Eleştiri

Edebiyatta olduğu gibi, müzikte ve sinemada da bu yeraltı kapısından girince zihnimizi dolduran sesleri; yani bir reddiyenin, hayatın maddi ve duygusal yükü altında ezilmenin, ilişkilerde yorulmanın, kapalı devre içinde kaçma uğraşının kaotik, ama kaosu içinde güzel seslerini tanıyanlar, Genç Yazarın Notları’nda aynı gezintiye çıkacaktır.

Eleştiri

Onur Orhan içtenlikle, yazar olarak kendi öz sesini kısma pahasına, o sesleri, yani, torbacıysa torbacının, katilse katilin, cahilse cahilin, pavyon karısıysa pavyon karısının dilini ayıp mı kaçar diye tereddüt etmeden okura duyuruyor/hatırlatıyor.

Eleştiri

Dünyaya ve etrafında olup bitenlere olduğundan çok kendine öfke duyuyor Rüzgar, kimliğini bölüp parçalıyor ve tam da bu kendine yönelen şiddeti neredeyse “yöntemsel” bir imkan haline getirerek bir zamanlar peşinden gittiği “büyük anlatıları” çözüp ufalıyor.

EleştiriFikir

Zafer Aracagök’ün Kavramsız Negativite’si kapısı olmayan bir kitap, ki kavramsız olmak biraz da bu demek. Kavram, kapı düşüncesiyle bağlıdır. Sınır çizer, tuğla çeker, duvar örer. Kavramı kullanan (kendi özneliğinin de ispatıdır bu) kapının efendisidir.

EleştiriFikir

Belma Fırat, ataerkinin dile sızan, erkek egemenliğini perçinleyerek kadının ikincilliğini oluşturan belli başlı kelimelerini öykülerine içleyerek çiğneyip, kendi öykü karakterlerine de arada yaptırmayı sevdiği gibi kusuyor.