Bir Atwood Masalı; Ağacın En Tepesinde

Atwood feminist bir yazar olarak her romanında distopik ya da sorgulanması gereken dünyaları, insanın yolculuklarını resmediyor. Bu bakış açısı çocuk yazınında verdiği eserler içinde sanırım geçerli.

Çocuk edebiyatı ciddi bir iştir. Şansa bırakılmayacak, kötü örneklerin istilasına terk edilemeyecek kadar önemlidir. Her ne kadar alanda çok ciddi bir kirlilik varsa da özellikle son yıllarda iyi örneklere rastlamak sevindirici. Bunlardan biri de Kırmızı Kedi Çocuk dizisi.  Dünya edebiyatının önemli ve seçkin yazarlarının çocuklar için yazdığı metinleri Türkiyeli çocuklarla buluşturuyor. Saramago’dan Woolf’a, Neruda’dan Plath’a dünya edebiyatının büyük yazarlarının çocuklar için yazdığı kitapları dilimize kazandırırken, yerli ve genç yazarlara da çocuklarla buluşma imkânı veriyor.

Her çocuk kitabı, çocuk edebiyatı ürünü değildir. Nitelikli edebiyat çocuğu kavrar, ona edebi ve sanatsal bir haz verir. Bunun tadına varan çocuksa doğru bir yolla, analitik ve akıcı düşünebilen, vicdanlı bir birey ve ileri de iyi bir edebiyat takipçisi olacaktır.

Kırmızı Kedi yayınevinin okurlarıyla paylaştığı örneklerin büyük çoğunluğunun bu anlayışla seçilmiş eserler olduğu, sanatsal ve estetik hazzı ön plana çıkardığı hemen dikkati çekiyor. Yayınevinin en yeni işlerinden biri de Margaret Atwood’un Ağacın En Tepesinde isimli çocuk kitabı. Son derece heyecan verici ve sıra dışı olan bu kitap hem yazıldığı zamanın hem de bugünün ruhunu taşıyor.

Kitap resimli bir çocuk kitabı ve bana kalırsa hedef kitlesi dört yaş ve üstü. Yani yetişkinlerin bile okuduklarında zevk alacakları, şöyle bir durup düşünecekleri bir eser. Kitabın resimleri Atwood’un kendisine ait. Kitabın girişinde de belirttiği üzere, ilk yayınlandığı dönemdeki teknik imkânları dikkate alarak iki renk olarak tasarlamış ve çizmiş. Ortaya mavi, kırmızı ve “ikisinin karışımı olan tuhaf bir kahverengi ”den oluşan bir kitap çıkmış.  Kitabın bu özelliği bugün, “Aa! Ama bu haliyle çocukların ilgisini çekmez ki” denilmesine izin veriyor gibi gözükebilir, oysa uyaranın az oluşu çocuğun odaklanmasını kolaylaştıran ve geçmişe dair de bir algı oluşturmasını sağlayan bir öneme sahiptir. Ayrıca çocuğa hayal edebilmesi için daha geniş bir alan bıraktığını da söylemek mümkün.

Dingin ve aynı zamanda eğlenceli bir dünya vadediyor kitap. Resimler metnin ötesine geçerek, metnin söylemediği şeyleri de söyleyerek başka okumalara imkân tanıyor. Öyle ki, okumayı bilmeyen bir çocuk sadece resimlerine bakarak kendi hikâyesini üretebilir. Bu her resimli kitap için mümkündür derseniz, kısmen haklı olabilirsiniz, lakin bu resimler Atwood’un anlatmak istediğini çocuğa anlattıracak kadar güçlü ve bir o kadar da sade. Gücünü de tam olarak buradan alıyor.

Kitabın yazılı metni kısacık ve içinde bir dünya barındıracak kadar zengin. Ağacın en tepesinde yaşayan iki küçük çocuğun, ağaçla kurduğu bağı anlatan, biraz fantastik ve bir o kadar da gerçeklere dokunan bir öykü. Çocuklar neden bu ağacın tepesinde sorusu en sorulmayacak soru. Çünkü ağaç hayatın ta kendisi. Ağaç metaforu, bireyin hayattan zevk alması ve istediklerini yapabilmesi, zorluklar ve azim, dostluk ve çalışma üzerine kurulmuş. İki çocuk bütün bu kavramları ağacın üzerinde gerçekten yaşıyor. Ta ki, onların isteği dışında birileri ağaca çıkan merdiveni alıp götürene kadar… Az önce çok güzel olan ağaç, merdiven yokken berbat bir ağaca dönüşüyor çocukların gözünde. Ama çocuklar yılmıyor, yardımlaşma ve akılla çözüm üretiyorlar.

Atwood çocuklara şöyle diyor; hayat nasıl yaşamak istiyorsanız öyle olmalı. Zorlamalar, dayatmalar sizi kendi yolunuzdan ve isteklerinizden alıkoymamalı. İçinde bulunulan durum her ne kadar güzel olursa olsun, eğer bu bir esarete dönüşüyorsa hızla yeni çözümler üretmelisiniz. Atwood’un bu mesajı onu tanıyan okurları elbette şaşırtmıyor. Atwood Çağdaş Dünya edebiyatının tanınan, önemli feminist yazarlarından biri. Bizim memleket olarak onunla tanışıklığımız ise doksanların başına dek geliyor. Bir zamanların efsane yayınevi Afa bu tanışıklığın aracısı olmuştu. O dönemde çok ses getiren Damızlık Kızın Öyküsü ve sonra da muhteşem romanı Kedi Gözü en bilinen, Türkiyeli okurun da yakından bildiği kitaplar. Maalesef kitapların yeni baskısı yok. Olur da bir sahafta denk gelirseniz almanızı öneririm. Atwood feminist bir yazar olarak her romanında distopik ya da sorgulanması gereken dünyaları, insanın yolculuklarını resmediyor. Bu bakış açısı çocuk yazınında verdiği eserler içinde sanırım geçerli. Fakat çocuklar için kurduğu dünya daha naif ve renkli. Ağacın En Tepesinde’de verdiği mesaj aslında Damızlık Kız’a da bir hazırlık gibi. Ne demişler, ağaç yaşken eğilir. Çocuk edebiyatının amacı elbette ağaçları eğip bükmek olmamalı ama çocuğun düşünmesini ve hissetmesini sağlamak önemli. Sanırım Atwood’a çocuk kitabı yazdıran asıl itki de bu.

Çocuk edebiyatıyla ilişki kurmamış yetişkinlerin kaçırdığı en önemli nokta şu; her çocuk kitabının içinde kocaman dünyalar saklı. Büyümek çocuk kitaplarıyla ilişkiyi koparmaya neden olmamalı. Tanıdığınız bir yazarın çocuklar için yazmış olduğu bir kitabını okuduğunuzda aldığınız tat bu söylediğim şeyi size daha iyi anlatabilir. Çocuk kitaplarıyla tanıştığınızda yeni bir yolculuğa çıkmış olacaksınız. Yolculuğunuza başlamak içinse, ilk kitabınız Ağacın En Tepesinde olursa, iyi bir seçimle de başlamış olursunuz.