Ermeni Diasporası Söylemini Tekrar Düşünmek: Dil(ler), Kültür(ler), İlişki(ler)

Vahe Sahakyan’ın diasporaya yeni bir bakış getirdiği yazısını Cafer Sarıkaya’nın çevirisiyle sunuyoruz.

Vahe Sahakyan

2017 yılına Ermenistan’da diasporaya odaklanmış iki büyük etkinlik damgasını vurdu; bu etkinliklerin ikisi de dünya genelinde bir hayli ziyaretçi çekti. Kronolojik olarak konuşacak olursak, Ermeni dünyasında oldukça reklamı yapılmış olan ve 18-20 Eylül 2017 tarihlerinde Ermenistan Cumhuriyeti hükümetince düzenlenen ilk etkinlik, küresel Ermeni diasporasından temsilcileri bir araya getirdi. Diasporadan yaklaşık elli kişi ilişkili oldukları örgütler, kurumlar ve topluluklar adına kamuya hitap etmek için dikkatlice seçildi. Ermenistan toplumsal ve siyasi ana akım söyleminde nedense nispeten marjinal kalan ve Common Purpose’ın UWC Dilijan’la iş birliği içinde ve Aurora İnsani girişimlerinin desteğiyle 8-10 Ekim 2017’de düzenlediği ikinci etkinlik, çok farklı arka planlardan, kültürlerden ve coğrafyalardan gelen dünya genelinde 60 kadar katılımcıyı bir araya getirdi. “Diaspora Diyalogları” diaspora liderliğinin güçlüklerine ilişkin fikir ve bakış açısı teatisi için bir platform sağlamayı amaçladı.

Ermenistan’ın ufacık coğrafyasının birbirinden bağımsız iki küresel etkinliğe ev sahipliği yapılmasını imkânsız kılacağı varsayılabilir ancak söz konusu bu iki etkinlikteki katılımcılar, dinleyiciler ve ele alınan konular düşünüldüğünde iki etkinlik arasında neredeyse hiçbir örtüşme bulunmuyordu. İlk etkinlik tamamen Ermenistan evrenine odaklanırken, ikinci etkinlik ise çeşitli diaspora deneyimlerindeki alışverişi vurguladı. Sonuç olarak ilk konferansın katılımcılarının çoğu tamamen Ermeni destek gruplarını temsil ederken, ikinci toplantı esasen Ermeni olmayan kişileri bir araya getirmiş görünmektedir.

Bu yazının devamında, yine de bu iki etkinliği sembolik de olsa birbirine bağlayan kavramlara odaklanmak istiyorum. Bu etkinliklerin ikisi de diaspora olgusuna dair tartışmalarla ilişkilenmekteydi ve bir şekilde “diaspora liderleri” olarak kategorize edilebilecek kişiler davet edilmişti. Ermeni-Diasporası konferansının düzenleyicileri, görünen o ki daha geleneksel, “saf” Ermeni kimlikleri olan ve tercihen ve oldukça akıcı bir biçimde Ermenice konuşabilen kişileri tercih etmiş görünürken, Diaspora Diyalogları ise “çeşitli toplumlara katkıda bulunan farklı coğrafi ve kültürel kimliklere sahip” liderleri tercih etmiştir. Eğer ilk etkinlik liderliği ağırlıklı olarak etnik hatlar üzerinde tanımladıysa, ikinci etkinlik ise açık bir biçimde etnisiteler ötesi ya da etnisiteler arası liderliği vurgulamıştır. Burada ele almayı amaçladığım sorun diaspora liderliğine ilişkindir. Diaspora liderleri kimdir? Diaspora liderlerinin hem çok sayıda coğrafi ve kültürel kimliğe sahip olup hem de etnik açıdan “saf” kalmaları nasıl mümkün olur? Önce diaspora liderliğini inceleyelim, sonrasında bu tartışmanın politika ve araştırmayla ilişkili olarak nasıl çıkarımları olabileceğini göstermek için Ermeni-Diasporası konferansı ve Diaspora Diyaloglarına geri döneceğim.

Öncelikle, tartışmam boyunca yaslanacağım bazı diaspora özelliklerini ortaya koymak istiyorum. Okuyucuları “diaspora” kavramının son otuz yılda nasıl değişim geçirdiğine ilişkin akademik algıların detaylarıyla sıkmayacağım. Bunun yerine, yaklaşık on yıllık bir literatür taraması, diaspora akademisyenleriyle konuşmalar, Lübnan, Fransa ve Amerika’da yapılan araştırmalar ve “diaspora” kategorisi üzerine kafa yormam sonucu geliştirdiğim diaspora özelliklerini aşağıda maddeler hâlinde sıralamak istiyorum.

