Salgın Kayıtları V: Erol Köroğlu

Anlamlı bir yaşam için, halihazırda ölmüş olmayı kabullenmek, kelleyi koltuğa almak, ölümü düşünmeme ya da ölüm yokmuş gibi yapma çabasından vazgeçmek şart.

1. Bu salgın hayatınızı nasıl etkiledi, radikal bir kırılma yaşadınız mı? ‘Eskisi gibi olmayan’ şeyler var mı?

Maaşlı bir devlet memuru, dışarı çıkmak zorunda kalmadan evden online ders veren bir hoca, ev kirası vermeyen biri olarak utanılacak derecede konfora sahibim. Utana korka yazıyorum ama yediğim önümde, yemediğim arkamda. Düzeni de oluşturduk, sorunsuzca yaşıyoruz. Tabii önümüzde ne var, bilemiyoruz. Buraya kadar söylediklerimin, özellikle son cümlemin banalliği bir yana, tam da bu noktadan hayatlarımızın kırıldığını düşünüyorum. Pandemi, orta sınıf yanılsamasını yerle yeksan etmedi ama sıkı sarsaladı. Sarsalamamış gibi yapıyor, renk vermemeye çalışıyoruz ama öyle oldu. Pandemi öncesi hep bir yere, bir hedefe yetişmek üzere yaşıyordum. İleride olacak bir şey vardı, onun için çabalıyordum. Günlük işlere, insanlara, her türden sıkıntıya bu yüzden katlanıyorum sanıyordum. Şimdi bunun bir yanılsama olduğunu fark ettim. Düpedüz sosyalleşmeyi, insanlar arasında olmayı, ha bire bir yerlere, bir şeylere yetişmeye çalışmayı seviyormuşum meğer. Bütün bunları sevdiğim için yapıyormuşum. Yani biraz sosyalleşmenin önemini gördüm, kıymetini anladım. Ancak her şey bundan ibaret değil. O ulaşmaya çalıştığım hedefleri, gündelik hayatım için kullanıyormuşum meğer. Normal koşullarımın kısıtlandığı, yeterince ve çeşitli sosyal tepki/yanıt alamadığım zaman, araştırmamın ve entelektüel üretimimin önemi azalmıyor mu? Azalmamalı ama bana azalmış gibi geldi. Bundan hoşlanmadım. Kendime çok da kötü davranmıyorum ama yeni koşullar yönünde terbiye etmeye de çalışıyorum. Bu terbiye çabasına giriştiğimde, kapanmanın ilk zamanlarına göre daha iyi hissettim kendimi.

2. Evde kalınan bu durumda, evinizle, ev dediğiniz yerle ve evin dışıyla alakanız değişti mi?

Ev her zaman hayatımın merkeziydi. En iyi dinlendiğim, en güzel ürettiğim, hayata devam etmek için enerji topladığım yer ev. Kedim Çıtır da evde ayrıca. İşe gidip gelmek, spora ve alışverişe çıkmak, eşi dostu görmek üzere dışarıda olmak hep evle ilişkimi tazeleyen vesilelerdi. Bunların olmaması bir nebze yorucu kıldı evle ilişkimi. Yine de önemli bir kriz yok. Yeni normali yaşıyorum yani, normalin altı çizili. Evden çıkmamaya katlanabilmemde, her gün evde spor yapmaya devam etmemin de katkısı var. Ancak bundan da öte, hep dışarıdaki yaşamı, kısıtlamanın kalkacağı, ama öyle “AVM’leri açtık” biçiminde değil, virüse karşı aşının geliştirildiği zaman çıkacağım yaşamı düşünerek, ona hazırlanmaya çalışarak yaşıyorum. Daha iyi, daha anlamlı nasıl yaşarım diye düşünerek hayal ediyorum o zamanı.

3. Kendi alanınızda (edebiyat, sinema, müzik, tiyatro, politika, çağdaş sanat, felsefe, sosyoloji, gazetecilik vesaire…) nasıl bir değişim oldu? Teoride ve pratikte?

İlk soruya verdiğim cevabı burası için de geliştirmeyi deneyebilirim. Hem kişisel yaşamlarımız hem bu sorudaki kültürel üretim alanları açısından Zeynep Sayın’ın Ölüm Terbiyesi’ni düşünüyorum. Anlamlı bir yaşam için, halihazırda ölmüş olmayı kabullenmek, kelleyi koltuğa almak, ölümü düşünmeme ya da ölüm yokmuş gibi yapma çabasından vazgeçmek şart. Aslında sorudaki alanlar açısından, hem teoride hem pratikte koşullar değişmedi ama değişmesi gerekliliği aşikar oldu. Pandemi geçene kadar b.kumuzla oynamaya devam edecek, geçtikten sonra da kendimizi b.k çukuruna balıklama atacak mıyız? Nereye kadar aynı diziler, uyduruktan filmler, sade suya tirit ve daha kötüsü (her türden) iktidar sıvaşığı, bomboş sapsahte düşüncemsi ve görüşümtraklarla devam edeceğiz? Bu yaşam, bu kültür, bu düşünmemece dünyası Covid-19 mezarlığından daha mı çekilir gerçekten? Külahım önümde, düşünüyorum…

4. Yakın gelecekle ilgili ne düşünüyorsunuz, bu salgın gelecekte bir ciddi değişime yol açar mı? İnsanların yaşayış ve düşünüş şeklinde bir değişim olur mu?

Var olan yapı ve düzen, herhangi bir değişim olmaması için elinden geleni ardına koymayacak. Değişimden söz edenlerin başı daha da şiddetle ezilecek çünkü eskisinden daha gerçek ve anlaşılır geliyor değişimin gerekliliğinden, zorunluluğundan söz edenlerin sesleri. Değişim nasıl olacak, ne zaman gelecek, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, kaçınılmaz olduğu. Düzen, ki buna o düzeni yeniden üreten her birimiz dahiliz, bunun görünmez olması için sertleşecek, zulmünü arttıracak.

5. Anlatmak istediğiniz bir salgın anısı ya da rüyası var mı?

Anlatmaya değer bir şey yok. Yalnız salgın koşullarında zorluk çekenler aklıma geldikçe çok utanıyorum ve canım yanıyor.

6. Bu salgın zamanlarının size hatırlattığı ya da size eşlik eden kitap, film ya da müzikleri sorsak?

Bir sürü müzik, opera, tiyatro mecrası salgın sırasında ulaşılabilir hale geldi. Operalar, filarmoni konserleri, resitaller, oyunlar, diziler ve filmler izledim. Mesleki deformasyon olsa gerek, keyif için kitap okumaya vakit bulamadım. Araştırma ve ders amaçlı okuyorum. Okumak, görmek, dinlemek istediklerimi tamamlayamayacağımı bu süreçte iyice anladım.

Yazı görseli:

Sibel Kocakaya

Sanatçının izniyle