Narmanlı Yurdu; Neydi, Ne Olacak?

Zamanında A. H. Tanpınar’ı da ağırlamış olan Narmanlı Han’ın şimdiki hali ve geleceğine dair Beyoğlu Kent Savunması’nın açıklamaları.

Narmanlı Han’da bir dönüşüm yaşanıyor. İçerisindeki dükkanların birer birer kapanmasından sonra dönüşümü durdurma görevini devralan Beyoğlu Kent Savunmasından avukat Eren Can ve Deniz Özgür’le konuştuk.

Eren Can hanın tarihi değerinin olduğundan ve bu projenin Beyoğlu’ndaki dönüşümün ayaklarından biri olduğundan bahsetti, savunulmasının da bu nedenle önemli olduğuna değindi. Dönüşüme uğramaya çalıştırılan diğer birçok yapı gibi, örnek vermek gerekirse Emek Sineması, şimdi Demirören halini almış tarihi yapı dokusu ve benzeri birçok örnek bu dönüşümün nereye gittiğine az çok işaret ediyor.

Can aynı zamanda bu projenin gerçekleştirilmemesine dönük yükümlülüklerinin belediyeyle de bir sorun teşkil ettiğinden, çünkü Kültür Varlıklıklarını Koruma Kanunu tarafından yapının tescilli olmasına rağmen Belediyenin üzerine düşeni yapmadığından, projenin başındaki mimar Sinan Genim’in ise Narmanlı Han’ın kültürel ve kamusal bir değer olduğunu unutarak, piyasanın iştahına göre işi projelendirdiğinden ve bu konuda da sabıkalı olduğundan bahsetti.

Deniz Özgür’le konuştuğumuzda ise sorulardan bir tanesi Narmanlı Han’ın müze olup olmamasının istenen bir durum olup olmayacağıydı. Deniz Özgür müze kurumunun dönüşümün bir parçası olarak kullanılacağından, müzecilikle hanın kültürünün dönüşüm içerisindeki bir ‘çeşit’ haline geleceğinden ve bunun da dönüşüm sürecindeki bir “yoketme sanatı” olduğundan bahsetti. Narmanlı Han’ın tarihi ve Beyoğlu Kent Savunmasının konuyla ilgili hazırladığı kısa metni sunuyoruz:

* Narmanlı Han Nerede?

Narmanlı Han, ya da diğer ismiyle Narmanlı Yurdu, İstiklal Caddesi’nin Tünel ucunda, Taksim yönüne ilerlerken solda, İsveç Konsolosluğu’nun tam karşısında, heybetli ama sakin görünümü ve girişindeki pasajdan birkaç adım atarsanız huzur verici avlusu ile hemen dikkat çeken tarihi bir yapı. Ön cephesi İstiklal Caddesi’ne, yan cepheleri Müeyyet ve Sofyalı sokaklara bakar.

* Narmanlı Han Neden Önemli?

Narmanlı Han 1831 yılında, yani bundan tam 184 yıl önce, İsviçreli mimar Giuseppe Fossatti tarafından inşa edildi. Kardeşi Gaspare ile birlikte daha sonra Aya Sofya restorasyonunu da üstlenen ve yine cadde üzerindeki Hollanda ve Rus konsolosluklarının da mimarı Fossatti’nin İstanbul’daki ilk binasıdır. Narmanlı Han, İstiklal Caddesi üzerinde, inşa edildiği dönemdeki biçim ve estetiğini koruyabilen, bir zamanların Veba Hastanesi, yani bugünkü Fransız Kültür Merkezi ile birlikte en eski binalardan. İlk olarak Rus Elçilik binası – bir kısmı da hapishane – olarak kullanılan han, daha sonra dükkanlara, ofislere ve atölyelere ev sahipliği yaptı. 1920’deki kısa ömürlü Ermenistan Cumhuriyeti’nin Konsolosluğu da Narmanlı Han’daydı.

1933 yılında binayı İstanbul’un ünlü tüccarlarından Avni ve Sıtkı Narmanlı kardeşler satın aldı. Hanın yeni sahipleri odalarını daha çok yayınevlerine ve sanatçılara kiralayınca handa kendine özgü bir sanat ortamı oluştu.