• Diasporalar dağılmış nüfus gruplarından ya da göçmen topluluklarından farklıdır: Arkalarında bıraktıkları ülkeyle ilgili kişisel anıları ve bağlantıları olan dağılmış ve göçmen nüfuslar en nihayetinde diaspora üretebilir ancak bütün göçmen ya da dağılmış topluluklar diaspora oluşturmaz. Diasporalar birden fazla nesli içeren bir olgudur.

• Diasporalar son derece çeşitlidir: Diasporaların çeşitliliği zaman içinde on yıllar, yüz yıllar, bin yıllar boyunca artar.

• Anavatana ilişkin algılar zamanla evrilir ve değişir: Anavatan genellikle diasporada doğmuş nesiller için nihai dönüşün fiili yerinden ziyade sembolik bir imge hâline gelir.

Bunlar kuramsal soyutlamalar olmakla kalmaz, ayrıca diasporaların uygulamalarında derin biçimde kök salmış özelliklerdir. Örneğin Los Angeles bölgesindeki Ermeni topluluklarının yakından incelenmesi, nispeten kompakt bir coğrafya içindeki diasporik biçim ve ifadelerin çeşitliliğini ortaya çıkarabilir. Tarafsız bir gözlemci için çeşitli ülkelerden çıkan Ermeniler arasında hâkim olan dilleri, gelenekleri, yaşam biçimlerini, dinleri ve diğer bağlantıları saptamak kolay olacaktır. Genellikle birbirini dışlayan bu Ermeni alanları, evvela mensup olunan ülkelerle birbirinden ayrılır. Lübnanlı, Suriyeli, İstanbullu, İranlı, Rus ve Ermenistanlı Ermenilerin hepsi Los Angeles’taki Amerikalı Ermenilerin çeşitliliğini temsil ederken, tarafsız bir araştırmacı Ermenistan göçmenlerinin ve soykırımdan sağ kalanların üçüncü, dördüncü ya da beşinci kuşağından olan, genellikle melez ve çoğunlukla Ermenice konuşmayan ancak yine de Ermenistan meselelerine müdahil Amerikalı Ermenilerin de aslında başka bir kategori oluşturduğunu hatırlayacaktır.

Los Angeles bölgesinden uzaklaşmak, Ermenistan diaspora evreninin çeşitliliğini daha da belirgin kılmaktadır. Yaşanılan ülkeler bir zamanlar dünyaya dağılmış olan Ermenistan soykırımından hayatta kalmış olanların, göçmenlerin ya da ilk zamanlarda yerleşenlerin soyundan gelenlerin on yıllar ve yüzyıllar boyunca kimliklerini müzakere etme biçimlerini, Ermeni kurumlarının kurulup işleme biçimlerini ve çeşitli yerlerde ortaya çıkmış olan Ermenilik ve Ermeni kültürel biçimlerinin çeşitliliğini şekillendirmiştir. Örneğin Ermeni deneyiminin ötesinde, Yahudiler ya da Afrikalılar gibi diğer “kurban diasporaları” durumunda, dünyaya yayılmış diasporalarında halihazırdaki anavatan, kültür ya da hatta din algıları arasında belirli grupların deneyimlerini özselleştirme riskine girmeksizin herhangi bir ortak özellik ortaya koymak benzer bir şekilde pek mümkün değildir.

Mesele Ermeniler olduğunda, diaspora çeşitliliğinin büyüklüğünü göz ardı etmek genellikle kışkırtıcı ve kolaydır. Bir yüzyılı aşkın bir zamandır, Ermeni Kilisesi ya da siyasi partileri gibi uluslar ötesi diaspora kurumları, Lübnan, Suriye ve Mısır’daki etnik Ermenistan anklavlarında eğitim almış, diasporada doğmuş aydınlara Batı’da liderlik pozisyonları talep etmeleri için örgütsel bağlantılar sağlamıştır. Bu üç ülke arasında Lübnan öne çıkmaktadır çünkü 1920 ve 1940’lı yıllar arasında Fransızların bölgedeki çıkarları, Ermenilerin bir toplum yaşamı oluşturmaları için oldukça elverişli şartlar sağlamıştır. Lübnan’daki şartlar Ermenilerin hem Apostolik hem Katolik topluluklar olarak bütünleşmelerine ve ayrılmalarına, Lübnan parlamentosu ve hükümetinde Apostolik ve Katolik Ermenileri olarak temsil edilmelerine, geniş bir Ermeni okulları ve topluluk örgütleri ağı yaratmalarına ve bütün okul müfredatını Ermeni dili, tarihi ve kültürü çevresinde düzenlemelerine olanak tanımıştır. Fransa da dâhil olmak üzere hiçbir Batı ülkesi, kendi metropol/ulusal sınırları içinde Ermenilere (ya da herhangi başka bir “yabancı” gruba) bu kadar cömert davranmamıştır. Batı demokrasilerinde kilise ve devletin resmi olarak ayrılması, konuşma, toplanma ve basın özgürlüğü farklılığı dillendirmek ve muhafaza etmek için kimi alanlar sağlamış olsa da, okullar göçmenlerin asimilasyonu ve ulusal uyumun (yeniden) üretimi için en önemli araçlardan biri olarak kalmıştır.

