Dünya Zırvası & Dünya  


Dünya Zırvası & Dünya

acı hissi geçene dek

kalbin arkası geniş olsun

yoğun hisler isteriz fakat

dizlerimiz belimiz boynumuz incinmesin

her sabah bu pozda

eğilince göbek içerleri

avuçlar yeri görecek şekilde

dinlenmeliyiz.

başlar bacak arası

başlar bacak arasına

ve omuzları serip

gömelim.

 

her sabah böyle

her akşam böyle

her öğlen böyle

güneş tam tepedeyken

tepelerin yası tutulurken

içe dönük kanatlarla gergin

nameste nameste

hayat bir meditasyon diye soruyor

sormadıklarından ödün vererek.

 

aşağı bakan köpek

peşimdeki gölge ile

belim esnedi

esnemez dediğim kalçalarım,

bacaklarım

kollarım esnedi de çevrem hiç esnemedi

demeyip,

bu gevşeklik,

bu surat böyle düşkün bu çizgiler böyle haşin değildi, dedi.

 

insanın gücü bakışlarında mıdır?

 

Cazın toprağından bir arkadaşım

Siyahlar arasından, su almış kıta ucundan

Kuzey Amerika’nın en uzun şırıltısını arkasına alarak

kurudum diyor,

tecavüze uğramış kadınlardan gövdemi ayıramıyorum.

kaydı temizlesek de

ezgiler anlamını hay allah

uzun soluklu mırıldanmalar

ısınma hareketleriyle geçen günler

gövdemi hiç de canlandırmıyor

yarı yol buluyorum o da kaçık

insanın gücü kasıklarında mıdır?

 

kimisi ölüyor göz görüp

ateş düştüğü yeri yakıp

insan buna da alışıyor

ekranların ışığında kimisi geceler

sevişemediğinin ayırdında değil.

 

sular çekildi

aksı düştü kalbimin

 

verdiğimiz nefesler sırf bura değil

vücudun her yerine dokunmalı

akşama ne yiyeceğiz ne yapacağım

yarına ne bok yiyeceğiz ne yapacağım

derdinden sabahı akşam ederim.

tuzlanmış balık olmalı buzlukta

çözülmesini beklerim

 

buzların erimesini bir vakit.

 

insanın gücü çenesinde midir?

 

Ceci n’est pas un Jeu.

Ölülerini bile sevmeyen T’ülkede

Kusan mezarlarını sonra çevirip kazan

Kapağı devrilip haznesini bulan

Parkları açan parkları kapayan

Parkları açan ormanları koparan

Şehrin kucağına atan ölülerini

Şimdi yaşayanlarını ne yapsın

 

deldik

avuç içlerimizden toprağı göreceğiz diye deldik

böylece nefes almak

tek kalbimiz değil

suratımız parmak uçlarımıza dönük

hayatın kendisi pek tabii meditasyon olabilirdi.

evler sokaklara kapanık

kapılara kilit, ziller bozuk

hiç mi kopmaz gönlünüzden engelli çocuklara

hiç mi kopmaz gönlünüzden mülteci çocuklara

hiç mi koğ

kopar kopmasına

 

insanın gücü koca bir yumak.

 

daha ne çocuklar

denizler yitirir.