EleştiriFikir

Sıkıntı, uyumsuz, kaygı ve ölüm gibi izleklerin egemen olduğu “Tragedyalar,” esas itibariyle olamamanın tragedyasıdır. Egemen söylem/tanrılar ile hiçlik arasındaki gerilimde kahramanlar, ne söyleme yönelik uymacı bir tavır takınabilirler ne de kendi varoluşlarını anlamlı bir biçimde tanımlayabilirler.

EleştiriGündem

Filmde, kendini döneminin etkili ve güçlü muhalif düşüncelerinden ayrıştırmak, bu ayrışma içerisinde kendi düşüncelerini ve dahi düşünme biçimini de inşa etmek çabasında olan insan Marx’ı görüyoruz. August Diehl, işin üstesinden gelmiş; bilinen biyografik malzemeden kritik noktaları vurgulayarak komünist düşünürün doğuşunu filme dönüştürmüş.

Eleştiri

Bu coğrafyadaki sosyal ve tarihsel gerilimlerin izdüşümlerine buranın kültürüyle yoğrulmuş bir figür üzerinden yaklaşmak, bu gerilimleri anlamamız açısından daha efektif sonuçlar üretebilirdi. Böyle bir tercih, aynı zamanda, bizi daha reel bir şekilde yüz yüze bakmaya itebilir, failliğin toplumsal bünyeye sinmiş varlığını görmemizi kısmen de olsa sağlayabilirdi.