ma ma ma / 3 perdelik performans

Şair ve sanatçı Ece Eldek’in 16. İstanbul Bienali için ürettiği performansa eşlik eden şiirleri paylaşıyoruz.

“ma ma ma” patatesi merkezine alan, toplum tarafından dayatılan rol kimlikleri üzerinden kurgulanmış bir performans. Bu performans için Ece Eldek’in yazdığı şiirlerden oluşan kitapçıkta yer alan şiirleri paylaşıyoruz.

“ma ma ma / 3 perdelik performans”, sanatçı ve şair Ece Eldek tarafından 16. İstanbul Bienali’nin kamusal programı için üretildi. Yedinci Kıta temalı bienalin kamusal programı “birbuçuk” tarafından organize edildi. Bu performans için sanatçının beraber çalıştığı oyuncular; Ceren Menekşedağ, Özgün Çoban ve Doğa Nalbantoğlu.

Asker

7 ay 5 gün
7 ay 6 gün
7 ay 7 patates
kaç teneke vurdum saymadım patates
kaç ceza soydum, saydım patates
oturmaktan ayaklarım,
ellerim kesmekten,
dilimi döndüremedim

haklısın tabi,
cezamı yedim
doymadım

askeer bin patates bin

daha ne dedin?
daha daha ne dedin
Eee ne dedin daha
ne dedin ki
cümlede kaç eylemde bekledin
gözlerini aç
bir tane daha soy hadi
bin tane daha
daha daha daha
ampul patladı demiştin
taş gibi bunlar taş gibi

düşlerimi böldüler
anısı kaldı zamanın
bir tencereye bakıp
ah çekiyorum
bir can
iki can
üç can
patates
bir can iki can üç can
teneke
teneke patates
her patates vurduğumda
bir teneke kesiyorum

Paşa kendini tekrar eder,
tükürüğü yerde kalır,
halk üstüne basar geçer
Ya sahip ol
Ya da defol. Ya da def ol
kaç kez yaşadın sahibini boynunda tasma
kaç kez yaşadın sahibini elinde tasma
yetmedi

evimin ortasına direk diktim,
direk evimin ortasına
kimse birbirini göremiyor artık
o direkten başka
direğimizin ucu değmez göğe
yalan makinesina bağladılar beni,
çünkü ayaklarım yerde
vay vay vay evimin direği diyorlar bana ya
ya sahip ol, ya çık defol
ya sahip

Bana günlerimi kestiriyorlar
bir patates çuvalından ibaret
az sonra tencereye girecek
bir nokta atışı
kabuklarını soyduğum dünyanın maskarası oldum
bir avucum açık
diğeri bıçak
somun kadar keskin bir tat
dünyam düşlerim kadarmış
bir avucum parlak
diğeri mesanem kadar
gerçeklik bu kadar

tiyatrolar federallerde
teğet geç, kelimeleri ört
kobra ve peder aynı asmada dans eder
tırlar ve ağaçlar
bebeğini getir ve sakla
unutma
kendi mağaranı
unutma

Ev hanımı

İki elimin sesi yetmiyor zamana
artık sandığım yok,
ne varsa dağıttım
elimde ne kaldı
kayıp resimler
virane kederler
kelimeler puslu
şehir kaygan
kadınım, mahpus
sesim cımbız

zaman geçti
kovalıyor kovalıyor
geceler gündüzlerim
aynı hikaye her gün
kovalıyor kovalıyor
bir patates yedim
bana ne! bana mı sordun
hem fikirlerim
ham fikirlerim
yassıyım
dümdüz
iğne iplikten geçercesine dikkatli
kovalıyor kovalıyor
her gün aynı hikaye
7 patates yedim

hadi yemeğini koy ateşe
e hadi ateşe koy yemeği
düşünme başka bişe
söyleseydin daha önce anne
elim bıçakla doğsaydım belki
mayası hamurun
elimin tuzu
patatesi toprağın
patates kalbe benziyor, dedi çocuk