Lübnan, koalisyona dayalı siyasi örgütlenmesiyle benzersizdir. Keza Lübnan’daki Ermeni topluluğu da. Lübnanlı Ermenilerin pek çok diaspora örgütünde sayıca baskın olmalarına rağmen, Lübnan’daki Ermeni diasporası topluluğu diasporaların teori ve pratikte nasıl geliştiklerine ilişkin bir normdan ziyade bir istisna teşkil etmektedir. Eğer diasporalar zaman içinde daha heterojen ve farklı oluyorsa, Lübnanlı Ermeniler topluluğu 1970’lere gelindiğinde en azından dilsel açıdan daha homojen ve belirgin hâle gelmiştir. Ancak Lübnan ve dolayısıyla Ermeni topluluğu da değişmiştir. 1970’lerde tahmini 300.000 üyesi olan topluluk, 1975-1990 yılları arasındaki siyasi kriz, sosyo-ekonomik koşullar ya da başka nedenlerin yol açtığı dışarıya sürekli bir Ermeni akışı nedeniyle kayda değer bir düşüş göstererek 80.000-100.000 civarına inmiştir. Ayrıca daha sonraki nesiller arasında son yirmi otuz yılda Ermenicenin kullanılma oranı azalmakta ve farklı ırkların birbiriyle evlenme oranı artmaktadır. Bu durum her ne kadar etnik muhafaza adına talihsiz görünebilecek olsa da diasporalar tam da bu şekilde gelişir: Zamanla daha da farklı hâle gelirler.

Batı Ermenicesini diasporada muhafaza etmek önemlidir ve Batı Ermenicesinin kullanılmasını ilerletmeye yönelik çabalara karşı bir ifadede bulunmuyorum. Uygun kararlılık, daha iyi örgütlenme, süregiden çabalar ve yatırımlarla, gelecekte diasporada doğmuş nesillerden daha çok kişinin Ermenice konuşmasını sağlamak mümkün olabilir. Ancak diaspora çalışan bir akademisyen olarak diasporaların birden fazla dil konuştuklarının da farkındayım; diasporanın hangi kısmı Batı Ermenicesi ya da herhangi bir Ermenice konuşuyor olursa olsun, Ermenice, Ermeni diasporasının dillerinden sadece bir tanesi olabilir. Bu açıdan Batı Ermenicesini muhafaza etmek diasporalaşma sürecine karşı bir mücadeledir ve öyle olacaktır. Batı Ermenicesinin muhafaza edilmesi yönündeki çabaları ne kadar hoş karşılasam ve desteklesem de diaspora çalışan bir akademisyen olarak görevim Ermeni diasporasına ilişkin araştırma odaklı ve bu nedenle de daha eleştirel, doğru ve nesnel algıların geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Ve araştırma odaklı yaklaşım yalnızca yukarıda bahsedilen diaspora özelliklerini desteklemekle kalmaz, ayrıca aynı hatlar üzerinde başka özellikler de sunar:

Diasporalar çok dillidir. Diasporalar tek bir dil konuşmaz. Dünyadaki diasporaların hiçbiri –ne Yahudi ne Afrika ne Çin ne de Hint diasporaları- tek bir dil konuşur. Diasporalar birden fazla ve genellikle karma diller konuşur. Ermeni diasporası da öyledir. Dil yeterliliği kişinin diasporadaki Ermeni yaşamına ve meselelerine olan bağlılığını tanımlamaz ve tanımlayamaz. Ve Ermeni yaşamı ve meselelerine bağlılık, Ermenice konuşma becerisine indirgenemez. Ermenistan dışında yaşayan bütün Ermenice konuşan Ermeniler diaspora olmadığı gibi diasporadaki Ermenistan kurumsal mekânları ve kültürel üretimlerinde yer alan herkes de Ermenice konuşmaz.

