Editör’den: OHAL Ülkesine Hayır

Post’un yeni dosyası ‘hayır’ yayında: “Bu referandumla teklif edilen ‘anayasa’nın daimi bir OHAL anayasası olduğunu söyleyenler haklı: biz bir OHAL ülkesinde yaşamak istemiyoruz.”

Aslında hiç böyle bir dosya yapmak istemezdik. Aslında böyle ‘saçma’ bir teklifle de karşı karşıya kalmak istemezdik. Önerilen ‘başkanlık’ ve ‘yeni anayasa’ teklifi o kadar abes ki nasıl tepki vereceğimizi bilemiyoruz. Türkiye zaten geçmişi karanlık bir ülke: her iktidar kendi ‘karanlığını’ ve anti-demokratik yasa ve uygulamalarını manzaraya eklemeyi başardı. Ama bu sefer sunulan ‘teklif’ bambaşka. Bizden, insanlardan, halktan, yurttaşlardan -adına ne derseniz deyin- yetkiyi ‘sonsuza’ dek alıp, tek bir kişiye havale ediyor. Bu ülkede kağıt üstünde ‘demokrasi’ yazarken bile uygulamada neler yaşandığını biliyoruz; şimdi ‘demokrasi’ lafı kağıdın üstünden bile kaldırılıyorsa, endişelenmek için çok neden var demektir. Aslında ‘şimdi hayır demezseniz bir daha hiçbir şeyi size sormayacaklar’ lafı her şeyi özetliyor.

Daha bu anayasa gelmeden yaşananlara bakarsak, ‘teklif edilen’ geleceğin hiç de iç açıcı olmayacağını görebiliriz: 7 Haziran’dan bu yana patlayan bombalar, Cizre ve Sur’da öldürülen insanlar, görevlerine son verilen barış imzacısı akademisyenler, abes gerekçelerle tutuklanan siyasetçi, gazeteci ve yazarlar… Bütün bunlara geçtiğimiz yazdan bu yana bir de ülke çapında OHAL eklendi ve bütün haklar askıya alındı. Bu referandumla teklif edilen ‘anayasa’nın daimi bir OHAL anayasası olduğunu söyleyenler haklı: biz bir OHAL ülkesinde yaşamak istemiyoruz.

Bu dosyada açığa çıkan güzel bir şey oldu: ‘hayır’ demenin motivasyonları ve şekilleri birbirinden çok farklı. Yani ‘hayır’ çoğulcu bir sesi ifade ediyor. Zaten ‘hayır’ diyenler en temelde tekçiliğe, tek merkezciliğe karşı ‘çoğulculuğu’ savunuyorlar. Yani birbirinden çok farklı oluş ve ifade biçimlerinin bir arada var olabilmesini. En temel düşünce özgürlüğünü. ‘En temel’ lafını vurgulamak gerekir zira halen ‘en temel’ hakları almakla meşgulüz. Bu dosya da ‘en temel’ hak olarak itiraz etmeye ve ‘hayır’ demeye dair bir dosya oldu.

Post editörlerinden Dila Keleş’in yoğun mesai harcadığı bu dosyaya Nil Sakman, Asuman Susam, Övünç Demiray, Kacakkova Louis, Fahri Öz ve Süreyya Karacabey ‘hayır!’ diyen yazılarıyla katkıda bulunurken, Ayça Göçmen ve İsahag Uygar Eskiciyan birer ‘itiraz’ öyküsü ile katıldılar. Fethi Yıldırım ve Elif Karlık ise ‘hayır’ hissini çağıran şiirsel metinlerle buradalar. Dosyayı renklendiren bütün çizimler Memed Erdener’e ait. Nalan Kurunç da bu dosya için bir ‘Hayır Şarkıları’ listesi hazırladı. Moraller düşerse, enerjiler azalırsa açıp dinleriz.

16 Nisan’da ‘en temel haklarımızı’ iktidara kaptırmamak dileğiyle, iyi okumalar.