce dürüst ve samimi olmaktan geçmeli. Bu da söz ve eylemin örtüştüğü bir tavırla mümkün olacaktır. Sizden bu meseleyi ”görünür” bir alana taşımak için destek bekliyorum.
Eyhan Çelik