Diasporalar çok kültürlüdür. Diasporalar genellikle kökeni geçmişte olmak üzere bazı ortak kültürel unsurlara sahip olabilir; fakat geçmişe ilişkin yorumlar ve geçmişle ilişkiler değiştiği için geçmiş bile nesiller aracılığıyla değişebilir. Bu nedenle diasporalar genellikle birçok geçmişe sahiptir. Bu geçmişlerden bazıları, yalnızca belirli bir grup için belirli bir zaman ve yerde “önemli olup” diasporanın geri kalanı için önemli olmayabilir. Başpiskopos Ghevond Durian’a yapılan suikast, Kuzey Amerika’daki Ermeni diaspora kültürünün oldukça önemli bir parçası olmakla birlikte Rusya, Avustralya, Fransa ya da Macaristan’daki Ermeniler arasında paylaşılan bir unsur değildir. Ermenilerin 1958 ve 1975-1990 yıllarındaki Lübnan iç savaşlarındaki deneyimleri, Lübnan-Ermeni kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır; ancak bu deneyimler başka bir yerdeki Ermeni kültürünü tanımlamaz. Tabii ki diasporanın kurumlar ağı aracılığıyla halkların ve söylemlerin devinimi ve dolaşımı, genellikle bazı kültürel deneyimleri başka bir yer için alakalı kılar. Ancak Kaliforniya’daki Lübnanlı, İranlı, İstanbullu, Rus, Ermenistanlı Ermeni alanlarını nispeten kompakt bir coğrafi alanda farklı ve genellikle birbirinden kopuk kılan da bu farklılıklardır.

Diasporaların birçok ilişkilenmesi ve melez kimliği vardır. Ermeni diasporasıyla uğraşan araştırmacılar, politika belirleyiciler, gazeteciler ve diğer profesyoneller diasporadaki Ermenilerin Lübnan, Suriye, Mısır, Türkiye, Amerika, Fransa, Brezilya, Arjantin, Macaristan, Rusya ve diğer ülkelerin vatandaşları ve sakinleri olarak sahip oldukları diğer bağlılıkları ve kimlikleri genellikle göz ardı etmektedir. Diasporadaki Ermenilerin çoğu gündelik yaşamlarında pek çok kültürel ve toplumsal alanda bulunur; bu alanlarda Ermeni ve Ermeni olmayan unsurlar tabiatları gereği yerel dil ve kültürler içerisinde birbirine karışırlar.

Diaspora Ermenilerinin yalnızca küçük bir azınlığı bütün yaşamlarını ve kariyerlerini Ermeni (etnik) meseleleri üzerine düşünerek, sadece Ermenilerin kullanımına yönelik politikalar tasarlayıp geliştirerek ve belirli ülkelerde Ermeniler adına harekete geçerek geçirme “lüksü”ne sahiptir. Benim “etnik” liderler olarak adlandırdığım bu kişiler serpilip gelişebilir, çünkü Ermeni kurumsal ve söylemsel alanlarını üyelik aidatları, resmi ya da gayri resmi vergiler ödeyerek, gönüllü bağışlar ve katkılarda bulunarak sürdüren, Ermeniliğin ve Ermeni diaspora kültürlerinin çeşitli ve farklı biçimleriyle üretimi ve yeniden üretimine katılan önemli bir diasporik (“karma,” “melez,” “sembolik”) Ermeni kitlesi bulunur.

Bu “etnik” liderlerin yanı sıra, destek gruplarının büyük kısmı gibi gündelik yaşamlarında pek çok kültürel alana dâhil olan “diasporik” liderler olarak adlandırdığım kişiler vardır. Bu kişiler bulundukları yerel toplumlarla tamamen bütünleşmiştir; yereldeki siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel yaşama katıldıkları gibi Ermeni meseleleriyle de ilgilidirler. Birçok şapka takarlar; Ermeni ve Ermeni olmayan kimlikler arasında farklı bağlamlar ve şartlar içerisinde kolaylıkla gidip gelirler. Ermeniceleri akıcı olabilir ya da olmayabilir fakat yerel dili ana dil akıcılığında konuşurlar. Genellikle Ermeni miraslarıyla Ermeni olmayan kimlikleriyle duydukları kadar gurur duyarlar. Başka bir deyişle, Ermeni soyundan olduğunu iddia edebilen, algılanan atadan kalma anavatanın dışındaki herhangi bir yerde Ermeniliğin üretimine/inşasına/müzakeresine katılan, yerel Ermeni kurumlarına doğrudan ya da dolaylı olarak müdahil bütün bireyler ve liderleri diasporik bireyler olarak tanımlıyorum.

