Slyvia Plath’in İntiharı

Slyvia için bir şiir.

1.
cambridge sokaklarında ıssız bir gece yarısı
bisikletli genç bir kız odasına koşuyor ted’in
mevsim çoktan kış olsa da bahçeler saman sarısı
cesaretine değil nedense, ürkekliğine şaşıyor.-

2.
otuz yaşında hayli tedirgin bir kadın, gergin
elleriyle üstünü örtüyor rebecca’nın, lacivert
bir pikeyle besliyor sağını solunu, dışarıda
kalan kolunu öpüp kokluyor usulca, küçük
odanın pencerelerinde sanki bütün rüzgârı
londra’nın, nicholas huysuz yine, yas çocuğu
zaten, buna rağmen, sütü kesilmiş memesini
yaslıyor ağzına, ikisinin de uyuduğundan emin
olunca basıyor yumruğunu boğazına
ve çıkıyor kapıdan yavaşça, ‘zemin neden
çekiliyor ayaklarımın altından’ diyor bir an.-

3.
ted aceleyle kopartıp alıyor kendini kollarından
assia’nın, çıplak bedeniyle pencereden görünen
akasyanın gecesine koşuyor, nereden çıktığını
bilmediği bir su yükseliyor boğazına doğru
sylvia’nın avuçlarında bir demet karanfil
kurusu, pencerelerde ise sanki bir miktar yağmur
uğultusu, ted çırpınıyor çıplaklığının içinde
rebecca’nın ve nicholas’ın doğduğu gün geliyor
aklına aniden, sylvia’nın kendisi için yazdığı
şiirler geliyor, kazdığı bir mezara ilerler gibi
assia uzakta durup dururken sendeliyor.-

4.
çocukların odasıyla yan yana zaten mutfak,
sylvia biraz da utanarak bir parça kırmızı
şarap koyuyor bir kadehe, ilk yuduma tutunarak
çocukluğunun karlı sokaklarına dalıyor, kapının
altındaki boşluğa bakarak bir nevresim alıp geliyor
yatak odasından, boşluğu nevresimle, kendini
bisikletli genç bir kızın cambridge sokaklarında
gezindiği bir mevsimle besliyor, şarap şişesi
yarım artık, düşleri yarım, ‘esirgensin bari
çocuklarım’ diyerek çeviriyor musluğunu
havagazının, yüreğini şiirlerine denk tutarak.-

5.
ted ürperiyor yine, londra’nın ince sisi
yapışmış sanki ellerine, sanki biraz da kan
şimşek hızıyla uzaklaşıyor assia’dan, ‘yalan’
diyor mağlup bir sesle, ‘sylvia’nın öldüğü yalan’
o sinsi yılan bir kez daha dolanıyor ensesine
cambridge’deki o ilk günü hatırlıyor yeniden
bisikletli, gencecik bir kız, üstelik hayran
kendisine, bisikletinin selesine koyduğu
kitaplar da tanık buna zaten, o halde neden
geldik bu uçurumun kıyısına ikimiz birden
nafile, kimse güç yetiremiyor artık nefesine.-

6.
cambridge sokaklarında bisikletli bir genç kız
kirpiklerinden kavgasını yitiren bir tren daha
geçiyor, rebecca eğilmiş su içiyor, nicholas
suskun, sylvia’nın yüzünden bir kırlangıç uçuyor:

‘bir fırtına kuşunu sevmeliydim senin yerine
bahar gelince gökyüzünü basarlar hiç değilse.-