Eleştiri

Süreyya, kadınlık hallerini tekdüzeliğe, tek bir hale indirgeyip onları sıkıştırdıkça sıkıştıran ataerkinin dayatmalarına karşılık kadınlığın üretken ve çok sesli hallerini vurgular. Başkaldırarak kendi olma macerasına atılan, acıyan, kanayan ama yine de kendi olmak için verdiği mücadele sonucu kendi olabildiği için kendi ile el sıkışan bir kadındır o.

Eleştiri

Günümüzün abartılı hallerini düşündüğümüzde, öykülerdeki duygusallığın ölçülülüğünün bir anımsatarak öğretme hali olduğunu söyleyebiliriz. Ölçülülük derken, yazarın vıcık duyarlılıklar, çığırtkan sevgiler ve yakıcı öfkelerden uzak durarak her duyguyu bütün derinliğinde ve sadeliğinde okura geçirmesinden bahsediyorum.