Ben Bu Gezegende, Siz Hepiniz

Çoğu kez gözünüzün önünden geçirebileceğiniz bir hayatı yaşamamışsınızdır. Ben de. Kayıt altına alınmamış hangi an varsa, orada vardım. Kayıt altına alınmış hangi an varsa, orada yoktum.

Gözlerimi zorlukla açabildim. Yattığım yerden bacaklarımı birbirinden ne kadar ayırabildiysem, kollarım için de aynısını yaptım. Bacaklarımı ve kollarımı esnettikten sonra kahve yapmak için yataktan kalktım. İlk önce kapalı olan koyu yeşil perdeleri birbirinden ayırdım. Tozlanmış pencereyi içeriye temiz hava dolsun diye açtım. Dirseklerimi mermere dayayıp derin bir nefes aldım. Kuşlar yesin diye serpiştirdiğim ekmek kırıntıları rüzgardan içeriye dolunca, pencereyi geri kapatıp hayatımın başladığı yerde son bulmasını istediğim yatağımın içerisine gömüldüm. Gözlerimi kapattım. Gözlerimi araladım. Gözlerimi kapattım. Gözlerimi araladım. Gözlerimi kapattım. Gözlerimi araladım. Gözlerimi kapattım. Gözlerimi araladım. Gözlerimi kapattım. Gözlerimi araladım. Gözlerimi kapattım. Gözlerimi tekrar araladığımda şaşırmıştım. Şaşırdığım şuydu: Gözlerimi açıp kapattığımda her şeyin değişirken aynı kalmasıydı. Ama isterdim ki, aynı kalan şeylerin gözlerimi araladığımda değişmiş olmasıydı. İkinci kez bedenimi yataktan çektim. Bu defa kendime büyük kupada kahve yaptım. Kahvemi içmeye çalışırken dans etmeye çalıştım ve bu yüzden birazı elime döküldü. Bardağı soğuması için mermerin üzerine bırakıp pencereyi de tekrardan açtım. Yavaşça eğildim. Kollarımdan aldığım güçle, yaramaz çocuklar gibi bacaklarımı havada tutup gövdemi aşağıya sarkıttıktan sonra aşağıdaki betona çakılışımı seyrettim:

Etrafımdakileri tanımadığım, yaşanmasını mümkün kıldığım bir rüyanın ortasında uzanıyorum.

Sokak ve denizin pencereden kesişimi

Yüzümün altından akan suyun düşen saksının toprağına karışımı

Başımın üzerinde tepinen çocukların çamurlu ayaklarının bedenimle kavuşum oyunu

Çığlığıyla gelen kadınların ezanla birleşimi

Köşeyi dönen ağız dolusu duanın evinde nefreti doğurması

ağızlar birliği-eller birliği-kalpsizler birliği-beyler birliği

üzerine ayaklarımı tekrardan yere bastım. sokaktaki sesleri karşıladım. saçılan duayı kabul ettim. kuruyan dudağımı dilimle ıslattım. çatlayan avuçlarımı birbirine sürttüm. başımı önce sağa, sonra sola çevirdim. başımı içeriye çektim. ellerimi iki yana bıraktım. kendi etrafımda döndüm. ellerimi kendi etrafında döndürerek yukarıya kaldırdım. omuzlarımı bir aşağıya bir yukarıya doğru durmadan hareket ettirdim. saçlarımı dağıttım. Değmem gereken hangi kalp vardıysa, hepsine değdim. Işıkları açtım. Işıkları kapattım. Gözlerimi açıp kapamam gibi yani. Ocağın altını yakıp kapamam gibi yani. Çeşmeyi açıp kapamam gibi yani. Televizyonu açıp kapamam gibi yani. Pencereyi açıp kapamam gibi yani. Kapıyı açıp kapamam gibi yani. Reçel kavanozlarımın kapağını açıp kapamam gibi yani. Yeni bir sayfayı açıp kapamam gibi yani. Tıkanan lavaboyu açıp tekrar tıkamam gibi yani. Açılan ağzı kapamam gibi yani.

Uzunlamasına dar olan koridorun duvarlarına tutuna tutuna kapıya doğru yürüdüm. Zil bir kere daha çalmadan kapıyı açtım. Kendi isteğiyle değil de, onu zorla çağırmışım gibi eşiğin diğer tarafında, uzun siyah paltosu ve açık sarı atkısının içerisinde dikiliyordu. Zaten içeriye davetli olmasına rağmen, elimi uzatarak içeriye çağırdım. Elimi tuttu. Koridorun sonundan yatak odasına kıvrıldık. Tek bir cümle kurmadan yatağın üzerine oturup pantolonunu çıkartmaya başladı. Çoğunlukla buraya gelenlerle sohbet etmemeyi tercih ediyorum. Aslında buraya gelenlerin çoğu çirkin adamlar zaten. Ama bu defa gelen kişiyle uzun uzun konuşmak istiyordum. Uzun uzun da sevişebilmek. O pantolonunu çıkartırken, ben düşünürken,  kolumdan tutup yanına çekti. Yanına yerleştim. Kocaman siyah gözlerini dudaklarıma dikti. Hissizleştim.

ağzıma giriyor. ağzımdan çıkıyor. ağzıma giriyor. ağzımdan çıkıyor. ağzıma giriyor. ağzımdan çıkıyor. ağzıma giriyor. ağzımdan çıkıyor. ağzıma giriyor. ağzımdan çıkıyor.

elleriyle boğazıma yapışıyor bu defa.

‘’öl!’’ diye bağırıyor.

sesindeki ateşi hissediyorum. ses tellerine dokunmak istiyorum. bir elimle boğazımdaki elini itmeye çalışıyorum, diğer elimi ağzının içine sokuyorum. parmaklarımı ısırıyor. üzerime çıkıyor ve tüm gücüyle ellerini boğazıma sarıyor.

Çoğu kez gözünüzün önünden geçirebileceğiniz bir hayatı yaşamamışsınızdır. Ben de. Kayıt altına alınmamış hangi an varsa, orada vardım. Kayıt altına alınmış hangi an varsa, orada yoktum.

Ellerini boğazımdan çekemiyorum. Hareketlerim yavaşlıyor. Yatağın başlığından tutup, çarşafı avucumun içerisinde sıkarak güç bulmaya çalışmam, ayaklarımı yere vurmam beni hayatta tutmuyor. Yatağın başlığını, avucumun içerisindeki çarşafı bırakıyorum. Birkaç saniye içerisinde ölmeyi arzuluyorum. Ama eğer ölmezsem, ayağımdan çıkarmadığım botlarla bacağımı onun bacaklarının arasından çıkartıp bütün gücümle tekmemi karın boşluğuna basıyorum ve sarsılıyor. Elleri boğazımdan kayıp gidiyor. Bütün bedenimi geriye doğru atıp nefes almaya çalışıyorum. O sarsılırken dengesini korumaya çalışıyor. Ben nefes almaya çalışıyorum. Nefes alıyorum. Nefes veriyorum. Ama en çok nefes almak istiyorum. Tekrar nefesimi verirken bir kez daha bana yaklaşmasına izin vermeden yatağın üzerine çıkıp kollarımı açıp hızla ona doğru uçuyorum. Ben yere konduğumda, bu defa o pencereden dışarıya doğru uçuyordu. Sonra o da kondu. Böylesine ortak bir yön yakalamışken, aynı noktadan uçup farklı yerlere konacağımıza dilerdim ki o kocaman siyah gözlerinin hatırına şu pencere kenarında kalıp beni izleseydin.