1915: Yüzleşmeyi Utanç Sağlayacak

1915’ten dolayı utanmıyoruz. Sırtımızda bir yük hissetmiyoruz. El değiştiren Ermeni mülklerini ya da katliama ilişkin hafıza mekanlarını görmezden geliyoruz. Bazen de “ortak acı” lafı bizleri teselli ediyor ve geçmişi geçmişte bırakarak ortada yüzleşilecek bir travma olduğu gerçeğine sırt çeviriyoruz.

“Biz kırıldık daha da kırılırız
Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
Hırsız da bilmiyor çaldığını.”
Cemal Süreya

Ermeni Soykırımı’nın yüzüncü yılını geride bırakırken devletin inkâr politikasından ısrarla vazgeçmediğini görüyoruz. “Helalleşme” çağrıları ve “ortak acı” gibi ifadeler soykırımın inkâr edildiği gerçeğini değiştirmiyor. Çok açık ki bu konuda daha cesur ve öz eleştirel bir perspektiften yüzleşme çağrısı yapmaya ihtiyacımız var. O halde bu çağrının soykırımın failini tek kişi veya kurumla sınırlı tutmayarak bütün bir toplumun işbirliğini sorgulaması ve Ermenilerin deyişiyle “Büyük Felaket”i, 1915 ve Osmanlı ile sınırlandırmadan ele alması son derecede önemli.

Onlar Gittiler Biz Barışı Yitirdik bu öneme gönderme yaparak Ermeni Soykırımı’nı Kürtler özelinde ve 1915’e takılı kalmadan geniş bir zaman diliminde inceliyor. Namık Kemal Dinç tarafından derlenen kitap Tarık Ziya Ekinci, Ahmet Türk, Şeyhmus Diken, Altan Tan, Eren Keskin ve Seda Altuğ gibi Kürt aydın ve yazarlardan politikacılara, bağımsız araştırmacılara ve tarihçilere kadar uzanan farklı disiplinlerden kişilerle yapılan soykırım temalı sözlü tarih görüşmelerine dayanıyor.

Özellikle de bu kişilerin farklı kuşaklardan ve disiplinlerden seçilmeleri çok iyi bir tercih olmuş. Böylelikle hem soykırım ile ilgili kişisel tanıklıklara rastlayabiliyoruz hem de bu konudaki tutumda kuşaklar ve disiplinler arasında değişen farklılıkları görebiliyoruz.

Kitabın başındaki, Adnan Çelik ve Namık Kemal Dinç’e ait “1915 Diyarbekir ve Kürtler, Toplumsal Hafızanın Kaynakları ve Kuşaklararası Aktarımı Üzerine Bazı Tespitler” başlıklı makale, ardından gelen söyleşilere düşünsel bir altyapı sağlar nitelikte. Bu anlamda ilk sıraya bu makaleyi koymak isabetli bir tercih. Kitap boyunca cevabı aranan, Kürtlerin Ermeni Soykırımı’na Türkiye’nin batısına kıyasla daha duyarlı olmalarının sebeplerine bu makalede değiniliyor. Kürtlerdeki sözlü kültür geleneği, ortak geçmiş ve kirvelik, hafıza mekanları ve Kürtçenin bir karşı hafıza alanı olarak ortaya çıkması bu sebeplerden birkaçı.

Kürt Hareketinin 1915’e karşı daha duyarlı ve öz eleştirel tavırlarının altında yatan sebep Şeyhmus Diken’e göre “mazlumun ve mağdurun duyarlılığı.” Naci Kutlay ise buna “suç ortaklığından dolayı özür dileme isteği” diyor. Kuşkusuz, fanatik Müslümanlığın etkisiyle İttihat Terakki’nin vaatlerine kanan sıradan Kürtler veya bölge dinamiklerinden beslenen bağımsız Kürt aşiretleri de soykırımın suç ortakları. Ancak bugün sessiz kalmanın verdiği pişmanlığın da Kürtlerin vicdanlarında kolektif utanç olarak açığa çıktığını görüyoruz. Çok açık ki katledilen Ermeni komşularının çığlıklarına kulaklarını kapatanlar, en az onların evlerini gasp edenler kadar suçlu.

