Salgın Kayıtları III: Neriman Polat

Bundan sonra kültür-sanat hayatını çok zor bir dönem bekliyor. Artık prekarya meselesini sürekli konuşmak ve çözümler aramak zorundayız.

1. Bu salgın hayatınızı nasıl etkiledi, radikal bir kırılma yaşadınız mı? ‘Eskisi gibi olmayan’ şeyler var mı?

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak kuşkusuz. Hep birlikte büyük değişim ve kırılma yaşıyoruz, umarım bu süreçte edindiğimiz yaşam/ölüm/kaygı/sorumluluk/ev içi deneyimlerimizi ilerleyen zamanlarda daha pozitif bir alanda kullanabiliriz. Bir anlamda bütün insanlar birbirine bağlandı, uzaklaşmış olsa da. Başka birinin hayatı ve kendi hayatım arasındaki bağı hiç bu kadar yoğun yaşamamıştım. Ölüm ve yaşam algım şaştı, dünyaya karşı yaptığım her hata artık hızla geri dönecek duygusundayım. Fazladan tükettiğim her şey, hatta fazladan ürettiğim her şey bumerang gibi geri geliyor ve artık bundan kaçış yok. Yapamadıklarımı yapmalıyım, artık erteleyecek zaman yok. Ama tüm bunlara eşlik eden aylaklık ve tembellik duygusu hatta nedensizlik duygusuna da kapılmıyor değilim.

2. Evde kalınan bu durumda, evinizle, ev dediğiniz yerle ve evin dışıyla alakanız değişti mi?

İç ve dış birleşti sanki, ev içi-ev dışı aynı yer. Atölye derslerimi online yapıyorum, ailemle online konuşuyorum, ve yine başka bilumum çalışmalar online. Yani ev çok kalabalık, duvarlar esniyor ve sanal iletişimi geliştirmeye çalışıyorum. Hatta ev içi hayat çok yorucu, ev yutuyor insanı.  Bu hem var hem yok durumu bana çok ilginç geliyor. Yavaşlamak istiyordum aslında ama sanki bu yine mümkün değil, ben yavaşlamayı yine beceremedim. Tek şansım bulunduğum yerde baharı görebilmek, 1,5 ay önce şehirden çıktım ve yıllardır şehir dışında yaşamak istediğim baharı bu yıl bazen keder bazen sevinçle izliyorum. Renklere daha çok bakıyorum, evde öğrencilerime ders verirken ben de onlarla resim yapıyorum. Çok öğretici bir dönemden de geçiyoruz kuşkusuz, hep isyan ettiğim şeylerin kendi içimdeki karşılıklarına bakıyorum, içimdeki zıtlıkları anlamaya çalışıyorum. Ev üzerine çok düşünmüştüm ve çok da ürettim aslında ama bu deneyimi şimdilik çözümlemek zor çünkü içindeyiz, tam ortasındayız. Ve her zaman olduğu gibi fotoğraf çekiyorum.

3. Kendi alanınızda (edebiyat, sinema, müzik, tiyatro, politika, çağdaş sanat, felsefe, sosyoloji, gazetecilik vesaire…) nasıl bir değişim oldu? Teoride ve pratikte?

Sanatçıların hayatı çok güvencesiz, bunu her zamankinden çok daha fazla hissediyorum. Bundan sonra kültür-sanat hayatını çok zor bir dönem bekliyor. Artık prekarya meselesini sürekli konuşmak ve çözümler aramak zorundayız. Gelecek epey karanlık. Şu an üretilen online çözümler çok anlamlı gelmedi bana, sanat kurumlarının seçkiler oluşturması, müzelerin online açılması vs. Sanatçıların, felsefecilerin yazılarını, görüşlerini okumak ya da video konferansları izlemek çok daha iyi geliyor  bana. Kim ne düşünüyor, bakış açısı nasıl? Yani hazırlanmış olanı görmekten çok düşünmek, felsefe üretmek gerekli. Ve her gün birçok alternatif mecrada düşündürücü yazılar çıkıyor. Ama asıl kültür sanat alanında çözümler yaratabilmek için geniş çapta video-konferanslara, tartışma platformlarına ihtiyaç var. Kurumlardan bir şey beklemenin anlamı yok, onlar kendi misyonlarında ilerliyorlar. Her anlamda çok fakirleşebiliriz. Bunun için dayanışma ağları oluşturmalıyız. Ve bunu nasıl yapacağımızı konuşmak için adım atmalıyız.

4. Yakın gelecekle ilgili ne düşünüyorsunuz, bu salgın gelecekte bir ciddi değişime yol açar mı? İnsanların yaşayış ve düşünüş şeklinde bir değişim olur mu?

Artık eskisi gibi hayat biçimlerini sürdürmek imkansız gözüküyor, bu virüsten kurtulduğumuzda bile yine benzer başka bir biyolojik savaşın içinde olacağız muhtemelen. Ekonominin hızla çöküşü ile de yeni bir dönem başlıyor. Buna hazırlıklı olmamız ise imkansız. O yüzden kaygı atmosferi yerine dayanışma ve fikir üretme, hayata geçirme zamanı. Umarım bu bir paradigma değişikliğine sebep olur. Umarım değişiriz ve tüketim dünyasından uzaklaşırız. Ve asıl konu, otoriter rejimlerin baskılarının daha da artacağı ve virüsle birlikte kontrol mekanizmalarının, taktiklerinin, araçlarının daha da gelişmekte olduğu; bunlara karşı ne yapabileceğiz?

5. Anlatmak istediğiniz bir salgın anısı ya da rüyası var mı?

Her gün yeni bir rüya ile uyanıyorum. Rüyaları analiz etmeye çalışmak, doğrudan hayatımın bir parçası. Uzun bir rüya anlatmak istemiyorum ama ödeyemediğim kiralar, her tür korku ve kaygı rüyalarımın genel atmosferini oluşturuyor. Salgının ilk günlerinde gördüğüm bir rüyada virüs karşıma bir goril ve mitolojik bir canlının, tanımlayamadığım bir hayvanın karışımı olarak çıktı, gövdesi oldukça büyük bir hayvan; ona dokunsam mı kaçsam mı bilemiyordum rüyada.

6. Bu salgın zamanlarının size hatırlattığı ya da size eşlik eden kitap, film ya da müzikleri sorsak?

Çok sayıda film, dizi, kitap, haber siteleri var. Tek bir kitaba konsantre olamıyorum, ama genelde böyleyim ben, zihnim dağınık. Masaüstü kitaplarım, Aynalar/Eduardo Galeano; /Emmanuel Levinas; Psikomitoloji/Editörler: M. Bilgin Saydam ve Hakan Kızılta;  Sanat Emeği: Kültür İşçileri ve Prekarite/Derleyen: Ali Altun; Körlük/Jose Saramago; Ahir Zamanlarda Yaşarken/Slavoj Zizek.

Ayrıca Ulus Baker’in ders kayıtlarını; terrabayt, Gazeteduvar, Çatlak Zemin, artunlimited ve 1+1 Forum’daki yazıları takip ediyorum. Gece mutlaka film ve dizilerle sona eriyor.

Yazı görseli:

Neriman Polat, Ev Nöbeti

Sanatçının izniyle