Kilometre Başı I: Slint / Spiderland

Tür, yani sınıflandırma fikrine Aristoteles ile gelinmişti. O, bu işi çok ciddiye almıştı. Ondan beri de bu ciddiyet sürdü. Bu bölümde modern müziğin farklı türlerine ait pırlantaları cilalayıp parlatacağız. Post-rock ile başlıyoruz. İlginize..

Slint / Spiderland
1991 / Touch&Go Records

‘Washer’ şarkısının hipnotik melodisiyle sarmalandığımda yıl 1995’ti. Bu şarkının bulunduğu, Louisville’li topluluk Slint’in ikinci albümü Spiderland dört yaşındaydı o sıralarda. Albüme sahip değildim henüz ama hikaye anlatmak yerine Spiderland’in modern müzik tarihindeki yeriyle ilgili birkaç cümle kurayım daha iyi.

“Hatırla beni, uykuya dalarken / Ceplerini, ayakkabılarımdan havalanan tozla / Ve anılarla doldur / Dönmeyeceğim buraya / Yine de karşılaşabiliriz ama / Biliyorum dışarısı karanlık / Sakın korkma..”

Çok özel bir yerde duruyor Spiderland. Yarı mırıldanan, bazen de haykıran vokallere eşlik eden kendinden emin davullar ve patlamanın sınırında dolaşan melankolik arpejler sizi Amerikan bozkırının sonu gelmeyen yollarında, daha doğrusu yol kenarlarında dolaştırırken, gitarlar saldırıya geçtiğinde siz de yükseklerdeki Sirrüs bulutlarına kaldırabilirsiniz kafanızı.

Özel ve önemli bir yer, evet, çünkü o zamanlar henüz Godspeed You Black Emperor ortalarda yok, Sigur Ros yok, Tortoise yok, Mogwai yok. Ama Slint kafasını kaldırdıktan sonra, artık olacaklar. Benzersiz bir dinamizm içeren, mükemmel şarkılar yazdı Slint. Yol kenarlarının tekinsizliği, öfkeyi ve özlemi boşaltmak için doğru yermiş meğer. Spiderland albümü dünyaya bunu gösterdi. Rock hep yoldaydı. Post-rock ise, var olacaksa eğer, yol kenarında var olacaktı. Sigarasını orada söndürecekti.

slint