Bir Brecht Çevirisi: Ninniler

Post. çeviri hizmetleri sunar: Brecht ve ‘Ninniler’i.

1.

Seni doğurduğum gün ağlıyordu kardeşlerin
çorba için ama yoktu çorbamız.
Seni doğurduğum gün paramız yoktu gaz için,
böylece az ışıkta görebildin dünyayı.

Aylarca içimde taşırken seni
hep senden söz ettik babanla,
ama doktora gidecek paramız yoktu bizim,
boğaz tokluğuna gidiyordu ne varsa.

Sana gebe kaldığım gün yitirmiştik
iş ve ekmek için umudumuzu,
biz işçiler ancak Karl Marks ve Lenin’de
bulabiliyorduk kendimize bir gelecek.

2.

Seni içimde taşırken
yoktu pek çıkar yolumuz,
kötü bir dünya, deyip durdum kendime,
karnımda taşıdığımı bekleyen.

Ve yapmalıyım elimden geleni
sapmasın diye kötü yola.
Karnımda taşıdığım çalışmalı
dünyayı iyileştirmek yolunda.

Ve çitle çevrili kömür dağlarını
görünce dedim ki: dertlenme!
Karnımda taşıdığım çare bulacak
bu kömürün kendini de ısıtmasına.

Ve görünce ekmekleri camın ardında
ve verilmediğini aç olanlara,
dedim ki: karnımda taşıdığım
beslenmeyi bilecek bu ekmekten.

Ve sonra gelip aldılar babanı
Savaşa götürüp öldürdüler.
Dedim ki: karnımda taşıdığım
görmeyecek artık böyle günler.

İçimde taşırken seni
hep şöyle derdim sessizce:
Sen, bedenimin içindeki,
durduramasın hiç kimse seni.

3.

Karnımda taşıdım seni,
ki bir savaştı bu tek başına.
Gebe kalmak cesaretti,
yiğitlikti taşımak karnımda.

Moltke ve Blücher’inkiler
zafer mi sayılırdı, çocuğum,
birkaç bebek bezi bulmanın,
esas zafer sayıldığı yerde.

Zafer dediğin bir yudum süt ve ekmek!
Sıcak bir oda: kazanılmış savaş!
Seni büyütene dek
gece gündüz savaşmam gerek.

Çünkü sana verecek bir lokma ekmek
grev gözcülüğü demek,
büyük generalleri yenmek demek
tanklara karşı durmak demek.

Büyütebilirsem seni eğer
bu kavgada, ufaklık,
bu, bir kişi daha kazanmak demek
bizimle savaşıp zafere ulaşacak.

4.

Oğlum, nasıl bir insan olursan ol,
bekliyorlar ellerinde sopalarla şimdiden,
çünkü senin için ayrılan yer bu yeryüzünde
yalnızca çöplük, ki orası da dolmuş zaten.

Oğlum, kulak ver ananın bu sözüne:
Seni bekleyen yaşam, beter olacak vebadan bile
ama ben seni taşımadım karnımda
bir gün sessizce bunlara katlanasın diye.

Neyin yoksa ondan sakın vazgeçme.
Sana vermediklerini almaya bak kendin.
Ben, anan, doğurup beslemiş değilim seni
Gece köprü altlarında uyurken görmek için.

Belki Hint kumaşından yapılmış değilsin,
ne param ne de duam var senin için
ama umarım -ve senden başka yok dayanağım-
işsiz kuyruklarında sürünüp zamanı boşa geçirmezsin.

Geceleri uykusuz yatarken yanında
çoğu kez tutarım yumuk elini.
Şimdiden tasarladıkları savaşlar için sıradasın mutlaka
Ne yapabilirim kirli yalanlarına inanmaman için?

Senin anan, oğlum, hiç bir vakit aldatmadı seni
dünyada bir benzerin yok diyerek.
Ama gene senin anan, bir gün, bir yudum suya hasret
dikenli tellere asılasın diye de büyütmedi seni zorluklarla.

Oğlum, işte bu yüzden, kendin gibilere tutun
ki tüm güçleri toz duman olsun.
Sen, oğlum, ve ben ve bizim gibiler
omuz omuza durmaya mecburuz
dünyada iki ayrı sınıftan insan kalmayana dek,
dünyada iki ayrı sınıftan insan kalmayana dek.

BERTOLT BRECHT
Türkçesi: Hilmi Tezgör