EleştiriFikir

Sıkıntı, uyumsuz, kaygı ve ölüm gibi izleklerin egemen olduğu “Tragedyalar,” esas itibariyle olamamanın tragedyasıdır. Egemen söylem/tanrılar ile hiçlik arasındaki gerilimde kahramanlar, ne söyleme yönelik uymacı bir tavır takınabilirler ne de kendi varoluşlarını anlamlı bir biçimde tanımlayabilirler.

EleştiriGündem

Filmde, kendini döneminin etkili ve güçlü muhalif düşüncelerinden ayrıştırmak, bu ayrışma içerisinde kendi düşüncelerini ve dahi düşünme biçimini de inşa etmek çabasında olan insan Marx’ı görüyoruz. August Diehl, işin üstesinden gelmiş; bilinen biyografik malzemeden kritik noktaları vurgulayarak komünist düşünürün doğuşunu filme dönüştürmüş.

Eleştiri

Bu coğrafyadaki sosyal ve tarihsel gerilimlerin izdüşümlerine buranın kültürüyle yoğrulmuş bir figür üzerinden yaklaşmak, bu gerilimleri anlamamız açısından daha efektif sonuçlar üretebilirdi. Böyle bir tercih, aynı zamanda, bizi daha reel bir şekilde yüz yüze bakmaya itebilir, failliğin toplumsal bünyeye sinmiş varlığını görmemizi kısmen de olsa sağlayabilirdi.

EleştiriGündem

Paterson’da anlatılan şairin küçük bir saksıda yaşadığını görürüz. Hayat serüveninde mücadelesini bu şekilde verir. Hem yerdedir hem de olduğu yerde değildir… Yayınlanma telaşı yoktur, yazma telaşı yoktur. Vakur bir gecelikle dolanır, ıssız bir havada olur olmadık bir yerde, bir anda defterini çıkararak üzerine eğilerek kazısını yapar.

Eleştiri

Mevsim Yas, gözden ve gönülden ırak hikayeleri görünür kılmaya, devletin resmi yalanlarının ve apoletli medyanın bir türlü yok edemediği hakikati gün ışığına çıkarmaya çalışıyor. “İnsanın iktidara karşı savaşı, hafızanın unutmaya karşı savaşıdır” diyen Milan Kundera’yı selamlayan değerli bir çabaya imza atıyor.