Yazın

hiç kaçarı yok, çok yorgunsun gün gibi ortada füze rampasının altında kanlı nalınlarıyla debelenen bir talihsiz buzağısın hiç kaçarı yok çok yorgunsun demirci tezgahında sivri cırnaklarıyla eşelenen bir mecalsiz kırağısın küllerin cam kırıklarının içinden doğrulduğunda anımsa yellerin kan pıhtılarının içinden doğrulduğunda anımsa toprak gibi kendine dönmüşsündür yine uzak yıldızlar gibi yolunu şaşırmışsındır yine bir adım […]

Yazın

ben bir zamballah prensi adım zula gezdim bütün luksor’u bir dev şahinin sırtında kara kıyının sahibi adım zula gezdim bütün stigyayı kara yeleli dostumla bir büyücünün şatosunda tam ondört yıl köle oldum simya ettim sihir bildim unutulmuş dillerde efendimin tüm ciltlerini yıllar boyu emiverdim içtim bütün iksirleri gördüm bütün iblisleri çözdüm bütün gizemleri ben bir […]

Yazın

Fiyatını açıklamana gerek yok suratını buruşturmana… güneş altın bir taç dolayınca alnına tüm bunları anlayabilirim demiştim sana şehirde bir tur da yeterdi ama, çirkin yüzünü cilaladığın sürece gerçek fikrini gizlediğin sürece aç kalmazsın demiştim sana fiyatını açıklamana gerek yok hikayeni anlatmaya… yel bir kasatura gibi esince omuzlarından tüm bunları anlayabilirim demiştim sana sade bir kucaklaşma […]