Buradan 1915’in Türkiye’de neden sorunsallaştırılmadığının da nedeni ortaya çıkıyor. 1915’ten dolayı utanmıyoruz. Sırtımızda bir yük hissetmiyoruz. El değiştiren Ermeni mülklerini ya da katliama ilişkin hafıza mekanlarını görmezden geliyoruz. Bazen de “ortak acı” lafı bizleri teselli ediyor ve geçmişi geçmişte bırakarak ortada yüzleşilecek bir travma olduğu gerçeğine sırt çeviriyoruz. Bu durum tam da Cemal Süreya’nın benzetmesiyle katilin ve hırsızlığın cehaletine eş değer bir görmezden gelme hâli.

Söyleşilere yakından bakacak olursak, Mehmet Bayrak 1915’i Alevi Kürtler ve Ermeniler arasındaki ilişkiler bakımından Dersim özelinde anlatıyor. Buradan öğreniyoruz ki her ne kadar soykırıma suç ortaklığı eden Kürtler varsa aynı zamanda Ermenileri koruyan ve binlercesinin kaçmasına yardım eden Dersimli Alevi Kürtler de var.
Söyleşilerde öne çıkan meselelerden biri de dilin karşı hafıza alanı olarak kullanılabilirliği. Walter Benjamin’in deyişiyle hafızanın dille değil dilde aktarıldığının kanıtı olarak önümüze Ermenilerin, Süryanilerin, Kürtlerin ve Yezidilerin dillerinde 1915 soykırımı anlatan özel sözcükler çıkıyor. İkinci olarak da söyleşilerden öğreniyoruz ki sanılanın aksine 1915 ve onu takip eden zaman süresinde sürülüp katledilenler Ermenilerle sınırlı değil; aynı zamanda Süryanilerin ve Yezidilerin de sürgünü söz konusu.

Onlar Gittiler Biz Barışı Yitirdik resmi ideolojinin görmezden geldiği, Ermenilerin Anadolu’nun kültürel mirasının oluşturan halklardan biri olduğu gerçeğini göz önüne seriyor. Bu anlamda sadece politik düzleme sıkışmayan, aynı zamanda Ermenilerin soykırımdan önceki Anadolu’daki sosyal ve kültürel hayatlarına dair ip uçları veren söyleşiler oldukça değerli. Mesela Mehmet Bayrak’ın söyleşisinde Ermeni Aşıklarının Alevi-Bektaşi Edebiyatı’ndaki yerlerini ve Yunus Emre’den önce gelen Yaresan Alevi Kürt şairlerini öğreniyoruz. Şeyhmus Diken, Diyarbakır kadayıfının Ermeni ustalarla bağını anlatıyor. Ayrıca Gülten Kaya’nın Ahmet Kaya ve Hrant Dink’in kesişen hayatlarını anlattığı söyleşisi iktidarın madunlar üzerindeki baskının devamlılığını anlatıyor.

Son olarak, hesaplaşma konusunda neler yapılmalı deyince, Onlar Gittiler Biz Barışı Yitirdik’ten hareketle aklıma Barış Ünlü’nün Tarihi Sökmek’te derlenen söyleşinde “Türklük Sözleşmesi” üzerine söyledikleri geliyor. (1) Ünlü, Türkiye’de maddi ve manevi her anlamda Türkleri kayıran ve onları ayrıcalıklı bir sınıf haline getiren metoforik bir sözleşmeden bahsediyordu. Ünlü’ye göre, bu sözleşme bir tür ayrıcalıklar üzerine düşünmeme, görmeme, duygulanmama hallerini barındırıyor. Aslında yüzleşme pratiğinin nasıl olacağının cevabı burada gizli, bizlere her türlü ayrıcalığı veren Türlük aidiyetlerimizi sorgulamak. Ancak bunu yaparsak utanç duymaya başlayabiliriz. En azından şunu bilmeliyiz; bugün boğazımızdan geçen her lokmada başta Ermeniler ve Rumlar olmak üzere “öteki/ yabancı/ gayri müslim…” diye tarif ettiklerimizin artı değeri var. Andrei Tarkovsky’nin yönettiği Solaris‘te bir karakter “Dünyayı utanç kurtaracak!” diyordu. Bizler de o her lokmanın utancını içimizde taşımadıkça asla 1915’le yüzleşemeyiz.

Dipnotlar
(1) Tarihi Sökmek (Osmanlı – Türkiye ve Ortadoğu Tarihine Dair Konuşmalar), der. Eren Barış, Phoenix Yayınları, 2016, s. 55-59

onlar-gittiler-biz-barisi-yitirdik