Arvo Pärt: ‘Koronavirüs bize insanlığın tek bir organizma olduğunu gösterdi’

Bu küçük koronavirüs bize insanlığın tek bir organizma olduğunu ve insanlığın ancak diğer canlılarla ilişkili olarak mümkün olduğunu acı bir biçimde gösterdi.

Sizce sanat mevcut küresel krizde kimliğimizi tanımlayan bir toplumsal bağlantı ve referans noktaları ağı olarak nasıl bir rol oynamaktadır?

Bugün dünyada olanlar hepimizi fedakârlık yapmaya ve hayatımızı daha basit bir hale getirmeye sevk ediyor. Bu bir bakıma bütün dünya için bir “mega oruç.” Bütün kültürler oruç kavramını, faydalarını ve etkilerini bilir. Bu mevcut kendi kendini kısıtlama durumu,  istesek de istemesek de sanat dünyasında da hepimizi ilgilendiriyor.

Kriz, şu anki korkunç durum, bir şey yaratmanız, bestelemeniz konusunda size esin oldu mu? Ya da tam tersi, bir besteci olarak sizi yaratıcılıktan uzaklaştırdı mı?

Amerikalı yazar John Updike, kimse görmediği halde kilise sıralarının gizli taraflarını oymalarıyla süsleyen Orta Çağ ustalarının sakinliğiyle çalışmaya çalıştığını söylemişti. Ben de elimden geldiğince bu prensibe göre yaşamaya çalışıyorum.

Sizce mevcut krizin müziğin algılanma ve bestelenme şekli üzerinde bir etkisi var mı? Eğer varsa bu kâbustan sonra doğacak yeni müzik biçimi, yeni müzik dili ne olacak?

Bunu söylemek güç. Bütün zorluklar sanatçıları önemli olana, esas olana yaklaştırır. Böyle bir odaklanmanın ne gibi meyveler vereceğini zaman gösterecek.

Bu kısıtlamalardan almamız gereken en önemli ders nedir? Toplum olarak tecrit halinde nasıl yaşayacağımızı biliyor muyuz?

Bu küçük koronavirüs bize insanlığın tek bir organizma olduğunu ve insanlığın ancak diğer canlılarla ilişkili olarak mümkün olduğunu acı bir biçimde gösterdi. “İlişki” kavramı, bir şiar olarak, sevme yeteneği olarak anlaşılmalıdır. Bu gerçekten yüksek bir standart, belki de insanlık için fazla yüksek.

Mevcut durumumuz paradoksal: bu bir yandan izolasyon demek, öte yandan bizi birbirimize daha da yaklaştırıyor. Kendimizi izole ederken ilişkilerimizi küçük bir daire içinde değerlendirip ilişkilerimize özen gösterebiliyor ve hatta buna mecbur kalıyoruz. Dünyadan sevgi ve adalet bekleyip talep etmeden önce bütün bunları öğrenmeliyiz. Bir bakıma, koronavirüs hepimizi ilkokula gönderdi. Sonraki adımları ancak bu testi geçtikten sonra düşünmeye başlayabiliriz. Çok uzun bir süreç bu.

Bu krizi aştıktan sonra dünyamızın ve toplumumuzun aynı olmayacağı açık. Ama nasıl olacak? Özgürlükler ve sivil haklar konusundaki anlayışımızı değiştirecek mi?

Evet, tam olarak öyle olacak. Şimdiye kadar özgürlüğümüzü doğru şekilde nasıl ele alacağımızı bilemedik. Ceza acı verici olabilir.

Sovyet rejiminin adaletsizliğinin bir sonucu olarak sürgüne katlanmak zorunda kalmıştınız. Ülkelerin ve dünya hükümetlerinin krize verdikleri tepkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kriz, olası tüm sorunların ve eksikliklerin her düzeyde ortaya çıktığı bir durum yarattı. Siyasal ya da toplumsal sistemlerin zayıf yönlerinden bahsedip bahsetmememiz önemli değil. Mevcut kriz kimseyi kurtarmaz, acil durumda herkes artık gizlenemeyecek gerçek “değerlerini” ortaya koyar. Kimse bundan nasıl çıkacağımızı bilmiyor ama hepimiz hiçbir şeyin aynı kalmayacağını biliyoruz.

* Inés Martín Rodrigo’nun Estonyalı besteci Arvo Pärt ile İspanyol ABC gazetesi için gerçekleştirdiği 4 Nisan 2020 tarihli söyleşi.

Çeviri: Nalan Kurunç