Kötü yazar yoldadır ve mutlaka eve kavuşur

Bir ‘kötü yazı’ denemesi, kötü yazmanın sırları.

Kötü yazar yoldadır ve mutlaka eve kavuşur
[Not: yazıda köşeli parantez içindeki kısımlar ‘editör’ün düzelti, yorum ve önerileridir.]

Birazdan okuyacağınız her şey [okuyacaklarınız] “kötü bir yazar” nasıl olur, kim “kötü yazar” olabilir gibi soruların yanıtını veriyor. Editörümün gözünde kaçırabildiğim kadarıyla kötü bir yazarlık yapacağım.
Yazmanın altın kuralları yoktur, yazmanın kendine ait bir şekli ve mayası olsaydı Tanrı bunu parçacıklar halinde – leblebi gibi yani- havaya ata ata yutardı.

Evet! İlk adımı duydunuz bile. Her yazar Editör’ünün gözünden kaçtığı kadar kötü bir yazardır. Kötü bir yazar olmak istiyorsanız öncelikle kötü bir editöre ihtiyacınız var. Bu yazıyı okuyacak olan Ahmet Ergenç kötü bir editör değil [teveccühünüz] o yüzden haylazlık yapmak zorundayım.

İyi bir yazarın öncelikle kötü bir yazar olması gerekiyor bana kalırsa. Mesela ben şu an kötü bir yazar ve kötü bir şair olarak bana gelebilecek bütün eleştirilerle adam olurum. O yüzden kötü bir yazar daha sonra başınıza bela olabilecek bir kimse de olabilir. Bu işe yarar mı? [‘Bu’ derken?] Her zaman değil.

Kötü bir yazar olarak, kötü bir yazarın nasıl olduğunu biliyor olmam da alacağım yol konusunda deneyim[li olduğumu] gösteriyor sanırım. Gazetelerde [ve] dergilerde çıkan bütün o güzel taşaklı, iyi memeli yazarlar [bu ‘cinsiyetçi’ ifadeleri kullanmasak daha iyi olabilir] “kötü bir yazar nasıl olur?” sorusunu merak edip belki de bu yazıyı okurlar. Çünkü kötü bir yazar nasıl olur diyebilselerdi öyle konuşmaya [‘öyle’ derken?] devam etmezlerdi.

İçki içerek iyi bir yazar olunamayabilir ama kötü bir yazar olabilirsiniz mesela. Ve sonra Hemingway gibi şöyle diyebilirsiniz.

Aslına bakarsanız yazmak tam da böyle bir şey;
“Write drunk edit sober.” Hemingway
“Yaz gitsin, sonra döner bakarsın.” Çeviri: İsmail Sertaç Yılmaz (kötü çeviri diye buna derim.) [Bence iyi çeviri olmuş, bir de başına ‘sarhoşken’ lafını eklesek tam olur.]

Yani doğada, dünya[da], insanda bulunan her şeyin kendine ait bir dili var, siz ne kadar iyi bir çevirmenseniz ve [bu dili] ne kadar iyi anlarsanız [o kadar] güzel cümle kurarsınız.

Kötü bir yazar olma yolunda bir şeyler anladığınızda yola çıkın. [Yol lafı iki kere geçiyor, kulağa iyi gelmiyor.] Yol, cümle kurmanız konusunda size yardımcı olur. Yürümenin seks kadar kıymetli bir şey olduğunu, üremenin yalnız yumurtalıklar[da] değil beyin loplarında da gerçekleştiğine tanık olursunuz.
Kötü bir yazar olmanın en güzel taraflarından biri de yazdıklarınızın hiçbirinin boşa gitmeyecek olmasıdır. Her şey anlamlıdır, her şey güzeldir, bütün cümleler “tereyağından kıl çeker” gibi sıyrılır ve birbiri ardına gelerek örülür. İşte mükemmel [formül]! Ayrıca zaten kötü de olsa sorun yok, siz kötü bir yazarsınızdır ve kötü olmanın hakkını vermişsinizdir. Kime ne? Düdüklü bir yayınevini kim takar? [‘Düdüklü’ derken?]
Şair olmak da zor değil. Bakın hemen normal bir konuşma metnini şiir yapacağım.