inandıramadım kimseyi pişen aşın ne demek olduğuna
üstüme düşen karıştırılan harmanıydı anca
özgürlüğü tatmak mümkün değildi
bir çocuğun çığlığı kalırdı havada
kanat çırpışı bedenimin zarar verirdi çevremdekilere
havaya doğru yükselirken vurdular beni
ve havaya baktı tüm bakışlar

kovalıyor kovalıyor
ruhumun düşleri saplanıyor bıçağıma
tencere dibine uzanıyor tüm kaşıklar
yeter ki doymak olsun adım
masanın ucuna kadar uzanıyor ellerim
patates çuvalı mıyım oturduğum yerden
köklenmişim bu sandalyeye
çuval ağırdır
kök uzanır her yere
kovalıyor kovalıyor
masanın ucuna kadar seriliyor eteklerim
kan kusturacası dişli
kaç dişin var
kaç elin
uzanabilir misin benim gibi bir masa boyu
ellerinle

şimdi burada ne yapmalı
şimdi burada ne yapmalı
dizlerimin üstüne çöküp
tek ses etmeden
dua edermişcesine bir bakış
duruş
yalnızca masallarda olan
sessizliğin adı gücü
ve unutulmayanların yüzü
bir adım var ve benden başkası bilmiyor adımı
bir sesim var ve bedenden başka yankılanmıyor

bir hüznüm var
ve odalar arası geçitlerde bir masa boyuna uzanan sessiz cümlelerim
yegane aşkım önce kendimde yaşadım ve bitirdim
bir masa boyu uzandım dokundum herkese
bir sesin masalı bu
oda içinde yankılanan akşam yapacağı yemeği hazırlayan
her kabuk soyuşunda adını tekrarlayan
adını her gün tekrarlayan
her yere dokunarak izini bırakan

Papa

Eski hikayeler, inananlar, inanmayanlar burada
olmaya karar verdiğimden beri bunu düşünüyorum,
evet patatesi, yasaklamışlar elma gibi
olmaya karar verdiğimden beri bunu düşlüyorum
ya olamazsam ya korkutamazsam tanrı gibi

ma ma ma
annee
ma ma ma
yatağımı ıslattım
korkudan
hep korkuyorum
anne
ma ma ma
cübbemi yıka
donuk ses
günah ses
cübbemi yıka
kaybettim sesimi
anne
ma ma ma
o masaya patates koyma
sonradan icat bunlar
elma da koyma
ma ma ma
koyma
arı kovanından getirdin beni
ma ma ma
kurulu an derim bu kitaba
bütün yasaklarım
kerpetenlere boğarım dokunan elleri
doğumsuz düş olur mu ki bu kitapta
yalan makinalarını bağlayın bir bir odama
yankılanan tüm sesler bana
aynı
yok yere sallanıyor düşlerim,
seninle bağımı kopardıktan sonra
bağlandım yine bu kurulu ana
ma ma ma

biçilmiş kaderlerin bel bağladığı yasaklarında
hep suçluluk taşıdım başka ellerin günahlarında
sen bir odada bana bakarken, çok erken açtım gözlerimi
diktim kurulu ana
ma ma ma
onlar açtı gözlerini elma yasaktı, patates yasaktı
ben açtım gözlerimi kurulmuş bir ana
ma ma ma
daha ne yasaklamalı şimdi
bırak yardımcı olayım yasaklarına
o tokmağı bana verdiler gizli
masama vurup sesimi çoğaltmaya
ismim yazılı sayfalarda
bir perde arası gizlenen her oyuncu gibi
nakaratlarla eşlik et bana

hoyratça selamlarım yakut elbiseleri
anne, ninnilerini söyle
bu vestiyer kartonpiyer
astığım cübbemi
din artık son perdede
yalvarma
karanlıktan gelen ses
ninnilere ve şarkılara dönüştür
ninnini
son perdede Viardo
ah anne bırak yakam düşsün
emrin olur son anda
bitti piyesler
repertuarda

Ece Eldek hakkında: www.eceeldek.com