Bir Buluşma: Kundera ve Bacon

Bu karşılaştırma-inceleme, Milan Kundera romanlarından bazı bölümlere duyumsal olarak eş bulduğum Bacon resimlerinin özünden doğmuştur.

(…) Ressam konuyu uzun uzun açıklamaya koyuldu: rüyalardaki en güzel şey, günlük yaşamda karşılaşılmayacak şeylerin şüpheli karşılaşmalarıydı; rüyada bir gemi yatak odasının penceresinden içeri girebilir, yirmi yıldır hayatta olmayan bir kadın yatakta yatıyor olabilir, buna rağmen bir de bakarsın ki kadın kayığa binmiş, kayık anında tabuta dönüşmüş ve bir ırmağın çiçekli kıyılarında sallanmaya koyulmuştur. Lautreamont’un, şemsiyeyle dikiş makinasının diseksiyon masasında karşılaşmalarındaki güzelliğe ilişkin ünlü cümlesinden söz ettikten sonra “bu karşılaşma, yine de, bir kadınla çocuğun ressamın atölyesindeki karşılaşmalarından daha güzel değildir” dedi.

Milan Kundera – Yaşam Başka Yerde


ŞAKA

1.


(…) Helena önümdeydi. Pis kokulu tahta bir klozetin üzerine oturmuştu. Yüzü solgundu, ama hala yaşıyordu. Bana korku içinde bakıyordu. Eteğini indirmeye çalışıyor, ama tüm çabasına karşın baldırlarının ancak yarısına kadar iniyordu.

*

2


(…) Oda küçücüktü. Tavandan, abajursuz, çıplak, açık saçık görünümlü bir ampul sarkıyordu.

*

3


(…) bir zamanlar bu denli sevilen bir yüzün kimliği üzerinde duraksamak kadar büyük bir kabalık olamazdı.

*

4


(…) Onu izlerken, biraz önce şaşkınlıkla saptadığım kimliği yavaş yavaş dağılıyor ve gözden yitiyordu.

*

5


(…) Bana sanki artık yerimde oturmuyormuşum gibi, lekeler serpiştirilmiş beyaz bir boşlukta yüzüyormuşum gibi geldi. Sonra (dinlenme anında bile düşünceler insana rahat vermediklerinden olacak) usturayı bileyen kadına tümüyle teslim edilmiş, savunmasız bir kurban olduğumu düşledim birden.

Gövdem boşlukta eridğinden, ben salt parmakların devindiği yüzümü duyumsadığımdan, bu yumuşak ellerin, başımı sanki hiçbir gövdeye bağlı değilmiş gibi tuttuğunu, döndürdüğünü ve okşadığını hayal ediyordum. Kafam, sanki başlı başına bir nesneydi. Öyle ki, bitişik masada bekleyen kesici alete, kafamın bu güzel özerkliğine bir anda son vermekten başka bir iş kalmamıştı.

*

YAŞAM BAŞKA YERDE

6


(…) bu çeşitlemede az önce yaşadıkları da vardı, erimeye başlayan ve suya dönüşen hüzün vardı, yükselen, yükselen ve gözlerinin hizasına gelen yeşil su vardı, bitmez tükenmez su boyunca izlediğim, ardından koştuğum hüzünlü beden, suyun içindeki beden vardı.

*

7


(…) Toprakta yavaş yavaş eriyen bedeni hayal ediyor ve bedenin uzun uzun, şehvetle toprağa dönüştüğü bu aşk eylemini çok yüce buluyordu.

*

8


Ama yine de, Lermontov’un bir karikatürü olduğu için Jaromil ile dalga geçmemiz mi gerekir? Deri pardösüüsü ve kurt köpeğiyle André Breton’u taklit ettiği için ressamla alay etmemiz mi gerekir? André Breton da, benzemeye çalıştığı soylu bir şeylerin taklidi değil miydi? Karikatür insanın ebedi kaderi değil midir?

*

   AYRILIK VALSİ

9


(…) Ve işte, kendisini baştan çıkarmış olan bu ağız, o an gerçek bir ağızdan başka bir şey değildi, yani genç kadının şimdiye kadar metreküplerle knödeli, patatesi ve çorbayı içine aldığı bir inatçı delik. Dişlerinde ince dolgular vardı ve tükürüğü artık baş döndürücü bir içki değil, ama balgamların öz kardeşiydi. Trompetçinin ağzı, yutması olanaksız ve tükürmesi yakışık almayacak, iştah açmaktan uzak bir lokma etkisi yapan Ruzena’nın diliyle doluydu.

