Öteki Mekânı Çizgiyle Okumak

Levent Cantek’in senaryosuyla oluşturulan DumAnkara, romanların aksine karakterlerin hikâyesini değil, mekânın hikâyesini sunuyor okuyucularına. Bu grafik roman eril bir kent olan Ankara’nın yıllarca bürokrasiyle, resmîlikle, bina ve ana hatlarıyla kurduğu betonlaşmış düzeniyle, düzenliliğiyle kanıksanmış oluşunun çizgilerle kaleme alınışıdır. Bu eril kent aynı zamanda baş eril kenttir. Türkiye devletinin kurulduğu yıllardan beri yönetim merkezi olan bu şehrin ne mücadeleleri, ne halkı ne de göbeği dışında yaşananları, yaşayanları, ötekileri başkenti temsil etmiştir. Nitekim uzamının dışına itilmiş ve onu temsil etme hakkı verilmemiş bu bileşenler şehri katılaştırmak adına da kullanılagelmiştir. Şöyle ki çağdaş bir başkentte bileşenlerin çeşitliliğine yer yoktur, başkent denilen yerde tekdüzeliği, normalliği, huzuru bozan öğeler olmamalıdır. Bu nedenle başkentin alımlanmasının, değerlendirilmesinin ve çizilmesinin de bir sınırı vardır. Her ne veya kim bu sınırı aşarsa kentin planı bozulmaya uğrar ve başkentin iktidarı, erilliği zedelenir. İşte DumAnkara’da şehrin erilliğinin çatlakları gözler önüne serilerek erillik alaşağı edilmiş ve kuir gerçekleri, özellikleri ön plana çıkarılmıştır.

Kuir bir mekân tıpkı DumAnkara’da gördüğümüz gibi kanonik mimarinin dışında kalan yapılardan, yerlerden ve durumlardan meydana gelir. Eser üzerine yazılan kitap tanıtım yazılarında da sık sık vurgulandığı gibi kitaptaki 21 hikâyede “öteki Ankara” ön plana çıkarılmaktadır. Öteki Ankara, aslında söylemin bize dayattığı gibi “ak ü pak” ve “baş” değildir; kirlidir, islidir, mücadelecidir, sakin değil sinirlidir, “atarlı[dır]”, inatçıdır, hırslıdır… Her ne kadar Levent Cantek, kitabın giriş kısmında “başka bir Ankara resmi çizmeye niyetli değilim” dese de metne, romana ve çizimlere metin merkezli yaklaştığımızda ortaya çıkanın Ankara’nın kimilerince görünmeyen yüzü ya da görülmek istenmeyen yüzü olduğunu söyleyebiliriz.

Peki, ötekilik Ankara kimliğinde neye tekabül ediyor? Öncelikle bana bunu düşündüren İrvin Cemil Schick’in Batının Cinsel Kıyısı eserindeki “mekân teknolojileri” ifadesi olmuştur. Bu ifadeyle Schick’in kastettiği mekân ve mekânın yeniden üretimin-i sağlayan/-e neden olan araçları, söylemleri ve yöntemlerini tanımlamaktır. Bir başka deyişle mekânı yeniden üreten, mekânlaştıran şeyler söylemlerdir. Schick’e göre ötekileştirme de bu teknolojilerden biridir.

Toparlayacak olursam DumAnkara’da merkezi anlayış tarafından ötekileştirilen mekânın iktidarı sarsmasını, bozmasını, temiz ve sakin olanın kirletilmesini ve merkezde görünmeyenlerin, dışarı itilenlerin görünür kılınmasıyla şehrin çok sesliliği ve Ankara kimliğinin denildiği gibi bir “bura” olmadığını, aslında modernizmle yaratılmak istenen (İstanbul ile) bir ikili karşıtlığa mahkûm edildiği gözler önüne serilmiştir.

Kaynakça
Cantek, Levent. DumAnkara. İstanbul: İletişim Yayınları, 2013
Schick, İrvin Cemil. Batının Cinsel Kıyısı. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2000.

Yazarın Notu: Bu yazının kaleme alınmasında Levent Şentürk’e, Kuir Mekân adlı eserinin düşündürdükleri için teşekkür ederim.