Eleştiri

İntihar konusunda ne zamandan beri ayrıntılı düşünmeye başladığımı gayet net hatırlıyorum. Adam Strand gibi on yedi yaşımdayken yakın arkadaşlarımdan biri, yedinci kattaki evinin balkonundan atladığında, hayatın garip bir yüzüyle karşılaşıp “İnsan neden intihar etmek ister ki?” diye sormaya başlamıştım. Çok açık yanıtlar bulabildiğimi sanmıyorum. Dahası, yıllarca çalıştığım Albert Camus de bana ilginç bir yol açmıştı: […]

Eleştiri

Perec, rüyaları bir özgürleşme alanı olarak değil, günlük yaşamın ve toplumsal baskının yinelenmesi olarak görüyor. Dolayısıyla labirent, hem yaşanan hem de bir an önce çıkılması gereken bir yere dönüşüyor Karanlık Dükkân’da.

Eleştiri

Vaziyeti huzursuzluk sendromu olarak özetlemek mümkün. Alışageldiği düzen bozulunca kendisini, bugününü ve geçmişini; sümen altı ettiği her şeyi masaya yatıran bir karakterle karşı karşıyayız. Romanın sayfalarına sıkışıp kalmış, cümleler arasında gezinen bu kahramanla birlikte biz de boşluktayız sanki.