Yazın

sonra başımı yaran kozalak ve şakaklarımdan akan koyu sıvıyla başkaları büyüdükçe ben küçüldüm ben parmak çocuk zehirli ağızlarında hiçbir şey sustu onlar ne de ben bir çağrı duydum mürekkebin dişlerimden sızışından başka   ben hiç büyümeyen taşlar ve nasihatlerle beslenen sonra başımı döndürdüm işte küçük serçelerin sırtlarına göğüsleri ellerimde enselerinde dişlerim hiç büyümedim   sonra […]

Fikir

Derrida için ancak “armağana/bağışlamaya musallat olan egemenliği ya da egemenlik arzusunu” aşan bir bağışlama, bağışlama adını hak edebilir… Oysa Necip Fazıl’ın merhameti hep bir sınıra takılır; yasaya, Tanrı’ya, kimliğe, hiyerarşiye.