“Ben Bir Bedenim” Sergisi Üzerine

İsmet Doğan, kendi yüzünü başka bedenlere yerleştirerek, Pierre Ancet’in “Ucube Bedenlerin Fenomenolojisi”nde söylediği gibi, “yüzün bir bedendeki kendi anlam ağıyla başka bir beden olduğuna, bedenin geri kalanından ayrı tutulduğuna” işaret ediyor. Yüz maskedir ve gerçek görüntüyü engeller; aslında her şey yüzde değil yüzün ötesinde, tende olup biter.

İsmet Doğan’ın kariyeri boyunca yaptığı çalışmalar üzerine yazılan yazılar, Ferda Keskin editörlüğünde Melez Anlatılar adlı kitapta birleşti. Kitabın lansmanının da yapıldığı, sanatçının son otuz yılda ürettiği işlerden derlenen, kuratörlüğünü Franziska Niemand’ın yaptığı “Ben Bir Bedenim” sergisi 31 Ekim’de Hasköy İplik Fabrikası’nda açıldı.

Sanatçının dönemlendirilmeyi reddederek retrospektif değil retroaktif olarak değerlendirdiği sergi, kronolojik bir sıralamadan ziyade bütüne bakmayı ve bu bütünde bir anlam aramayı amaçlıyor.

Modernitenin dayattığı alt başlıklar sanatçının çalışmalarının zeminini oluştururken bu çalışmalarda beden, merkezi bir konumda bulunuyor: ‘özne’ye/ ‘ben’e karşı gelişen modern düzen Doğan’ın işlerinde yıkılıyor.

Sanatçı kendi gerçekliğinden koparılarak hapsedilen, nesneleşen ve sınırları çizilen özneyi kestiği ve kanattığı bedenden kurtarıyor. Beden, kimi zaman ait olduğu dünyaya sırtını dönüyor, kimi zaman ötekini ve kendini ısıran bir yamyama, kimi zamansa öğretilmiş, öğrenilmiş estetiğe karşı yarı hayvan-yarı insan, cinsiyetsiz melez ucubelere dönüşüyor ve ‘normalliği’ zora sokarak dekorun arka tarafını gösteriyor. Dekorun arka tarafının en etkileyici ifadesi Jean Tardieu’nun ‘Ucubeler Hakkında Hakikat’ adlı metninde şöyle geçiyor:

“Güzelliği görüyorum. Bir kadın bedeni, bir çocuğun gözü, bir saç, yarı açmış bir çiçek, bir kedinin tüyleri, bir sürüngen derisinden mücevher, bir balığın karışık renkli derisi.
Öteki tarafa dönünüz: İşte dekorun arka tarafı, kulis, iğrenç ve korkunç düzenek, kokmuş bağırsaklar.
İçimden gelen arzu, Aziz Antonius’a eziyet eden arzu gibi, ama farklı bir tarzda, canlının epidermisinin örterek gizlediği ucubeliklerin seyrine dalmaktı: organlarımızın içinde, cıvık sıvıların kesintisiz hareketliliğinin tam ortasında, son derece küçük, birbirini mahvetmeye kararlı, beni bu halimle ben yapan ancak bana yabancı bir yığın kaynamaktadır. içimden gelen, utancım ve korkum, kendimi beni oluşturan bu kalabalığa terk etmek; çalkantılı, kör, devamlı kımıldayan, sürekli hareket halinde olan ve tekrar tekrar doğan, bu korkunç madde; iskambil kağıdından bir şato olmak yalnızca, tepesi de geçici, farazi ve tehdit altında olan ben.”

Doğan, kendi yüzünü başka bedenlere yerleştirerek, Pierre Ancet’in Ucube Bedenlerin Fenomenolojisi‘nde söylediği gibi, “yüzün bir bedendeki kendi anlam ağıyla başka bir beden olduğuna, bedenin geri kalanından ayrı tutulduğuna” işaret ediyor. Yüz maskedir ve gerçek görüntüyü engeller; aslında her şey yüzde değil yüzün ötesinde, tende olup biter.

“Ben Bir Bedenim” 3 Aralık tarihine kadar Hasköy İplik Fabrikası’nda görülebilir.

ben-bir-bedenim