Narmanlı Han’da yaşayan ve çalışan sanatçılar arasında Macar heykeltıraş Fidzek Karoly (ya da Firsek Karol), ressam Aliye Berger, yazar Ahmet Hamdi Tanpınar ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu var. Ahmet Hamdi Tanpınar, diğer birçok eserinin yanı sıra Cumhuriyet dönemi edebiyatının zirvelerinden ‘Huzur’ adlı romanını da Narmanlı Han’da yaşadığı dönemde yazdı.

Narmanlı Han bir dönem, 28 Ekim 1908’de Misak Koçunyan tarafından İstanbul’da kurulan Ermenice günlük gazete Jamanak’a da evsahipliği yaptı. 1980’lerin sonunda ve 1990’larda hanın avlusu, özellikle Deniz Kitabevi çevresinde yeni bir kuşağın tanışmasına ve buluşmasına mekan oldu. Kitapseverler, plakseverler, fanzinciler, müzisyenler, avludaki kediler, yine avludaki Beyoğlu 2. Noterde koşuşturanlar, çaycıdan çay alıp banklarda veya merdiven basamaklarında soluklananlar ve hanın emekçileriyle birlikte Narmanlı Han’ın son canlı dönemini oluşturdular.

* Narmanlı Han ‘Dönüşür’ mü?

Narmanlı Han ile ilgili ilk ‘dönüştürme’ çabaları 1990’larda gerçekleşti. Bu dönüşüm için ilk seçilen mimar, Taksim Kışlası replikasının da mimarı olan Halil Onur’du, ancak sivil toplum kuruluşlarının direnişi, Narmanlı Han’ı üstüne dört kat çıkarak tanınmaz hale getirecek bu projeyi engelledi. Unutmayalım, Halil Onur, Emek Sineması’nı yıkıp AVM’ye dönüştürmeyi hedefleyen ilk projenin de mimarıydı.

Narmanlı Han’ın eski hissedarları tarafından 57 milyon dolar karşılığında Mehmet Erkul ve Tekin Esen’e satılmasının ardından hazırlanan yeni dönüşüm projesinin mimarı ise benzer birçok projenin mimarı Sinan Genim. Genim, ‘7 dükkan, 2 restoran’ diyor, ‘kaliteli dükkanlar’ diyor, ‘sanat kurumları tarzı bir şey’ diyor, en önemlisi, ‘tabii bunlar arz talep meselesi’ diyor. ‘Akasya ağaçları falan var ama kurumuş zaten, o ağaçlar sökülür’ diyor. ‘Piyasa şartlarına uyacaksın’ diyor.

* Narmanlı Han Nasıl Korunur?

Narmanlı Han ile ilgili yukarıda saydıklarımız nostaljik birer anı, geçmişte kalmış birer hayal değil. Çünkü kültürel miras dediğimiz şey sadece Narmanlı Han’ın benzersiz fil ayakları veya avlusundaki mor salkımlar değil, aynı zamanda içinde yaşanmış hayat. O hayatın, hayatların, bizim bugünkü hayatlarımıza kattıkları. Asıl korumamız gereken miras bu tarihsel, mimari, kültürel, bireysel ve toplumsal değerlerin bir araya gelmesiyle oluşan bütün.

Bu bütünün korunması ise kamusal bir sorumluluk. Bu sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin veya Beyoğlu Belediyesi’nin bugüne kadar üstlenmediği açık.

Ancak biz Narmanlı Han’ı ‘arz talep meselesine’, ‘piyasa şartlarına’ teslim etmeyeceğiz. Bugünümüzü ve geleceğimizi korumak adına, bir zamanlar burada yaşanmış hayatın hoyratça silinmesine ve unutulmasına izin vermeyeceğiz. Beyoğlu halkı olarak Narmanlı Han’ı, tarihimizi, kültürümüzü, yani tüm zarafeti, kırılganlığı ve inceliğiyle hayatımızın tam da kendisini tüm gücümüzle savunmaya devam edeceğiz.