İşte tam da bu söylediğim şeyi:
“Ne olmak kolay olsun, şairin yanında /
Her şeye bakınan gözün ve aklın / Konuşma onunla
Her şeyi şiir yapacak.”

İyi bir müzikle [müzik eşliğinde] dans etmeyi bilmeseniz de kafanız güzelse sahneye çıkarsınız. Çıkın! Kafası güzel insanların kötü dans etme[ye] hakkı vardır. Yazmak dans etmekten çok uzak [farklı] değildir. Kendinizi bırakın, kollarınızı havaya kaldırın, omuzlarını[zı] oynatın, gözlerini[zi] kapatın, elinize içki alın. Kalemi de bir içki kadehi gibi düşleyebilirsiniz [hayal edebilirsiniz]. Sözcüklerin melodisini işitebiliyorsanız siz [de] kötü bir yazar olabilirsiniz. Kötü bir yazar olmaya hakkınız vardır.

Uzağa bakın, uzağa bakmayı biliyorsanız bir cümlenin nereye gittiğini hesap etmeden [cümleleri peş peşe] sıralamaktan geri kalmayın. Dünyanın bütün şehirlerine, bütün köylerine sözcüklerle gitmeyi aklınıza koyarsanız bütün otobüsler, bütün uçaklar, bütün trenler sizin garınıza iner [uğrar]. Korkmayın! Kötü bir yazar olmanın [insana kendini] iyi [bir] yazar olmaktan çok daha özgür hissettirdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kötü yazar olmak iyi yazar olmaktan [daha] üstündür. [Burada ‘üstün’ yerine başka bir ifade kullanmak lazım.]

Sevişin, sevişmek insanın kendisinde saklıdır. Mağara gibidir sevişmek, tüm dağlarda bulunduğu [olduğu] gibi insanlarda da mağaralar vardır. Ruhunuz, en ortada görünen [bariz] [mağara] gibi gelse de, en saklı mağaranızdır. Kimseler, herkesin gördüğünü sandığınızda bile, göremez [ruhunuzu]. Bazen insanın kendisi bile kendi ruhuna inemez. Ruh dünyanın en gizemli varlığıdır. Ruh bir varlık mıdır? Siz onunla tanışana kadar bir varlığı yokmuş gibi gelebilir. Yazmak da öyle[dir]. Yazmak vardır. Yazmak, insanın kendisinden gelen bir şeydir; [onu] susturmalarına izin vermeyin.

Kötü bir yazar olmak isteyin, her zaman kötü şeyler yazmayı deneyin. İyi bir şey yazmak için yazmanın başına geçmeyin [yazmaya başlamayın]. İyi bir şey yazmanın [iyi bir yazının] kusurları vardır, kötü bir yazının kusuru yoktur [kötü bir yazı ise kusursuzdur]. O [kötü yazı] kendidir, arınmamıştır, seyrelmemiştir. Doğa gibidir. Doğa kötü ama mükemmel bir yazardır. Onu dinleyin, onu işitin, ona dokunun, o sizi asla yarı yolda bırakma[z].

Kötü öyküler, kötü şiirler, kötü romanlar yazmak için bile olsa yola çıkın. Yol sizi mutlaka evinize götürecektir. Hiçbir yol sizi evsiz bırakmaz. Gerekirse yolun kendisi eve dönüşür; yazmak da öyle.

Yazmak asla söylemek istemediğiniz şeyleri söylemenize izin vermez. [Bu cümle tam anlaşılmıyor.] Gerekirse yazmanın kendisi suskuya dönüşür.

Susku bütün anlamların birleşimidir. Siyah gibi.

Kötü bir yazar ringe çıkarsa Hemingway’e bile aparkat çekebilir. [Ama] Henry Miller’a asla! [Niye? Bir iki cümleyle açıklamak iyi olur]

Bu benim kötü yazarlık dersini verdiğim ilk gün, umarım ikinci bir gün olur. [Bu son cümle tam anlaşılmıyor.]