Giovanni’ye Veda

Giovanni’nin evinden ziyaretçi eksik olmazdı. Ben de dahil olmak üzere çeşit çeşit insan gelirdi. Çok sıkıldığım bir gün Giovanni’ye gidip ‘deliriyorum galiba’ demiştim o da bana ‘doğru yerdesin canım’ diye yanıt vermişti.

Sabah güne başladığı gibi önce kahvesini sonra da üç sigarasını art arda içti. Sonra da önünde duran Edgar Allan Poe portresine uzun uzun baktı ve bir iç geçirdi, sigarasından tekrar derin bir nefes aldı:

“Muazzam bir yazardı ama çok acı dolu bir hayatı oldu.”

Poe, Giovanni’nin en sevdiği yazarlardan biriydi. Kendine hikayelerinde onu örnek alırdı. Hayatı ise Poe gibi yalnız ve kederli değil, tam aksine sevgi ve ilgi dolu geçti.

İtalyan bir baba ve Fransız bir annenin çocuğu olarak Beyoğlu’nun Asmalımescit mahallesinde dünyaya geldi. Hayatı boyunca da Beyoğlu’nda yaşadı. Levanten bir aileden gelmenin doğal sonucu olarak, çok kültürlü bir ortam içerisinde büyüdü. Beş dili akıcı şekilde konuşup yazma yeteneğine sahipti: İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Türkçe ve Yunanca.

Tutku dolu bir yaşamı oldu Giovanni’nin ve yaptığı her şeyi de bunun için yaptı. Yazmaya saplantılıydı. Hayalperestti, çocuktu. 56 tane kitap ve yüzlerce ya da binlerce makale yazdı. İşleri, sadece Türkiye’de değil, Amerika’da, Fransa’da ve İtalya’da da yayımlandı.

Çok yakın dostları ona Gio derdi; bense kısaltmaları sevmediğim için ona hep kendi adıyla hitap ederdim. Giovanni, malzemesi insan olan sanatçılardandı. İnsanı severdi. Her kim olursa olsun kapısını çalan herkesin onun evinde yeri vardı. Büyük küçük herkesle konuşacak konusu olurdu. Her insan onun için ayrı bir hikayeydi. Onlardan beslenirdi ve onlara ilham verirdi.

Ben, Giovanni Scognamillo ile Metin Demirhan sayesinde Atlas Pasajı’ndaki Atılgan Kitabevi’nde tanışmıştım. Atlas Pasajı’nın Atlas Pasajı olduğu zamanlardı o günler. Atılgan ise, bilimkurgu ve fantastik sanat severlerin uğrak yeriydi. Giovanni ile tanışıklığımız kısa sürede dostluğa dönüşmüştü. Ben, Nalan Söylemez, Metin Demirhan ve Giovanni Scognamillo haftasonları evde toplanır, Fantastik Film Festivali düzenlerdik. Filmleri Metin seçer, getirirdi; açılış konuşmasını da Metin yapardı, sonra bir gece de iki film üst üste seyrederdik. Gerekli yerlerde Scognamillo filmlerle ilgili detaylar da sunardı. Metin, evde kendi aramızda düzenlediğimiz bu minik festival için kendi elleriyle bir afiş bile hazırlamıştı.

Giovanni’nin evinden ziyaretçi eksik olmazdı. Ben de dahil olmak üzere çeşit çeşit insan gelirdi. Çok sıkıldığım bir gün Giovanni’ye gidip ‘deliriyorum galiba’ demiştim o da bana ‘doğru yerdesin canım’ diye yanıt vermişti.

O günler geldi geçti. Birlikte çok güzel zaman geçirdik. Ve şimdi ise Giovanni yok artık. Metin de öyle.

Metin’i çok özledik ve Giovanni’yi de öyle çok çok özleyeceğiz.