*

10


(…) Kumaşın soluk mavi rengini inceliyor, bu mavi lekenin salya akıttığını, yayıldığını, birikintiye dönüştüğünü görüyordu sanki; iyilik ve bağlılık, sonunda kendisini de yutacak olan kölece bir aşk birikintisi.

*

VAR OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

11


(…) Ya bedeninin şurası burası büyümeye ya da küçülmeye başlasa ve Tereza artık Tereza’ya benzemekten çıksa, hala kendisi, Tereza olur muydu acaba?

Elbette. Tereza bütünüyle Terezalıktan çıksa bile, içindeki ruh aynı kalır ve bedeninin başına gelenleri şaşkınlıkla seyrederdi.

*

buluşma


Bu kişiler garip bir gülümsemeyle bakmaya başlamışlardı ona, eskiden hiç görmediği bir gülümsemeyle; gizli, işbirlikçi bir onaylamanın koyun koyun sırıtışıydı bu. Kazara bir kerhanede karşılaşan iki adamın gülümseyişiydi; ikisi de hafifçe utanmışlardır, ama bu duygularının karşılıklı olduğuna da seviniyorlardır bir yandan, aralarında kardeşliğe benzer bir bağ kurulur.

*

GÜLÜŞÜN VE UNUTUŞUN KİTABI

13


“Bu genç kadını her zaman, en masumca bir duyguyla ve olabileceği kadar cinsellikten uzak bir sevgiyle sevmiştim. Bedeni, her zama, parlak zekası, davranışlarındaki alçakgönüllülük ve tuvaletindeki sadeliğin arkasında gizlenmiş gibiydi. Aralığından çıplaklığının göz kamaştırıcı güzelliğini sezebileceğim en küçük bir aralık bırakmamıştı bana. Ve birden korku onu bir kasap bıçağı gibi yarıp attı. Onu, önümde bir kasap çengeline asılmış, parçalanmış bir dana gövdesi gibi apaçık görüyor gibiydim.”

*

14


“O an korkunç bir tiksinti kavradı Tamina’yı, sandalyesinden kalktı ve helaya doğru koştu. Midesi kabarıyordu, kusmak için helanın önünde diz çöktü, bütün bedeni hıçkırırcasına sarsılıyordu. Karşısında o herifin torbalarını, kamışını ve tüylerini görüyor ve ağzının ekşi kokusunu duyuyor, kalçalarının kalçalarına değdiğini hissediyordu.”

*

Milan Kundera’nın cümleleriyle yakaladığım bu karşılaştırma-inceleme, resimlerinde duyumsadığım “mizahın” anlamını yakalamaya çalışırken, Francis Bacon’un insan eti ve insana dair her türlü mide bulandırıcı konuya değinmesi, yani insan kitschinin onun için en önemli öğe olmasından; Kundera okumaları yaparken ve “Gülüşün ve Unutuşun Triptikleri”ni yazarken yakaladığım ve farkına yavaşça vardığım bu tesadüfün, güzellik mi yoksa mizah olarak mı belleğimde yer ettiğini anlamak için yazdığım fakat buraya ekleyemeyeceğim kadar eksik ve yetersiz bir metinden ve Milan Kundera romanlarından bazı bölümlere duyumsal olarak eş bulduğum Bacon resimlerinin özünden doğmuştur.


Yazıda kullanılan görseller, sırasıyla: (1) Triptych, May-June 1973, (2) Two Figures with a Monkey, 1973, (3) Portrait of George Dyer Staring into a Mirror, 1967, (4) Man and Child, 1963, (5) Portrait of George Dyer in a Mirror, 1968, (6) Two Studies of George Dyer with a Dog, 1968, (7) Francis Bacon Figure in Movement, 1978, (8) Self Portrait, 1970, (9) Figure Standing at a Washbasin, 1976, (10) Man at a Washbasin, 1989-90, (11) Second Version of Triptych 1944, 1988, (12) Two Seated Figures, 1979, (13) Painting, 1946, (14) Portrait of George Dyer Crouching, 1966