FikirGündem

Ana muhalefet partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüdü. Politik mücadeleyi (anarşist, tehlikeli, yasadışı gibi nahoş anlamlar yüklenen) sokağa taşıdı… Adalet arayışını ve onu talep eden kalabalıkları görünür kıldı. Bu yürüyüş hükümeti ve kamuoyunu olduğu kadar (umuyorum) doğal olarak yürüyüşü başlatan ve sonuna kadar götüren Kılıçdaroğlu’nu da değiştirmiştir.
İnsan yürüyorsa yaşıyordur, umudu da vardır.

Fikir

Laibach’ın Kuzey Kore konserinin hikayesini anlatan Kurtuluş Günü / Liberation Day dünyanın haline, otorite ve propagandaya dair çok şey anlatıyor: “Laibach, çağımızın en önemli postmodern event’lerinden birini gerçekleştiriyor… neoliberal atmosferden çıkıp Kuzey Kore sahnesinde belirmeleri, dünyanın geri kalanından tamamen farklı bir gerçekliği yaşayan bu ülkenin durumunu değil de, kendi halimizi düşünmeye itiyor bizleri.”

Fikir

Zamanı dondurmak, köşeleri ve açıları mutlaklaştırmak iştahıyla esriyen burjuva aklı ve ahlakı yumurtayı salt besine indirgemekle kendini teskin edemediğinden, onu yenmeyecek kadar da kıymetsizleştirmiştir. Yani yumurtaya yaptığı şeyi işçi sınıfına, emeğe ve çalışmaya dönük korkusuyla baş etme protezi olarak da görmek gerekir.

EleştiriFikir

Sovyet ütopyası kadınların ev işçiliğini üstlenmemesinin devrimci niteliğinin bilincinde olarak yeni, devrimci bir yaşam tarzı yaşatmaya çalışmıştı. Yaratıcı ve paylaşımcı bir eylem olarak yemek yapmanın eğlenceli bir şey olduğunu teslim ederek, bir kez daha tekrarlayalım: Kahrolsun Ev İşçiliği, Çocuk Bakımı ve Mutfak Köleliği!

Fikir

Plath’in şiirlerinde fazlasıyla incitilmiş kadın kimliği kendini gösterirken, Marmara’da daha “androjen” bir kimlik var. Hatta Plath’in istisnasız her şiirinin öznesi olan “Ben”in, Marmara’nın bazı şiirlerinde “Biz”e, o ve onun gibi olan, hayatın karşısında anlaşılamayan, giderek yıpranan cinsiyetsiz bir kitleye dönüştüğünü görebiliyoruz. “Gizemtaşıyıcı” ismini veriyor bu kişilere Marmara.