Salgın Kayıtları VIII: Pınar Üzeltüzenci

İnsanlarla fiziksel temasın olmadığı bir araya gelişlerin mümkünlüğü üzerine düşünmeye çalışıyorum.

1. Bu salgın hayatınızı nasıl etkiledi, radikal bir kırılma yaşadınız mı? ‘Eskisi gibi olmayan’ şeyler var mı?

Olmaz mı? Önceliklerim değişti, hayatı yaşama şeklim değişti. Yaşadığım yer değişti.

2. Evde kalınan bu durumda, evinizle, ev dediğiniz yerle ve evin dışıyla alakanız değişti mi?

Evet. Ev diyemediğim bir yer, evim ve hatta işim haline geldi. Para kazanmak için yaptığım işi evime sokmamaya çalışırdım; şimdi maddi manevi bir iç içe geçiş söz konusu. Neoliberalizmi iliklerime dek hissediyorum. Mekan ve na-mekan arasında gider gelir gibiyim. Yaşadığım yer hem evim oldu hem de bir süre daha içinde olmaya katlanmam gereken bir yer.

3. Kendi alanınızda (edebiyat, sinema, müzik, tiyatro, politika, çağdaş sanat, felsefe, sosyoloji, gazetecilik vesaire…) nasıl bir değişim oldu? Teoride ve pratikte?

Yukarıda bahsettiğim alarm veren sebeplerden ötürü daha çok yazmaya başladım. Kendimi düzen içinde kaybetmekten korktuğum için önemsediğim şeyleri daha çok yapmaya çalışıyorum ama bir yandan bunlara konsantre olmak da epey zorlaştı. İnsanlarla fiziksel temasın olmadığı bir araya gelişlerin mümkünlüğü üzerine düşünmeye çalışıyorum; şahit olmak kavramı nasıl değişiyor, bunu düşünmeye çalışıyorum.

4. Yakın gelecekle ilgili ne düşünüyorsunuz, bu salgın gelecekte bir ciddi değişime yol açar mı? İnsanların yaşayış ve düşünüş şeklinde bir değişim olur mu?

Umarım olur ama bu elbette kendiliğinden olacak değil. Ahval ve şerait hakkında düşünmek, farklı bir araya geliş yolları bulmak, dayanışmayı yaşatmakta ısrarcı olmak gerekiyor. Çürümüş şeylerin kokusunun daha net duyulduğu bir dönemdeyiz ve çıkış konusunda tek şansımızın başkaları olduğunu düşünüyorum. Dünyayı yaşanabilir bir yer yapmak için başkalarına muhtacız. Sadece dostlarımıza, ailemiz dediğimiz kişilere de değil. Toni Morrison, ‘’özgürlüğün işlevi başka birini özgürleştirmektir’’ der, derya deniz bir söz, gir içine yüz; izolasyon, tek başınalık, koza, fiziksel mesafe gibi buyrukların hükmü altında, bireyselliği yüceltir görünen bu dönemde aklıma çok takılıyor.

5. Anlatmak istediğiniz bir salgın anısı ya da rüyası var mı?

Yok, bulamadım.

6. Bu salgın zamanlarının size hatırlattığı ya da size eşlik eden kitap, film ya da müzikleri sorsak?

Toni Morrison’ın Süleyman’ın Şarkısı romanı. Ayrıca her daim favorilerimden Sara Ahmed’in On the Uses of Use kitabını da sindire sindire okuyorum. Kullanışlı olma fikrinin bir soykütüğünü çıkarıyor ve bunu yaparken dünyanın nasıl bazılarını kullanışsız addederek ıskartaya çıkardığını her zamanki gibi müthiş bir incelikle gösteriyor. Dizi olarak ‘Mrs America’ ve ‘Little Fires Everywhere’ var. Film izlemek ise benim için bu ara pek mümkün değil.

Yazı görseli:

Elif Özen, Sweet Home

Sanatçının izniyle