Bazı durumlarda bu ikisi örtüşebilir. Lübnan’daki “etnik” liderlerin çoğu, ayrıca önemli bir biçimde yerel Ermeni ve Ermeni olmayan destek gruplarının temsilcileri olarak da Lübnan’ın toplumsal, ekonomik ve siyasi yapılarına dâhildirler. Ancak çoğu zaman bağlama bağlı olarak Lübnan ve Ermeni kimlikleri arasında gidip gelmeleri gerekir. Çoğu durumda ise kendileri de diaspora çevresinin bir ürünü olan diaspora liderleri etnisiteler arası kimlikler ve ilişkiler geliştirir. Amerika’da ya da Fransa’da birçok kez Ermenilerin adına harekete geçen Ermeni kökenli Amerikalılar ya da Fransızlar genellikle yerel, ulusal ve küresel bir nüfuz oluşturmak için daha fazla siyasi, toplumsal, ekonomik ya da sembolik kapitale sahiptir. Gerçi çoğu durumda “geleneksel” (etnik) Ermeni kimliğinin en belirgin özelliklerine sahip olmayabilirler.

Burada önerdiğim kuramla bilgilendirilmiş ve araştırmaya dayalı bakış açısından, Eylül ayındaki Ermenistan-Diasporası konferansında sunum yapan, büyük çoğunluğu oldukça ileri düzeyde bir Ermenice konuşmuş kişiler, Ermenistan diasporasındaki liderlik ve düşünce çeşitliliğini temsil etmemiştir. Öte yandan “Diaspora Diyalogları” konferansı ise diaspora toplantılarının olması gereken hâle daha yakındı; bunun nedeni kısmen bunun “diasporalar arası bir toplantı” olması ve bu nedenle de söz konusu farklılıkları barındırmasının gerekli olmasıydı. Herhangi bir diaspora toplantısı, öncelikle katılımcıların çok dilliliğinde ifade edilen diasporaların heterojenliğini ve çeşitliliğini temsil etmelidir. Ve bunun aksine, homojenleştirici bir alan, diasporadaki çeşitlilikten ziyade “geleneksel” etnisiteye dayalı bir temsil yaratmayı arzulayan herhangi bir toplantı diasporik olduğunu ileri süremez.

Diasporanın farklı kesimleri arasında ve bu kesimlerle Ermenistan arasında etkili bir ortaklık yaratmak için Ermeni diasporasının fiili çeşitliliklerine dair daha iyi kavrayış geliştirmeye ve katı etnik sınırların ötesine geçecek ulus aşırı projeler tasarlamaya ihtiyaç vardır. Uygulayıcılar, politika belirleyiciler, Ermenistan hükümeti, tüm Ermenilerin birleşmesini öngören bir konsey ya da herhangi bir başka yerel, ulusal ya da ulus-ötesi fail, Ermeni diasporasının sınırlarını tanımlamayı nasıl çözerse çözsün, diasporik Ermenilik çok çeşitli etnik-dilsel ve kültürel alanda, kendi ülkelerinde tamamen entegre olmuş, Ermeniliği bir şekilde talep eden ve yerel Ermeni pratiklerinin ve meselelerinin şekillenmesinde payları olan bireylerin, grupların ve toplulukların gündelik pratiklerinde müzakere edilmeye devam edecek.

Bu nedenle 2018 ve gelecek yıllar için en büyük meydan okuma, Asya, Avrasya, Doğu ve Batı Avrupa’dan Kuzey, Orta ve Güney Amerika ve ötesindeki çeşitli ülkelere kadar çeşitli, karma ve çok yönlü Ermeni alanlarına dair araştırma odaklı bakış açıları geliştirmek ve Ermeni diasporasının idealleştirilmiş ve etnikleştirilmiş algılarına değer vermeye devam etmek yerine gerçek diasporik çeşitlilikleri kutlamak olacaktır.

Çeviren: Cafer Sarıkaya

Kaynak: www.evnreport.com

Yazı görseli: Singapur’daki Ermeni toplumunun üyeleri, 1917. Boston College Magazine‘den alınmıştır.