Mamut Art Project 2016’ya Genel Bir Bakış

Mamut Art Project için genel bir değerlendirme ve kişisel bir ‘ilk 10’ seçkisi.

Bağımsız sanatçıları ve sanatın geniş kitlelerce paylaşımını desteklemek amacıyla bu yıl dördüncüsü düzenlenen “Mamut Art Project 2016” 21 Nisan’da Küçük Çiflik Park’ta açıldı.

Jüride bulunan Fatoş Üstek, Banu Gündoğdu, Ömer M. Koç, Erinç Seymen ve Ali Şimşek’in yaklaşık 1000 başvuru arasından değerlendirdikleri 52 sanatçıdan oluşan seçki, bütünüyle geçen yıllara nazaran çok daha iyi görünüyor.

Seçkide resim, fotoğraf, heykel, illüstrasyon, yeni medya, enstalasyon, performans, video ve baskı gibi farklı pratiklerden sanatçıya homojen bir şekilde yer verilmiş.

Beni en çok heyecanlandıran isimlerden biri Murat Balcı oldu. Otoritenin, eğitim ve denetim mekanizmalarının bireyler üzerinde bıraktığı duygusal etki ve tepkilerin işlerinin ana karakteristiğini oluşturduğunu söyleyen sanatçı büyük bir titizlikle çalışmış. Olmuş bir sanatçı diyebileceğim Murat, kağıt üzerine mürekkepli kalem ve yağlı boyadan oluşan serisinde bir çarşı izninde alıp yatakhane nöbetlerinde okuduğunu söylediği Foucault’nun “büyük kapatılma”sıyla, kapatılmaya direnişin hakkını vermiş görünüyor.

Murat Balcı
Murat Balcı

Bir diğer isim Larissa Araz. Sanatçının siyah beyaz fotoğrafladığı “Ölmedik Ya!” serisinde Ermeni toplumunun hak gasplarının günümüzdeki sembolü olan Kamp Armen’in Hrant Dink’in “Ölmedik ya! Geri alacağız kampımızı” sözünden sonra kampın iadesini göremeyişinden yola çıkarak Hrant ve nicelerinin geçmişlerine sahip çıkıyor.

Larissa Araz
Larissa Araz

Heykel görmeyi özlediğim şu günlerde Oğuzhan Güdek’in mitler, ritüeller ve buna bağlı olan insan davranışlarını konu aldığı, ahşap malzeme kullanarak ürettiği soyut heykelleri çok başarılı buldum. “Mark’ın Evi” isimli işinde bir nevi bağımlısı olduğumuz sosyal medya hesaplarının insanlar için dekore edilebilir mülkler haline geldiğini, dairesel bir sınır içinde kırılıp bükülerek yeniden inşa edilmiş bir yapı içinde soyutlayan sanatçı kesinlikle gelecek vaat ediyor.

Oğuzhan Güdek
Oğuzhan Güdek

Can Küçük’ün kırılmış iki aynı aynadan oluşan “Ayna Ayna” isimli işi ise izleyiciyi her seferinde farklı bir yansımayla karşılayarak, eşsiz olanın kopyalanmasıyla aynı olması beklenenin her seferinde başkalaşmasını iç içe geçiriyor. Ahşap taburelerden oluşan diğer işinde bir taburenin ayağından eksilttiği parçayı diğerine ekleyerek fazlalık ve eksikliğin birini diğerinden üstün kılmadığına işaret ediyor.

Can Küçük
Can Küçük

Uzaktan baktığınızda vitray gibi görünen pencere formundaki çalışmalarında malzeme olarak plastik şişeleri kullanan sanatçı Uluç Ali Kılıç, yeni çağın camı olarak isimlendirdiği plastik şişelerin doğada yarattığı tahribata ve doğada uzun yıllar kaybolmayacak bu malzemenin kullanımı ve tüketimine dikkat çekmek istiyor.

ulucalikilic

Dilara Turan ise “Baba Portreleri” isimli 10 parçalık desen serisinde bireyin bilincinde beliren baba figürünün duygusal iz düşümlerini taşıyan nesnelerle baba figürünü nesneleştirirken, sanatçının “Ekoton” serisi ise, bireyin olgunluk dönemindeki, içsel çatışmalarının dış dünyayı sabote edişini irdeliyor.

Dilara Turan
Dilara Turan

Girişte solda bulunan Zeynep Nal Sezer’in “Huysuz Arzuhalci” isimli interaktif yerleştirmesi, kurulan mekanizmayla elinizi koyduğunuz yüzeyden stres seviyenizi ölçen, buna göre gündelik, basit dertlerinizi tespit eden sembolik bir daktilodan oluşuyor. İş, derdimize uygun olan birime dilekçe yazan bir arzuhalciyi temsil ediyor.

***

Varoluş, inanç, tanrı fenomeni, politika ve tüketim ilişkileri üzerine işler üreten Emir Erkaya ise hayatın gerçeklikten üst gerçekliğe uzanan yapısını, cinsiyet, sistem ve tüketim ilişkilerinin sonuçlarını sorguluyor.

Emir Erkaya
Emir Erkaya

Fotoğraf ve yağlıboya pratiklerini bir arada yürüten sanatçı Zeynep Beler’in standı en iyi yerleştirilmiş standlardan biriydi. Fotoğrafın görme ile bellekleme üzerinde etkisi ve fotoğraf ile geleneksel resmin geri beslemeli ilişkisiyle ilgilenen sanatçının işlerinde instagram, sosyal medya, haber, YouTube kareleri ve benzer önemsiz/vernaküler, hatalı ve düşük çözünürlüklü ve unutulmaya yüz tutmuş görselleri cımbızla çekip boyanın maddeselliğine aktarıyor. Yağlıboya işlerinden oluşan seçkide tezatlıklar, hafıza ve detaya dair semboller bulabilirsiniz.

Zeynep Beler
Zeynep Beler

İzleyiciye arkasını dönmüş figürden oluşan “yatak” ve “ense” isimli işlerini beğendiğim diğer sanatçı Berke Doğanoğlu. İşlerinde figürü kimliğini açığa çıkarmadan, narin ve savunmasız, baş resimden çıkartılmış ya da sırtını dönmüş vaziyette resmeden sanatçı izleyiciyi görülmeyeni yorumlamaya davet ediyor.

Berke Doğanoğlu
Berke Doğanoğlu

Esra İlbeyli’yi de es geçmek istemiyorum. Sanatçı, siyah beyaz ve gri tonlarla stencil, yerleştirme, ışıklı kutu ve tuval işleriyle yakın politik geçmişin figürleri, zorunlu göç ve kadın cinayetleri üzerine yoğunlaşıyor. ‘Yeni’ kavramının karanlığa hızla sürüklenen bir korku toplumu oluşturduğunu, karanlığa doğru ilerleyen bu durumun bireyi de karamsarlığa sürüklediğini ifade eden sanatçı, 400 milletvekilinin portesinden oluşan “Yeni Türkiye” isimli işinde mevcut siyaseti irdeliyor.

esrailbeyli

Cumartesi ve Pazar performansların da yapılacağı Mamut Art Project 24 nisan pazar 20:00’ye kadar Küçük Çiftlik Park’ta görülebilir.