Salt Galata’da Minör Okumalar 2: Atopolojik Sapmalar

Minör Okumalar serisinin ikincisi 19 Şubat’ta Salt Galata’da yapılacak. Konuşmacı: Zafer Aracagök. Konu: Deleuze ve Guattari.

ATOPOLOJİK SAPMALAR: DELEUZE VE GUATTARI

21. Yüzyıl’ı en çok etkisi altına alan iki isim Deleuze ve Guattari üzerine şüphesiz ki çok şey yazıldı çok şey söylendi ancak iki düşünürün fikirleriyle felsefe yapma Türkçe literatürde sık karşımıza çıkan bir durum değil. Aracagök, bu konuşmada geçen yıl ardarda Amerika (Atopological Trilogy: Deleuze and Guattari, Punctum Books, NY 2015) ve Türkiye’de (Atopolojik Sapmalar: Deleuze ve Guattari, Kült Neşriyat 2015) yayınlanmış kitabında Deleuze ve Guattari düşüncesinin kıvrımlarında dolaşarak katettiği düşünsel kavşaklardan, kavramlardan sözedecek. Kitabın önsözünü yazan Manola Antonioli’nin tarif ettiği gibi; Deleuze’ü felsefi ritimlerle ilgilenen bir müzisyen gibi okuyan Zafer Aracagök, dikkatimizi Deleuze düşüncesindeki ‘indécidable’ meselesine çekiyor. Deleuze ve Guattari ile olan karşılaşmasının ‘iş ilişkisi’ olmadığı gibi, uğraşının da derslerini hazırlayıp bilgisinden kar eden profesyonel bir profesör uğraşı değil, ‘aşk meselesi’ olduğu açıkça görülüyor. Aracagök, Deleuze ve Guattari’nin oluş felsefesinin (‘kadın-oluş’, ‘hayvan-oluş’, ‘algılanamaz-oluş’, ‘yeğin-oluş’, vb.) düşüncelerinde yarattığı çatlağı sınırlarına, uç noktalarına itiyor: bu volkanik düşüncenin lavları aktıkça Deleuze ve Guattari’nin ortak çalışmalarında tasarladıkları ‘kaçış çizgileri’ yahut ‘cadı kaçışı’ yeni kombinasyonlara ve sonuçlara parçalanıyor. Bu işlem, kuantum teorisinin olduğu kadar kuir teorinin ve psikanalizin de yardımıyla, Deleuze ve Guattari’nin düşüncesinin bizzat onlar için bile örtük, karanlık ve daima indécidable kalan yönlerini öne çıkarmayı amaçlıyor. Bu yüzden burada söz konusu olan şey Deleuze’ün çalıştığı filozoflara (Spinoza, Kant, Leibniz, Nietzsche, Bergson) ilişkin önerdiği şeyi Deleuze ve Guattari’ye uygulamak oluyor: arkadan yaklaşmak ve canavarlar yaratmak.

ZAFER ARACAGÖK// İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ

Akademisyen/müzisyen/sanatçı olan Zafer Aracagök, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sanat kuramı ve kıta felsefesi konusunda dersler vermektedir. Eve Dönmek İstemiyorum (İletişim 1995); Anti-Hamlet (Metis 1996); Sıfırografya (Oğlak 1999) adlı kitapların ardından yazar daha çok kıta felefesi ve özellikle Deleuze ve Guattari felsefesinde yer alan imge, rezonans ve gürültü gibi konularda bir çok makale yazmış ve bunları Revue Chimères, Pli-The Warwick Journal of Philosophy, Parallax, Third Text, Rhizomes, Postmodern Culture ve Symploke adlı akademik dergilerde yayınlamıştır. 2009’da Desonance: Desonating (with) Deleuze (VDM Verlag) adlı kitabı yayınlanan Aracagök’ün SIFIR adı altında ürettiği, elektronik/deneysel kategorisindeki albümleri yurt içi olduğu kadar İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya’da yayınlanmış ve dinleyici bulmuştur.

Yazar 2010’da Bilgi Üniversitesi’nde ‘Resonances: A Deleuze and Guattari Conference on Philosophy, Arts and Politics’ adlı uluslararası bir konferans düzenlemiş, Parallax adlı akademik dergi için 2012’de Resonances: Deleuze ve Guattari adlı özel bir sayı edit etmiştir. Son kitapları arasında I Want to be a Suicide Bomber, (Little Black Cart, SF, ABD 2013); Zeminsiz Üçleme (Kült Neşriyat 2014); Atopological Trilogy: Deleuze and Guattari (Punctum Books, NY, ABD 2015) vardır. Son kitabının Türkçesi Atopolojik Sapmalar: Deleuze ve Guattari adıyla Eylül 2015’te Kült Neşriyat tarafından yayınlanmıştır. Son sergisi, Arkadan Yaklaşmak (Alan Istanbul, 2015) çizgi/suluboya çoğulsallıklar ve figürselin temsiliyet katmanlarına getirdiği yaklaşımlarla eleştirel beğeni kazanmıştır.

Aracagök www.rhizomes.net ve Kaos Queer+ adlı yayınların danışma kurulunda yer almakta, İstanbul Art News/Chronicle’daki köşesinde sanat/felsefe hakkında yazılar yayınlamaktadır.